Ayetler ve adetlerimiz

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Bütün insanlığın yaratıldığı fıtrat üzere insanlığını yaşayabilmesi anacak “Kur’an Nizamı” ile mümkündür. Bu nizamın özünde sevgi, şefkat, huzur, barış ve kardeşlik vardır. Temeli ise “Tevhid” yani BİR olanın etrafında birlik olmaktır. Bu olmadan olmaz. Olur diyenlerin hali ortadır. Sağcının, solcunun, liberalin, muhafazakârın, Hıristiyan’ın, Yahudi’nin, Budist’in, ateistin, Siyonist’in, her inanç ve ırktan insanın huzur ve barış içinde yaşamasının tek çaresi “Kur’an Nizamı”dır. Bu nizam, sömürü ve zulüm uygulamalarına yer vermez, zulüm ve sömürüye kökten karşıdır. Bu nizam insan için faydalı olan ne kadar şey varsa hepsini korur ve geliştirir. İnsan için ne kadar zararlı şey varsa bu zararlı şeyleri engeller ve bunlar ile mücadele eder. Kur’an’da bulunan bütün ayetler, bu nizamın dayandığı belgeler ve esaslardır. Bu nizamın geleneği ise Peygamberimizin sünnetidir.

Ayet; açık alâmet demektir ve bir şeyin ve bir amacın varlığını gösteren şeydir. Bu bakımdan ayet, duyuların, düşüncelerin veya akılla bilinen şeylerin dışa vurmuş şeklidir denilebilir. 

Kur’an’da ise ayet; surelerin içinde, başı ve sonu belli bir veya birkaç cümleden meydana gelmiş Allah Teâlâ’nın sözü ve hükmüdür. Kur’an ayetlerinin her biri Allah’a ait alametler, işaretler ve hükümlerdir. Kitabımız Kur’an, ayetlerden meydana geldiği gibi kâinat kitabı da ayetlerden meydana gelir. Çevremizde gördüğümüz her şey, Allah’ın birer ayetidir. Bütün varlıklar, bütün olaylar Allah’ın OL emriyle olmuş şeylerdir ve bunlar, insana Allah’ı tanıtmaları açısından birer ayettirler. Ayet, şu manalarda kullanılmaktadır: 1-Delil manasında: Ayet, Allah’ın varlığına, birliğine, kudretine işaret eden delillerdir. Bakara Suresi’nin 164. ayetinde zikredildiği gibi, göklerin ve yerin yaratılması, gece ile gündüzün peş peşe gelişi, insanların faydası için denizde yüzen gemiler, ölümünden sonra toprağı diriltmek üzere yağmurun indirilişi, canlıların var edilmesi, bulutların boyun eğmiş bir şekilde havada yüzmeleri birer ayettir. 2-Ve ayrıca ayet; mucize, alâmet, acayip iş, ibret, kıyamet alâmeti manasında da kullanılmaktadır. 3-Ayet; Kur’an’ın tümü veya belli bölümleri manasında da kullanılır. Bizim yaygın olarak ayetten anladığımız mana budur. Kur’an ve ayetleri, insana saadet yolunu gösteren bir tevhid, hidayet, cihat ve ahkâmdır. İBRAHİM 1: “(Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip ve övgüye lâyık olan Allah’ın (İslam) yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.”

ADETLERİMİZ

Adet, gelenek, görenek, alışılmış davranış ve edinilen huy demektir. Bir İslam toplumunda adetler İslam’ın temel kaidelerine göre oluşur. Şayet adetlerin oluşmasında başka din ve anlayışlar etkili olursa o zaman bu toplum bozulur. İslam’a uymayan adetlerini din haline getiren topluluklar sonunda yok olup giderler. Bugün İslam dünyasında yaşanan bunalımların temelinde İslam’a uymayan adetler bulunmaktadır. Mesela toplumun kısmen önemsediği namaz ve oruç gibi ibadetler, adet ve alışkanlık cinsinden yapılan şeyler haline dönüşmüştür. Bunun da kimseye bir faydası olmamaktadır. Helaller ve haramlar karşısında ki duyarsızlık bir adet haline gelmiştir. Adalet ve zulüm, üzerinde hiç düşünülmeyen kavramlara dönüşmüştür. Adetleri dinin yerine koymak büyük bir felaketin habercisi sayılmalıdır. Bu kötü gidişattan kurtulmak, hayatı yanlış adetler ile değil Kur’an ve Sünnet ile yaşamakla mümkündür. 

ADİL DÜZEN İLE YAŞAMAK

İnsanı yoktan var eden Allah Teâlâ, yarattığı kuluna saadetini sağlayacak Kur’an ve Sünnet yolunu bildiriyor ve kul bu yolu kendisi için zararlı görüyor ve başka yollara sapıyor. İşte bu davranış kul için faydalı değil zararlı oluyor. Kul yaratıcının bildirdiği hak ve adalet esaslarına dayanan Adil Düzeni istemiyor, bunun yerine ırkçı emperyalizmin faizci kapitalist nizamına yöneliyor ve bu düzeni Adil Düzene tercih ediyor. Faizci kapitalist nizamı benimseyen ve bu nizam uygulamalarına rıza gösteren bir kimsenin eline ne geçiyor? Kocaman bir hiç… Tercih ettiği düzenin benimsediği materyalist eğitim ile çoluk çocuğu manevi değerlerden koparılıyor ve elinden alınıyor. Yine bu düzenin tercik ettiği materyalist Batı ahlakı ile aile saadeti yıkılıyor ve mutsuz bir birey haline geliyor. Faiz ve yürürlükteki zulüm vergileri yolu ile gelirlerinin büyük bir bölümü elinden alınıyor ve ırkçı emperyalizme aktarılıyor. Gelirlerinin diğer kısmı da tüketim ekonomisinin cazibesine kapılarak yaptığı lüzumsuz harcamalar ile elinden alınıyor ve satın aldığı eşyayı üreten tekelci sermayeye aktarılıyor. Tercih ettiği bu faizci liberal düzende bu kimse ancak bir köle olarak yaşayabiliyor. Eline kölelikten başka bir şey geçmiyor.

Ama bu insan Kur’an ve Sünnete tabi olursa ve Adil Düzeni tercih ederse o zaman köle olmaktan kurtulacak, saadet içinde yaşama imkânına kavuşacaktır. Adil Düzen Kur’an ahlakını esas aldığı için aile kurumu korunmuş olacak ve böylelikle mutlu bir yuvada ömür sürecektir. Adil Düzen maneviyatçı bir eğitimi esas aldığı için çoluk çocuğu manevi değerlere bağlı edepli bir nesil olarak yetişecektir. Böyle yetişen evlatlar anne ve babaları için faydalı kimseler olacaktır. Adil Düzende faiz ve haksız vergi olmadığı için gelirleri korunmuş kalacaktır. Adil Düzen üretimi esas aldığından vatandaş kendi üretimiyle geçinebilme imkânına kavuşacak, kapitalizmin lüzumsuz harcamalarına ihtiyaç duymayacaktır. 

Günümüzde böyle bir düzeni Milli Görüş ve Saadet Partisi savunmakta ve topluma bu düzeni teklif etmektedir. Toplum Adil Düzende yaşama yolunu tercih ettiği ve Saadet Partisi’ni iktidara taşıdığı zaman saadet bulacaktır. Selam hidayete tabi olanlara…