Ayasofya?yı açma ama fethi kutla!..

Abone Ol

Ayasofya yı açma, ama fethi kutla! Bu ne büyük tenakuzdur

böyle Devlet, Ayasofya ya üç-beş kilometre yakınlıkta şaşayla, gösterişle,

şovun binbir türüyle fethi kutluyor, ama Fatih in torunları Ayasofya da namaz

kılamıyor Yıllarca Ayasofya için onlarca makale kaleme alan yazarlar,

Ayasofya yı mısralarıyla selamlayan şairler suspus. Manşetler yine kapalı

Ayasofya ya. Ekranları kaplayan Yeni Kapı görselleri Ayasofya yı da, fethin

manasını da gölgeliyordu. Gerçek mağlubiyet vazgeçmekse eğer; Zincirler

kırılsın, Ayasofya açılsın isteğinden vazgeçmek, bu millete tattırılacak en

büyük mağlubiyet değil midir!

Zihinler bulansa da, folklorik şovlarla gözler boyansa

da Ayasofya ya vurulmuş çürümekte olan paslı zincirler, bugün altın rengine

boyansa da.. Evlatlara, Ayasofya nın içinde niçin namaz kılamıyoruz diye

sorduran Milli Görüş var olduğu müddetçe bu millet, Ayasofya Camii nin açılması

talebinden vazgeçmeyecektir. Hiç şüpheniz olmasın ki tarih; esaret zincirlerini

altın rengine boyayanları değil, ne pahasına olursa olsun o esaret zincirini

kıranları yazacaktır  

Ayasofya çağırmıştı; mahzunca bir seslenişle

Seccadeni de al, gel!  demişlerdi..

Uyuyordu İstanbul; diyar diyar akarken Anadolu

Vardığımızda tutulmuştu saflar; memleketimin taaaa her

bir köşesinden. Fethin kutlu sevdalıları bu sene de haykırış, umut taşımıştı

Ayasofya ya. Yüzbinlerin kalbi Ayasofya da buluşmuştu. Kimi Antalya dan, kimi

Niğde den, kimi Zonguldak tan . Kimisi Edirne den, Van dan,  İzmir den Erzurum dan, Ankara dan,  Diyarbakır dan Üçyüzün, beşyüzün, bin

kilometrelerin hesabı yoktu. Aşılmış dağlar, kat edilmiş kilometreler vardı

sabaha

Doğudan gelip batıdakiyle saf tutan da, kuzeylisi de

güneylisi de..  Türkçe konuşanı da,

kürtçe konuşanı da aynı dili konuşuyordu. Şiveler şivelere karışıyor,

memleketler birbiriyle selamlaşıyordu.

Unutmadan! Haliç e inerken, göründüğünde semtlerden

Eyüp.. Eba Eyyub-El ensari hazretlerine fatihalar okunuyordu. Herkes aynı

yaştaydı: Besbelli, kimisinin bıyığı daha henüz terlemişti. Bazısı bastonlu

amca, dede   Bazısı onbeşinde,

yirmisinde; kimisi doksanbeşinde.  Ama

hepsi genç, hepsi heyecanlı; cevval delikanlılar, hanımefendiler Aileler ve

tabi çocuklar

***

Fetih neslini inşa eden Anadolu Gençlik, Ayasofya da

sabah namazıyla başlıyordu fetih gününe. 

Gecenin karanlığında sabaha seccadeler serilmişti

Fetih kokuyordu Ayasofya.

Önce Kur an yokundu Sonra konuşmalar Gecenin

karanlığını yırtıyordu heyecan yüklü konuşmalar. Şafak sökmeye yakınken AGD

Genel Başkanı Salih Turhan, Bu sene Ayasofya nın dışında namazımızı kılıyoruz.

İnşallah seneye Ayasofya nın dışında değil, içerisinde namaz kılmak nasip olur

dediğinde Göz-göze geldik oğlumla. Gözünü diktiğinde gözüme, kaçıramadım

gözlerimi Hasan Yusuf un ok bakışlarından

  Baba , dedi Hasan

Yusuf, Biz neden Ayasofya nın içerisinde namaz kılamıyoruz ki

Nasıl bir soruydu bu böyle, Ya Rabbi!

Bir ok gibi, bir bombanın etrafa saçılan şarapnelleri

gibi saplanmıştı yüreğe Hasan Yusuf un sorusundaki her bir harf Bizans

surlarına sancağı dikerken Ulubatlı Hasan ı yere yıkamamıştı düşman oklarından

üçü-beşi ya hani Bir çocuğun işte sadece bu sorusu bile bir babayı yere

sermeye yeterdi.

Sarsılmıştım Kala kaldım..

Şimdi ne diyecektim ben Hasan Yusuf a!

O kısacık bir zamanda dağlar ağırlığınca çaresizlik

yığılmıştı üzerime. Nihayet, gözlerimi kaçırabilmeyi başarabilmiştim Bir anlık

boşluğunda Hasan ın kendimce saklanmıştım işte. Sonra yutkundum

Bir baba, henüz ilkokula gitmekte olan oğluna nasıl izah

edebilir ki bunu!

Bir baba, ne diyebilirdi ki oğluna.. Ben ne diyebilirdim

ki Hasan Yusuf a!

- Evlat, ceddimiz Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul u

fethetti, fethin nişanesi olarak da Ayasofya yı bize amenet etti. Fakat biz bu

emanete sahip çıkamadık, Fatih e layık olamadık mı diyecektim  

Yahut,

- Merak etme oğul! Sultanahmet camisini doldurduktan sonra, Ayasofya da da namaz

kılabileceğiz mi demeliydim. Demez miydi o zaman, Hadi baba, öyleyse

Sultanahmet e

Veyahut,

- Sen dert etme, daha erken bunlar senin için. Bu konu

büyüklerin konusu;  hele biraz büyü,

büyüyünce bilirsin zaten deyip savuştursa mıydım..

Ya da sadece sadece susmalı mıydım acaba Herkes gibi

Yaşça büyük biri sorsa bu soruyu Verilecek cevaplar var;

anlatırsın tarihe gömülmekte olan hakikatleri bir bir.. Evlat değil de, onun

yaşlarında bir başka çocuk sorsa, yine de bu soruya verilecek bir cevap

bulunurdu elbet.  Amma evlat sorunca babaya;  Ayasofya nın içinde niçin namaz kılamıyoruz

diye.. Soruya verilecek cevap olsa da, evlada verilecek cevap yok Çünkü,

baba olmak var Babaya yüklenmiş sorumluluk var  

Ben ne mi yaptım

Mahçup, çaresiz ve kısık bir sesle

-  Namazı kılalım, sonra

konuşuruz oğlum, diyebildim   Kendimce,

kısacık da olsa bir zaman kazanmıştım..

***

Artık vakit gelmişti Seher vakti bütün ilmiyle, bütün

coşkusuyla konuşmaya başlamıştı yine. Ayasofya nın koynunda saklanmış ne kadar

kuş varsa göstermişti kendisini Ayasofya nın Allahu ekber nidalarına hasret

minareleri bu sefer Sultanahmet ten gelen ezanı değil, hemen yanıbaşında

yükselen ezanı dinliyordu. Ezan-ı şerifi kamet, kameti de Mekke imamının

Allahuekber tekbiri izledi. İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ ayetiyle

başlayan Fetih suresiyle kıyamdaydık yüzbinler olarak.

***

İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ/ Şüphesiz biz sana

apaçık bir fetih verdik   Bu ayet-i

celile, Cenab-ı Allah ın fetih nesillerine apaçık bir müjdesiydi   Asırların asırlara yolculuğudur fetih.

Kıyamete değin sürecek kutlu bir yolculuk. Bu yolculukta nesiller nesillere

kavuşur, çağlar çağlara taşınır. Fetih, Hak geldi, batıl zail oldu yoluna

düşmektir zira  

***

Esselamu aleyküm ve rahmetullah ..

Esselamu aleyküm ve rahmetullah ..

Selam verip, namazımızı tamamladığımızda arşı iyiden

iyiye kuşların cıvıltısı sarmıştı. Birazdan sabah güneşi mahzun Ayasofya nın

kubbesine düşecek, İstanbul bir güne daha yavaş yavaş uyanacaktı.   Evet, İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ

müjdesi Hasan Yusuf umuza verilecek cevabın da müjdesiydi benim için..

Bu kez mahcup da değil, kısık sesle de değil Kararlıca,

- Oğlum dedim, Gel şimdi konuşalım şu Ayasofya da

namaz konusunu .

Hasan Yusuf biran önce benden cevabı duymak istiyordu

Dinleme modundaydı:

- Dedin ya hani, niçin Ayasofya nın içinde namaz

kılamıyoruz diye

- Evet baba, niçin almıyorlar bizi

- Bugün babanla orada namaz kılamadın. Elbet gün gelecek

Ayasofya nın içinde de namaz kılacağız.

- O gün ne zaman gelecek baba!

- İnşallah biz gerçekten isteriz ve bunun için gereken

çalışmaları yaparız ve inşallah birlikte Ayasofya da namaz kılarız.  Sen, benle kılamazsan eğer, inşallah senin

oğlun Ayasofya da seninle birlikte namaz kılar. Ama bunun için biz babaların

da, siz oğulların da mücahid olması gerekiyor

Hasan Yusuf bilir; mücahidliğin iyinin, güzelin, adaletli

olanın dünyada hakim olması için, insanlığa faydalı olmak için canla başla

çalışmak olduğunu.

Dinliyor Hasan Yusuf, belki de hala niçin i merak

ediyor:

- Biz Müslümanca yaşarsak, Allah bize hem fetihleri hem

de Ayasofya da namazı nasip edecektir inşallah

***

Güzel bir haftayı geride bıraktık  

Önce ESAM ın düzenlediği Müslüman Topluluklar Birliği

Kongresi nde dünya Müslümanlarının liderleri, temsilcileri buluştu. Her kıtadan, her renkten, her dilden Müslümanlar,

meselelerin çözüm yollarını konuştu üç gün boyunca. İslam Birliği gündemli

toplantıların Milli Görüş le yapılabildiğini bir kez daha hamd ile müşahade

ettik. Ardından Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın sloganının manasını

Anadolu dan İstanbul a taşıyan AGD nin Ayasofya daki muhteşem sabah namazı

organizasyonu.. Ve aynı günün akşamında Kocaeli deki muhteşem Fetih ve Gençlik

Şöleni Hasan Yusuf la çetin diyaloglarımız bu yapılan çalışmaların kıymetini

tam anlamıyla ortaya çıkıyordu.  Fethe

şahlanan atlar, karadan yürütülen gemiler Fetih ordusunun temsili fethi

Ulubatlı Hasan ın Bizans surlarına şanlı sancağı dikişi Okullardan kaldırılan

servislerle değil, ceplerinde neyi var neyi yoksa vererek tuttukları otobüslerle

Fethe koşan imanlı gençler. Dünyanın en büyük üç boyutlu sahnesi kurulmamıştı

belki stadyuma ama Çimlere diz çükmüş, hayranlıkla olup bitenleri

gözlemlemekte olan Hasan Yusuf, Fatih Sultan Mehmet Han ın atı şaha kalktığı o

an, O da ayağa kalkıyordu. Heyecanlanmıştı hepten.. Hasan Yusuf, yudum yudum

tadıyordu fethi

Farkında mı bilmiyorum ama, babası Niçin Ayasofya nın

içerisinde namaz kılamadığımızın cevabını vermemişti hala. Babasından

duymamalıydı belki de. Karar vermiştim: İlk fırsatta İstanbul un fethini

araştırmasını ve ailesine anlatmasını isteyecektim.  Niçin in cevabını o bulmalıydı..  Nasıl ı Anadolu Gençlik te yaşayacak

inşallah. O da ağabeyleri gibi koşarak, terleyerek, inancı uğrunda fedakarlık

yaparak öğrenecek, nasıl ı

***

Ezcümle Evlatlarımıza veremediğimiz cevaplardan daha da

zoru; Rabbimize veremeyeceğimiz hesaplardır. Küçük bir evladın sorusu karşısında çaresiz kalan biz babaların, ruz-u

mahşerde hali acep nice olur! Peki, ya devlet ricalinin hesabı! Onlar nasıl

kalkar, bunca vebalin altından! Bunca vebal nasıl göze alınır; hangi güçle,

hangi cesaretle, hangi izanla omuzlanır!  Ayasofya yı açma, ama fethi kutla! Bu ne büyük tenakuzdur böyle Devlet,

Ayasofya ya beş-on kilometre yakınlıkta şaşayla, gösterişle, şovun binbir türüyle

fethi kutluyor, ama Fatih in torunları Ayasofya da namaz kılamıyor Yıllarca

Ayasofya için onlarca makale kaleme alan yazarlar, Ayasofya yı mısralarıyla

selamlayan şairler suspus. Manşetler yine kapalı Ayasofya ya. Ekranları

kaplayan Yeni Kapı görselleri Ayasofya yı da, fethin manasını da gölgeliyordu.

Gerçek mağlubiyet vazgeçmekse eğer; Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın

isteğinden vazgeçmek, bu millete tattırılacak en büyük mağlubiyet değil midir!

Zihinler bulansa da, folklorik şovlarla gözler boyansa

da Ayasofya ya vurulmuş çürümekte olan paslı zincirler, bugün altın rengine

boyansa da.. Evlatlara, Ayasofya nın içinde niçin namaz kılamıyoruz diye

sorduran Milli Görüş var olduğu müddetçe bu millet, Ayasofya Camii nin açılması

talebinden vazgeçmeyecektir. Hiç şüpheniz olmasın ki tarih; esaret zincirlerini

altın rengine boyayanları değil, ne pahasına olursa olsun o esaret zincirini

kıranları yazacaktır