Aynı mektepte okuyoruz

Abone Ol

Altı milyar insan mektep arkadaşıdırlar. Dünya mektebinin tavanında yanıp sönen yıldızlar, durmadan dönen ay ve güneş bizlere göz kırparlar.

Dağlar mektebin duvarları gibidir.

Denizler okulun havuzu gibidir. Biz, altı milyar insan, aynı güneşte ısınır, aynı denizde yıkanırız.

Güneş herkese aynı şekilde ısı ve ışık verir ama bizler yaşımız, kilomuz, sıhhatimiz oranında yararlanırız.

Bir taraftan tabiat ayetlerini okurken aynı anda Kur an ayetlerini de okumamız gerekmektedir.

Kur an ayetleri bu tabiat nimetlerinin paylaşımını kurala bağlamıştır.

Bu kurala uyulmazsa, cimriler "Dünyayı dolaşan nimetler yorulmuşlardır, dinlensinler" diye kendi kasalarında toplamaya giderler.

Ekonomik dengeyi kendi çıkarları doğrultusunda bozanların duyguları bozulur.

Bütün paraları kendi kasasına yutturan adam, afyon yutmuş adam gibi doğruyu eğri görmeye başlarlar.

Açlıktan inleyen insanların iniltisinden zevk almaya başlarlar.

Dünyayı satın aldıklarına inanırlar ama karşılık olarak ömürlerini verdiklerini bilmezler.

Bir hukukçumuz : "Hocam Kur an 1400 sene önce indirildi. Zaman değişti. Zamanın değişmesiyle de ahkam değişti. Kur an bizim hayatımıza bir canlılık katmaz"  dediğinde ben de ona:  "Günümüz fizik, kimya, biyoloji bilginlerinden biri çıkıp da  bu sudan Adem de içmişti, bu havadan Havva da koklamıştı. Şimdi zaman değişti. Biz iki binli yıllardayız. Bizim havamız ve suyumuz değişik ve çağdaş olmalı diyen var mı

Bu kelebeğin kanatları ve renkleri çağdaş insanın renk anlayışına uygun değil diyen var mı  

Tabiattaki binlerce kanundan bir tanesi bize uygun değildir diyebiliyorlar mı dediğimde.

"Hayır tabiatta kusur yokmuş." demişti.  "Peki milyonlarca  yıl önce yaratılan tabiat kanunlarında  kusur yapmayan Allah (c.c) bin dört yüz sene önce indirdiği  kitabında mı kusur yapacak

Kur an ayetleri anne sütü gibidir. Bir günlük çocuğa bir günlük gıdayı verir, altı aylık çocuğa altı aylıkken lazım olan gıdayı verir.

Rektörün aynı ayetten anladığı ile dağdaki çobanın anladığı ayrı olacaktır.

Altı milyar insan anlamak için gönlünü Kur an a verirse Rabbimizin murad ettiğine yaklaşılır.

Gıdaların tabii olanı daha iyi olduğu gibi, sözlerin ilahi olanı yani Allah a ait olanı daha iyidir.

Bu dünya yolculuğunda en ünlü hatipleri yaratan Allah ın hitabına kulak ver.

"Zamanın değişmesiyle örfe dayalı ahkam değişir." Çünkü örfte insan eli var. O örfü aynı çağın insanları oluşturur.

Kur an Allah kelamıdır. Güneş, hava, su Allah ın yarattığıdır. "Allah güneşi, havayı, suyu binlerce yıl önce yaratmıştır. Biz Hz. Adem in soluduğu havayı istemeyiz. Havamız çağdaş hava olsun" diyen yok.  

"Taş devri insanlarının ısındığı güneşi istemeyiz. Milenyum güneşi isteriz" diyen yok. Hz. Nuh un gemi yüzdürdüğü suyu istemeyiz. Bizim suyumuz iki hidrojen, üç oksijen olsun" diyen yok.

Fizik, kimya, biyoloji bilginleri, tabiatta ve tabiat kanunlarında kusur yok diyorlar.

Tabiatı aydınlatsın diye güneşi yaratan Allah, gönülleri ve toplumları aydınlatsın, fertlere ve toplumlara yol göstersin diye Kur anı nı indirmiş. Güzelle çirkin gün ışığında belli olur. Güneş batınca akla kara, güzelle çirkin aynı görünür. Aynı güneşten renk alan narçiçekleriyle, kar çiçekleri karanlıkta kaybolur.

Hak ile batıl da Kur an ın adalet ölçüleri içinde belli olur. Onu toplum hayatından çektiniz mi korkaklar kahraman, devleti soyanlar baba, kadın ticareti yapanlar vergi rekortmeni kutsal insan olup çıkıveriyor.

Güneş, hava, su, toprak ilk insandan son insana kadar herkese faydalı olarak yaratıldığı gibi Kur an-ı Kerim de son insana kadar insanlığa yol göstermeye devam edecektir.

Bin dört yüz yıl önce efendimizin arkadaşları suyu içerler, banyo yaparlar, abdest alırlar, hayvanlarını ve bahçelerini sularlardı. Şimdi ise sudan elektrik üretiyoruz. Daha sonraki çağlarda sudan daha nasıl yararlanılacağını o çağın insanları bilir.

Otlar, çiçekler, çekirdek ve danelerden Lokman Hekim kendi çağının hastalıklarına ilaçlar buluyordu. Aynı tabiattan İbn-i Sina kendi çağının ilaçlarını buldu.

Günümüz eczacıları "yine aynı tabiattan" çağımızın hastalıklarına ilaçlar bulmaya devam ediyorlar. İşte Kur an ayetleri ve kelimeleri kıyamete kadar gelecek insanların sorunlarına çareler içermektedir. Yeter ki ehil gönüller Kur an a eğilsinler.