AYASOFYASI OLMAYAN KUTLAMA!

Abone Ol

Yenikapı Meydanı’na kurulan dünyanın en büyük, 4 bin 500 metrekarelik 3D mapping sahnesinde hazırlanan özel gösteriyle İstanbul’un Fethi, 3 boyutlu olarak yeniden canlandırıldı.

Gerçek boyutlarda bir Osmanlı kadırgası 3D mapping gösteriye entegre olarak Leventler tarafından sahnede çekildi. Etkileyici idi, elbette…

Ama bir farkla;

Devlet destekli Fetih Kutlaması’nı izleme imkânını bulanların da dikkatini çekmiştir;

Gösteride gemiler karadan yürütülüyor, toplar atılıyor, surlar yerle bir ediliyor, Ulubatlı Hasan burçlara çıkıyor ve hemen ardından da Osmanlı ordusu şehre giriyor. Buraya kadar tamam!

Peki, ama ya sonrası İstanbul’un Fethi bununla mı ibaret

Ne diyeceğimi anlamışsınızdır; İstanbul’un Fethi ile birlikte kiliseden camiye çevrilen ve fethin sembolü olan Ayasofya tek bir kare bile niçin bu gösteride yer almadı Ayasofya olmadan İstanbul’un Fethi olur mu, hiç!

Bu filmi hazırlayanlara buradan sormak istiyorum; Fatih Sultan Mehmet’le birlikte Ayasofya bu gösteride neden esirgendi Amaç ne Herhalde bunun sorumluları kimse bir açıklama yapma ihtiyacı hissedeceklerdir.

AYASOFYA’DA İLK CUMA NAMAZI

“Fatih Sultan Mehmet İstanbulu fethettikten sonra, ilk cuma namazını Ayasofyada kılmak için kilisenin derhal camiye çevrilmesini emretmiş, ordudaki ustalar kısa sürede Ayasofya Kilisesini, Büyük Fetih Camiine çevirmişler ve Cuma namazına hazırlamışlar. Cemaat toplanmış. Fatih Sultan Mehmet etrafındakilere:

- Aranızda ikindi namazının sünnetini hiç kaçırmayan var mı diye sormuş.

- Eğer ikindi namazını kaçırmayan varsa bütün cemaatin başına o geçecek ve imamlığı o yapacak, demiş.

Herkes büyüklere bakmaya başlamış. Fatih Sultan Mehmet’in orada bulunan lalası da diğer âlimlere ve en son da Akşamseddine bakmış. Ama herkes başını yere eğmiş. Akşamseddin bile başını yere eğmiş ve:

- Bir keresinde evime misafir geldi. Misafirleri kıramadığım ve çok meşgul olduğum için ikindi vakti kerahete girdi. Hayatımda sadece bir kez ikindi namazının sünnetini kılamadım, demiş.

Akşemseddinin bu sözü üzerine Fatih Sultan Mehmet:

- Ben hayatımda hiç ikindi namazının farzını ya da sünnetini kaçırmadım, demiş.

Bunun için de oradaki heyet tarafından İstanbulun fethinden sonra Ayasofyada kılınacak ilk Cuma namazına imamlık yapmaya Fatih Sultan Mehmet layık görülmüş.

Yani hem padişah olduğu için hem de o ana kadar savaşın arasında ikindi namazının sünnetini kaçırmadığı için imamlığa geçmiş.

Fatih Sultan Mehmet imamlığa geçtikten sonra namaza başlamak için tekbir getirir ama hemen sonra durur ve sağına soluna selam vererek namazı bozar.

Sonra tekrar tekbir getirir ve tekrar durur sağa sola selam vererek namazını bozar.

Üçüncüsünde de tekbir getirdikten sonra ellerini bağlar ve ilk Cuma namazını kıldırmaya başlar.

Cemaatten bazıları: ‘Padişah büyük kibre girdi, o kibrinden dolayı namazı başlatamadı’ diye düşünür. Namaz kılındıktan sonra Fatih Sultan Mehmet’e namazı neden üç kere bozduğunu sorarlar. O da:

- İstedim ki namaz sırasında bana ve bütün cemaate Kâbe görünsün, yani biz Kâbenin önünde namaz kılalım. Bu niyetle birinci tekbiri getirdim fakat Kâbe görünmedi. İkincisinde de tekbir getirdim Kâbe görünmedi. Fakat üçüncüsünde tekbir getirdim ve Kâbe gözümün önünde belirdi, demiş.

Bunun sebebini bir de Akşemseddin Hazretlerine sormuşlar, o da bu hadiseyi şöyle anlatmış:

- Padişahımız üç defa tekbir getirdi. Birinci tekbirde baktım ki, Ayasofyanın yönü kıbleye bakmıyor. İçimden, ‘İnşallah bir yanlış yapmayız’ dedim. İkinci kez tekbir getirdi, tekrar namazı bozdu, namazı bozduğu için sevindim. Üçüncü tekbirde yine içimden: ‘İnşallah namazını bozar’ dedim. Fakat o an bana manevi âlemde cemaatin en arka safı gösterildi. En arka safta, bir kişilik yerin eksik olduğunu gördüm. Bir an baktım ki Hızır Aleyhisselam, o bir kişilik yere doğru saf tutmak için gelirken terledi, o sırada direğe parmağını soktu. Ve Ayasofyanın yönünü kıbleye doğru çevirdi…”

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ

Fenerbahçenin tecrübeli kalecisi Volkan Demirelin, örnek gösterilecek çok anlamlı bir yardıma imza attığını, Volkanın, sarı-lacivertli bazı takım arkadaşlarından da parasal yardım alarak madencilere ait 940 bin TL tutan kredi borcunu ödediğini, tecrübeli futbolcunun bu yardımı gizli tutmak için özel bir çaba sarf ettiğini ancak madenci yakınlarının durumu üzerine durumun ortaya çıktığını, Volkan’ın bu davranışının büyük takdir topladığını, biliyor musunuz

NEREDE O GÜNLER!..

Kamyoncuları Koruma ve Kalkındırma Derneği (Kamkoder) organizasyon sorumlusu Bahar Küroğlu’ndan bir davet aldım. Şöyle diyor;

“Derneğimiz daha çok yeni olmasına rağmen faaliyetlerimiz İzmir bölgesinde başta olmak üzere hızla devam etmektedir.

2016 yılında yaza girerken dernek üyelerimize ve Ege Bölgesi’nde ulaşabileceğimiz diğer kamyoncu kardeşlerimize ve ailelerine 5 Haziran Pazar günü Yaza Merhaba etkinliği düzenliyoruz.”

***

Böyle bir derneğin olduğundan haberim yoktu. Olmaması da esasen normal sayılmalı. Zira binlerce dernek söz konusu.

Ama yukarıdaki maili alınca içimden, “Ne kadar güzel” dedim.

***

Ve bu mail beni yıllar öncesine götürdü; 1991 milletvekili seçimleri öncesi Refah Partisi’nin (RP) propaganda çalışmalarını takip ederken o dönem partinin Basın Müşaviri, sevgili Abdulkadir Özkan ağabey, biz muhabirleri öyle salaş yerlere yemeğe götürürdü ki… Çoğunlukla kamyoncuların nefes aldıkları ara duraklarda tarifi imkânsız sac tavalara şahit olduk. Şahit olmakla kalmadık, yedik de… Kimler vardı peki, o ekipte; Yurdagül Şimşek, Ömer Tekdal, Seyit Aydoğan, Fehmi Çalmuk hatırlayabildiğim isimler…

Bu arada şehirlerarası yolculuk yapanlara buradan şu tüyoyu vermek isterim; en güzel yemekler bu kamyoncu duraklarında yapılır. Hele hele kamyoncu kavurması…

Ramazan da geliyor; denemesi elbette bedava değil, ama fiyatlar diğer yerlere göre daha hesaplı. Benden söylemesi…

NOT: Bugün, 1 Haziran 2016, Çarşamba 1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!