AYLAN EL KÜRDİDEN ÇIKARILACAK DERSLER

Abone Ol

Yıllar önce, Körfez Savaşı sırasında dünyaya servis edilen karabatak kuşunun yankıları hâlâ hafızalarda kazılıdır. CNN patronu Ted Turner’in talimatı doğrultusunda servis edilen Pentagon mahreçli haber, çok geçmeden yıllar önce Alaska’da, Exxon Valdez adlı tankerden sızan petrolün çevreye yayılması sonucu durumdan etkilenen kuşlara ait olduğu ortaya çıkmıştı.

Keza, Hill and Knoltown tarafından kurgulanan Kuveyt’teki bir hastanede kuvözdeki çocuğu yere fırlatan bir Irak askerinin vahşeti çağrıştıran haberi de çok geçmeden ABD’nin Körfez Savaşı’nı meşrulaştırmaya yönelik sansasyonel algı operasyonuna yönelik bir manipülasyon olduğu çok geçmeden ortaya çıkmıştı.

Keza, ABD’nin Afganistan müdahalesi öncesi gündeme getirilen, Bamiyan Budaları (Buda Heykelleri) haberi dünyada büyük yankı yaratmıştı. O dönem bu heykeller hakkında ansiklopedik bilgi edinmek amacıyla, Grolier International Americana’nın 1940’lı baskısına baktığımda çok şaşırmıştım. Çünkü dünyayı ayağa kaldıran o fotoğrafın tıpkıbasımı bu ansiklopedide yer alıyordu. Olayın en can alıcı noktası olan heykellerdeki kurşun izleri ve tahribat, bu ansiklopedide açık seçik ortaya konulmuştu. Ansiklopedideki haber, onlarca yıl sonra yeniden yaşanmış gibi taze haber olarak dünyaya servis ediliyordu.

Bu kez, Bodrum açıklarında kıyıya vuran 3 yaşındaki Aylan Kürdi adlı çocuk cesedi bir kez daha dünyayı ayağa kaldırırken, geleceğin demokrasi (anticipatory democracy) anlayışını da çok çarpıcı ve vahamet boyutunda ortaya koymaktadır. Bu insanlık ayıbı, Ortadoğu’da yaşanan  ‘iç savaş kanamasının’ en çarpıcı örneği olsa gerek.

Sözüm ona, ‘küresel bütünleşme’ için çaba harcayan Batı, ne yazık ki Ortadoğu’da, ‘şiddet yoluyla barış’ formülünü canlı tutma çabası içerisindedir. Küresel emperyalizmin ‘küresel bütünleşme’ politikası, bölgemizde ‘küresel eritme’ politikasına dönüştürülmüştür.

Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, uluslararası kuruluşların Irak ve Suriye’de yeterince ağırlık koyamamaları ve sorumluluktan kaçınmaları, yıkıcı ve can alıcı sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, bölgemizde yaşanmakta olan acı insanlık dramı, artık insanlık ayıbına dönüşmüştür.

Hatırlanacağı üzere, Bosna’daki savaş sırasında, Müslüman Bosnalılara karşı benzer zulüm ve vahşet yaşanırken, Vance-Owen Barış Planı’nın mimarı İngiliz Lord David Owen, Bosna barış görüşmelerinde; “Bosna’daki savaş aslında Batılıların savaşı değildir” ifadesi damgasını vurmuştu.

Bosna barış görüşmelerinde, “Dr. Death” (Ölüm Doktoru) unvanına sahip Lord Owen’ın Müslümanlara karşı yaklaşım tarzı ile Bodrum’da kıyıya vuran küçük çocuk ile ilgili Batı’nın bakış açısı ve tutumu tıpatıp örtüşmektedir. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, Batı’nın gözünde ve tutumunda hiçbir şeyin değişmediği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Kısacası, Lord Owen’ın Bosnalı Müslümanlara yönelik algısı hâlâ zihinlerde değişmemiştir. Batı’ya göre Ortadoğu’da sürmekte olan acı iç savaş, “Batılıların savaşı değildir.” Bu nedenle, yüzbinlerin ölümü onlar için adeta basit bir teatral niteliği taşımaktadır.

Bu nedenle, Aylan Kürdi’nin cansız bedeni, Batı için suya atılmış bir imza ve ‘sakilü’r ruh’ değil, ‘hafifü’r ruh’ niteliğindedir.