Sanki iktidar koltuğu bir süre sonra oturanlarda alışkanlık oluşturuyor ki, oturanlar o koltuğu kaybetmemek için kucaklaşma yerine ayrışma tetiklenmeye çalışılıyor. Bu ise ister istemez toplumda kamplaşmaya yol açıyor. Farklı görüş sahipleri arasında tahammülsüzlüğe, birbirlerini dinlememeye itiyor. Böyle olunca da herkes konuşuyor ama kimse kimseyi dinlemediği için birbirlerini duymuyorlar. Böyle bir noktaya gelindikten sonra yapılan açıklamalar öylesine bir yoruma tabi tutuluyor ki, bırakın yapılan açıklamaları, medya aracılığı ile dinleyenlerin şaşkınlığını, bizzat söylediği iddia edilen konuşmanın sahibi bile, ‘Bunları ben mi söyledim/?diye sormadan edemiyor. Bu arada kamuoyunu oluşturmada açık medya değil sanal medya aracılığı ile oluşturulan sanal bir dünyada yazıp çizilenlerin dediği doğru gibi sunuluyor. . . Netice itibariyle özellikle sanal alemin bir takım görünmez kahramanları (!) kendileri toplumun karşısında açıkça yer almaktan çok sığındıkları siperin gerisinden kimliklerini de gizleyerek bir takım yorumlar yapıyor, sahiplerine şirin görünmek için akla hayale gelmeyen çarpıtma, bunun da ötesinde hayali yorumları piyasaya sürüyorlar. Sonuç olarak kimsenin bilmediği tanımadığı sahte kimlikli insanlar sadece efendilerine yaranabilmek adına piyasaya sürdükleri aslı olmayan yorumlarla kamuoyunu oluşturmaya çalışıyorlar.
Halbuki ülkemizde farklılıkların körüklenmesine değil, ülke sorunları etrafında ortaklaşa kafa yormaya ihtiyacı var. Çünkü ayrıştırma ister istemez toplumda insanların birbirinden uzaklaşmalarına yol açıyor. Çünkü toplum bir takım masa başında uydurulmuş haberlerle teslim olmaya zorlanıyor. İktidar sahipleri kendileri gibi düşünmeyenleri hain, terör destekçisi gibi ağır suçlamalara maruz bırakıyor. Bir bakıma güçlü benim, benim dediğim olur yaklaşımı tabii hale gelmeye başlıyor.
Halbuki demokrasi farklılıklara tahammülü gerektirir. Eğer farklılıklara tahammülün yerini farklı olanlar düşman ilan ediliyorsa bunun adı kesinlikle demokrasi olmaz. Demokrasi kılıfı içinde sunulan bir başka yönetim anlayışı olur. Hemen belirteyim ki 1960 darbesi ve sonrasında ülkemizin yaşadığı tüm olumsuzlukları yaşamış, olağanüstü dönemlerde ortaya çıkan durumu yakından takip etmiş birsi olarak diyebilirim ki, düşmanlaştırma ve ayrıştırmadan toplumumuz sadece çeşitli itham ve bahanelerle büyük acılar yaşadı. Bu acıların bir daha yaşanmaması için öncelikli olarak farklılıklara tahammül yaklaşımının toplumda yaygınlık kazanması gerekiyor. Sonuç olarak 6 muhalefet partisi liderinin ortak davranışı ve aldığı ortak hareket kararı geçmişte yaşanan üzüntülerin bir daha yaşanmamasını sağlayacaktır.
Oluşacak ortak bir hareket bazılarını rahatsız edebilir, hayali bir takım itham ve iftiralarla böylesine olumlu bir ortamın oluşmasını engellemeye çalışacaklardır. Halbuki bu ülkede barış için birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Yoksa sadece belli bir kesim birlikte hareketten memnuniyet duyarken bir başka kesim iktidar koltuğunu kaybetmek endişesi ile ısrarla kendisi gibi düşünmeyenleri hain ve terörist ilan etmeyi sürdüreceklerdir. Dileğimiz bu tür yanmış tavırların biran evvel terk edilmesi, bu güzel ülkede herkesin huzur ve barış içinde yaşayabilmesi için yapılması gerekenlerin hayata geçirilmesine herkesin katkı vermesi, ülkemiz tedirginliklerin değil, barışın hakim olduğu bir noktaya çekecektir.
Bu bakımdan 6 muhalefet liderinin aynı masa etrafında bir araya gelerek ülkenin sorunlarına çözüm bulmak hususunda ortak bir hareket oluşturmalarını olumlu bir gelişme olarak görüyorum.