Ayıbını paylaşmakla övünen insanlar hakkında

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta yaşanan olaylar açısından yine bereketliydi. Daha bir tanesinin neden sonuç ilişkisine kafa yoramadan yenileri eklendi. Şehid haberleri haber bültenlerinde ve gazetelerde seri haber kıvamında. Köşeleri, bölümleri var. Sosyal medya her zamanki gibi. Utancını sergileyen insanlarla dolu.

Belki de bu haftanın en çok konuşulan gündemiydi kıyıya vuran çocuk. Fotoğrafa bile bakamadım. Benim bakamadığım fotoğraf sosyal medyada “rt” getirici olarak kullanılmaya başladığında insanlık namına insanlığa nasıl ihanet edilebileceğine şahit oldum. Süslü cümleler edebilmek için özel anlardan biriydi çünkü. Yaşanan olayı küçülttüğünün farkında değillerdi. Popüler olanın hissiyattan payı olamayacağını anlamadılar bir türlü. Önümüzdeki günlerde “Kıyıya vuranlar” başlığında ödül törenleri düzenlenirse şaşırmam emin olun. Kalem erbablarının fikrini rektifiye etmesi gerek diye düşünüyorum.

Dün ile bugün arasında ne kadar büyük farklar var. Dünün kalem idarecileri yazdıklarıyla bir toplumu yazdıkları ile alakalı düşünmeye sevk edebilirken; geldiğimiz noktada her acıdan kalemine mürekkep çekenlerin adı olaydan daha önemli hale gelir olmuş. Popülerliğini, aldığı alkışları, adam yerine konmasını üstünde tepineceği acıya borçlu zavallıları görünce üzülüyorum işte. “Yere batsın cebinizde biriktirdiğiniz cümleleriniz” demek geçiyor içimden. Engel olamıyorum kendime, öfkeleniyorum.

Yeni fikirşörler kazanacak ülkem bu son yaşananlar ışığında. Belki biri bir kitap yazacak. Yüzükoyun yatan çocuğun çizimini koyacaklar kapağa. Söyleşilerde gözyaşları dökülecek. Kitaplar imzalanana kadar sürecek tabi ağlamalar. Dergiler Ekim sayısında yer verecek bu olaya. Hikâyesini ve şiirini yazanlar “Olmuş mu ” diye abilerine gösterecek. “Betimlemeler daha iyi olabilirdi” gibi fikirler beyan edilecek. Sosyal medyada paylaşılacak yazılanlar. Rt alabilmenin hazzıyla daha da duygusallaşacak kalemşör. Sivriltecek kalemini. “Büyük” sözleri konsept gereği küçük harflerle yazacak. Tebrikleri kabul ederken yudumladığı çayın tadı bir başka olacak.

Abarttığımı mı düşünüyorsunuz İstisnaları muaf tutmadığımı düşünmeyin. Fakat geçmişe dönüp acı olayların tarihçesinde bir gezintiye çıktığımda gördüklerim içimi acıtmaya yetiyor. Hanzala insanlığa sırtını döndüğünden beri gözlerini göremiyorum. Gözlerin ve bakışların yakıcılığından korkan bir âcizin fikri miydi sırtı dönük çizmek diye düşünüyorum bazen. Biliyorum hatayı düşünmekle yapıyorum. Kulaktan kulağa oynamayı beceremiyorum işte. Hislerimi dizginleyemiyorum. Duyduğumla amel etmeyi öğrenemedim bir türlü. Programlayamadılar beni hamdolsun. Burada üzülünecek, burada gülüp geçilecek, burada Amerika ve Avrupa’nın insafının gölgesinde beklenecek, hata her zaman başkasında aranacak…!

Neden

Büyüsünü bozuveriyorum hemen. Hem de bir soruyla yapıyorum bunu. Sessizlik çöküyor ortama. Sorularım “cevapsızlık” büyütüyor. Bizim ortamlarımızda sessizliğin konuk olduğu geniş bir bölüm vardır. Her şeyi bilene ivazsız iman ettiğimden bu yana anlamadığı konularda birisini savunmaya çalışan “bir bildiği vardır”cılarla problem yaşıyorum. Niyet sevici olmadığım için şükürler biriktiriyorum.

Çok Amerikan filmi izlemekten kaynaklanıyor bu sorunlar. Her filminde dünyayı kurtaran, bir insanın bile hayatını pazarlık konusu yapmayan o kahramanlar(!) bizi içten içe etkilemiş anlaşılan. Lafa gelince büyük şeytan Amerika! Eee sonra Ezbere kurduğumuz cümlelere tek bir anlam yüklediğimiz için ise konuyu anlamaya yaklaşmıyoruz. Sevmediğimizi söylediklerimizin sevdiklerimizin yanında ne işi olduğunu sorgulamaya cesareti olan var mı acaba Kafanız karışmasın. Somut örneğini de vereceğim. Telaş yok. Konudan sapmamaya çalışıyorum bir yandan. Özür…

Olaylara bakarken, değerlendirirken tarihsel sürecini umursamaz, sebeplerine kafa yormazsanız gündelik gündemlerin arasında şahsiyetinizi aramaya bile fırsat bulamazsınız. Herkesin ekranında şimdi sahilde yüzüstü yatan çocuk. Hadi bakalım abiler, ablalar kalemlerin uçları açılsın. Amerika’ya ve Avrupa’ya insanlık dersi verin cümlelerle. Fransa’daki yürüyüş aklınıza gelmesin ama… Bozmayın durduk yere moralinizi. Esma’nın kanı pıhtılaşmıştı zaten. Babası idamını, Esma’sını kucaklamayı bekliyor. Sisi hâlâ kötü ama. Amerika da kötü! Kadim dostumuz, stratejik müttefikimiz ama olsun. Esad daha kötü. Suriyeliydi kıyıya vuran çocuk. Arabistan kralı Esma’yı vuran kurşunun sponsoru. Sisi kötü ama. Kral öldüğünde bizim bayraklar yarıya mı inmişti Demokrasinin en büyüğünü siz Hiroşima’ya sorun da anlata anlata bitiremesinler. Avrupa vicdansız. Birliğe bir dâhil olalım öğreteceğiz onlara. Neyi Bak yine yaptım. Soru sormayacaktım.

Efendiler! Azıcık vicdanınız kaldıysa “acı”nın resmine hayranlığınızın çabuk geçmesine izin verin. Sebeplerini sorgulayacak kadar cesaret arayın içinizde. Ucu sevdiğiniz birine dokunup da “bir bildiği vardır” diyemediğiniz kıyıda buluşalım.

Sahile vurmaz belki o gün insanlık. Kim bilir; tutup kaldırırız belki yerlerde sürünen vicdanımızı!

Son olarak; paylaşmayın şu resimleri. Az rt alıverin ne olur. İnsanlık ayıbıdır kadrajdaki. Örtün ayıplarınızı. Göstermeyin!

Kalbinizin sahibine emanet olun…

Eyvallah!!!