HEP söyler, hep yazarım; önce aynayla hesaplaşın sonra
konuşun diye. Hatta daha da bir başka deyişle, arkanıza bakarak öne hamle
yapın... Çünkü böyle yapmazsanız rezil olursunuz. Hep de olunmuştur.
Şimdi sadede gelelim. Aziz Yıldırım, Cannes da bazı
yabancı yayın organlarına röportajlar vermiş... Ve de ağırlıklı olarak, hatta
hatta hepsine şike darbesinin cemaat tarafından gerçekleştirildiğini iddia
etmiş. Zaten 3 Temmuz günü öğlen saatlerinde de, Yüksek Divan Kurulu başkanı
Yüksel Bey de Sosyal Tesisler havuzunun yanında benzeri bir açıklama yapmıştı.
Eh körlerle sağırlar birbirini ağırlar diye harika bir deyim vardır ya. Tam da
o işte...
Peki, ben şimdi Aziz Bey e sormaz mıyım Neyi mi Şunu:
Sizin taraftarınız maçlarda, üyeleriniz kongrede Hükümet istifa diye basbas
bağırmıyor mu Kongrede, Cumhuriyet ilkeleri diye saçmalayıp, günümüz
hükümetini hedef almıyor mu Zat-ı alileriniz cumhuriyet ilkeleri ile yapışık
yaşıyorum demiyor musunuz, hükümeti kastederek Hem de kırmızı kartlık askerlik
harikanız ile (!)
Yahu Aziz Bey, lütfen bir karar verin artık. Sizi cemaat
mi, yoksa hükümet mi içeri aldı, yargılattı ve mahkum ettirdi Siz başka
telden, tribündeki ve sokaktaki müritleriniz başka telden çalıyorsunuz. Yani
UEFA Disiplin Kurulu, UEFA Tahkim Kurulu, CAS, 16. Ağır Ceza ve Yargıtay yalan
söylüyor, haksızlık ediyor ama siz 5-0 ı kabul etmiyor ve bizim suçumuz yok
diyorsunuz. Hadi bizim goller ofsayt, Avrupa nın, dünyanınkiler de mi öyle Ya
da tersi... Meğer siz neymişsiniz de bizim haberimiz yok. İbrahim Akın ın
hocası ne yapıyor acaba Bir de kargalar ne yapıyor ben onu da merak ediyorum.
Sayın Başbakan da Brüksel e gider ayak, Yargıtay acele
etti. Seçim sonrasına bırakabilirdi demişler. Yani siyaset varken adalet, spor
falan da neymiş. Kırk yıllık dostum, bu olmadı işte...
Ali Esin kardeşimin sorusuna inşallah yarın cevap
veririm. Baycan, Ümit, Enver, Burak ve Beyhan kardeşlerime de... Tabii malum
mesele ile ilgili iyi veya kötü bir gelişme olmazsa