Ayasofya, zincirlerinden kurtulacağı günü bekliyor

Abone Ol

Ezan ve secdeye

hasret 

Ülkemizin dindar geçinen bir televizyon kanalının “Her

yıl yaklaşık 2.5 milyon ziyaretçiyi ağırlayan Ayasofya bu yüzüyle ziyaretçileri

sevindirdi” başlığıyla haberini verdiği müzeye çevrilmiş ecdat yadigarı, bizi

değil ama Yunanlıları hayli sevindiriyor. Ecdadın 1453 yılında kazandığı

zaferin ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun yokoluş simgesi Ayasofya Camii, 77

senedir ezana ve secdeye hasret. Allahu Ekber Dağları’nda, Çanakkale’de hatta

Afrika’da İ’lâ-yı Kelimetullah için savaşan şühedayı, kılıçla, topla, tüfekle

geçemeyene Haçlılar, çeşitli entrikalarla geçmeyi işgal planlarını uygulamaya

davam ediyor. Fatih Sultan Mehmet Han’ın emanetine sahip çıkamayanların ders

almaları ümidiyle bu günkü sayfamızı Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürülmesine

ayırdık.

Kılıçla, topla,

tüfekle yapamadıklarını masum(!) bahanelerle yaptılar

 

Cumhuriyet’in ilanından sonra 1931 yılında ABD’de bulunan

Byzantine Institute of America namına, Thomas Wittemore Ayasofya Camii’nin

mozaiklerini temizlemek ve tamirini yapmak için izin aldı. Tamir için bir

süreliğine ibadete kapatılan Ayasofya Camii daha sonra bir oldu-bittiyle müze

haline getirildi.

Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u 27 Mayıs 1453’te

fethetti. Ecdat bir şehri fethettiğinde o mahallin en büyük kilisesi derhal

camiye çevrilirdi. Fetihten sonra İstanbul’a giren Osmanlı, kubbesinin bir

bölümü çökmüş Ayasofya’yı temizleyerek namaz kılınacak bir hale getirdi. Fatih

Sultan Mehmet Han, ilk Cuma namazını Akşemseddin hazretlerinin imametinde

burada eda etti.

O zamandan itibaren Ayasofya Kilisesi, Ayasofya Camii

oldu. 19. yüzyıla kadar caminin binasına, diğer bölümlerine, avlusuna ve

bahçesine birbirinden nefis Türk mimari sanatının eserleri eklendi. Bu müddet

zarfında Bizans’tan kalan mozaikler ve tablolar itina ile saklandı. Dökülen

veya bozulan mozaikler çeşitli zamanlarda yenilendi veya tamir edildi.

18 yüzyılda mozaiklerdeki bazı insan tasvirlerinin

yüzleri hafif beyaz badana ile kapatıldı. 1847-49 yıllarında Sultan Abdülmecid,

İtalya’dan getirttiği mimar Fosatti’ye esaslı bir tamir yaptırdı. Fosatti, aynı

zamanda, hem Ayasofya’nın hem de o devir İstanbulu’nun, adeta fotoğrafla

çekilmiş gibi renkli gravürlerini yapmıştır.

Cumhuriyet’in ilanından sonra 1931 yılında ABD’de bulunan

Byzantine Institute of America namına, Thomas Wittemore caminin mozaiklerini

temizlemek ve tamir etmek için izin istemiş ve bu izni almıştır. Bu izinle

birlikte mozaik ve panolar tekrar tamir edilmiştir. 1934 ortalarında Maarif Vekaleti’ne

getirilen Abidin Özmen, İstanbul’daki teftişleri sırasında Ayasofya’yı da

gezmiş, çalışmaları ve mozaikleri incelemiş, caminin mabed dışında kalan

yerlerinin ihya edilip, müze haline getirilmesini istemiştir. Bu istek üzerine

bir komisyon oluşturulmuştur. Aziz Ogan başkanlığındaki bu komisyon Tahsin Öz,

Efdalettin Bey, Prof. Osman Ferid ve Alman Prof. Erkhard Ungar gibi uzmanlardan

oluşmuştur. Komisyonun çalışmaları sonucunda şu tavsiyelerde bulunulmuştur:

1- Müze olması için Wittemore’un çalışmaları bitmelidir.

2- Bu arada dış kısımlar, kapı ve pencereler tamir

edilmeli, son cemaat mahalli teşhir edilecek hale getirilmelidir.

3- Binayı ihata etmiş, kahve, sundurma, köhne ahşap bina,

dükkan, kulübeler yıkılmalıdır.

4- Camiye bitişik “Kimsesizler Yurdu” yıkılmalıdır.

5- Avlu tanzim edilerek açık müze yapılmalıdır.

6- Caminin ibadet kısmı “ibadete kapatılmalı” buraya

“Bizans eserleri” konularak “Bizans Müzesi” yapılmalıdır.

7- Ayasofya’nın asırlarca Osmanlı eseri haline getirilmiş

olduğu da gözönüne alınarak, caminin uygun bir yerinde Türk eserleri de teşhir

edilmelidir.

Bu tavsiyelere komisyondakiler oy çokluğuyla imza

koymuştur. Ne yazık ki sadece bir kişi caminin müze olmasına karşı çıkmıştır. O

da Alman Profesör Erkhard Ungar’dır.

Bu tavsiyelerin yazıldığı sıralarda Wittemore caminin

asıl ibadet kısmında çalışmalara başlamıştır. İnşaat bahanesiyle yerlerdeki

paha biçilemez halılar, seccadeler, duvarlardaki İsm-i Celil, ism-i Resul,

Hülefa-i Raşidin ve Hasan-Hüseyin levhaları indirilmiştir.

Wittemore, kubbenin göbeğindeki “Nur” Ayet-i Kerimesi’ni

de kazıyarak altında bulunması muhtemel mozaikleri araştırmak istemişse de

müsaade edilmemiştir. Böylece Kazasker İzzet Efendi’nin nefis istifi yok

edilmekten kurtulmuştur. 481 sene boyunca Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ezan

sesleriyle yaşayan Ayasofya inşaat bahanesiyle “geçici” bir süre ibadete

kapatılmıştır. (1934)

1 Şubat 1935’te müze olarak resmen açılışı yapılan

Ayasofya, halen tartışmaların odağında. Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesi

hakkında çıkarılmış 5 Bakanlar Kurulu Kararı bulunduğu iddia edilse de bunların

sahte olduğu çeşitli belgelerle ortaya konulmuştur.

Ayasofya, nasıl bir oldu-bittiye getirildi

Ülkemizde Ayasofya’nın tamamının Mustafa Kemal Paşa

tarafından kapattırılıp müze haline getirildiğine dair genel ve yaygın bir

inanış vardır. Bu, gerçeğe tamamen aykırıdır. 1930’lu yıllarda Ayasofya’nın

“bir kısmının” müze yapılmasına, mabed kısmının eskisi gibi cami olarak

kullanılmasına karar verilmiştir. O tarihlerde ve bilhassa 1938’den sonra başlayan

Millî Şef İsmet Paşa devrinde ülke camilerinin birçoğu zaten ibadete

kapatılmıştı. Meselâ 1943’te Sultanahmet Camii kapalıydı, asker deposu olarak

kullanılıyordu. Atatürk, Ayasofya’nın tamamının kapatılmasını düşünmemiş ve

planlamamıştır. Bina çok haraptı, bir kısmının, bazı galerilerinin müze haline

getirilmesi için çalışmalar yapılacaktı. Bu maksatla bir müddet için

kapatılmıştır. Merhum Ziyad Ebüzziya Bey, “İslâm Mecmuası”nın 1987’de

yayınlanan “Ezan sesine hasret Ayasofya” adlı yazısında, Ayasofya’nın nasıl bir

oldu-bittiye getirilip sahte imzalar ile müze haline getirildiğini belgeleriyle

anlatmakta ve açıklamaktadır. Ziyad bey şöyle diyor:

“İkinci Dünya Savaşı, Batı cephesinde 1945’de bitmişti.

Şükrü Saracoğlu, Mayıs 1945 sonunda başvekil oldu. Tasvir Gazetesi’ni

çıkarıyordum. Saracoğlu biz gazete sahip ve başyazarları davet ederek ilk basın

toplantısını yaptı. Konuşma sırasında, harp yüzünden tamir edilmemiş olan

abidelerden söz edildi. Arkadaşlardan merhum Yeni Sabah sahibi Celaleddin

Saracoğlu, “Ayasofya’nın henüz düzenli bir müze halini almadığını ve daha ne

kadar ibadete kapalı kalacağını” sordu. Saracoğlu:“Biraz nefes alalım, hepsini

düzenleyeceğiz ve tabii ibadete de açılacaktır” dedi. Bu sözlerle, en

salahiyetli bir ağız da, Ayasofya’nın “ibadete açık” bir müze sayıldığını

bildirmiş oluyordu...”

... Ziyad Ebüzziya Bey, Ayasofya’nın bir kısmının müze,

ibadet yerinin cami olarak hazırlanması planını Hasan Ali Yücel’in bozduğunu ve

bütün binayı müze haline getirdiğini yazmaktadır. Yani Ayasofya’nın tamamının

müzeleştirilmesi Mustafa Kemal Paşa’nın emri ve arzusuyla olmamış, Hasan Ali

Yücel’in oyunlarıyla olmuştur.

... Ayasofya’nın tamamının müze yapılmasına yol açan bir

“KARARNAME”den bahsediliyor. Böyle bir kararname devletin resmî gazetesinde yayınlanmamıştır,

numarası yoktur. Kararnamelerin saklandığı ve bulundurulduğu resmî dairede aslı

veya kopyası mevcut değildir. Sicil-i Kavânin, Düstur, Kanunlarımız gibi

eserlerde yer almamaktadır. Bundan anlaşılmaktadır ki, herhangi bir tarihî

eserin onarımında olduğu gibi tamirine karar verilmiş, bu tamir esnasında

mecburen cami kalacak kısmı da Geçici olarak ibadete kapatılmıştır. Daha sonra

bir punduna getirilip tamamı müze haline getirilmiştir.

Mehmet Şevket Eygi

08/07/2006 - MİLLÎ GAZETE

KRONOLOJİ

1 ŞUBAT              Ayasofya

Camii’nin Müze Oluşu (1935).

2 ŞUBAT              İbrahim

Paşa komutasındaki Mısır Ordusunun Kütahya’ya Kadar İlerlemesi (1833).

3 ŞUBAT              İlk

Uzay Gemisinin Ay’a İnişi (1966).

3 ŞUBAT              II.

Murat’ın ölümü (1451).

4 ŞUBAT              Balkan

Paktı’nın İmzalanması (1934).

5 ŞUBAT              Teşkilat-ı

Esasiye Kanunu (Anayasa)’nın İkinci Maddesinde Değişiklik Yapılarak Altı Ok’un

Konulması: “Türkiye Devleti, Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik

ve İnkılapçıdır.

Başkenti Ankara Şehridir” (1937).

7 ŞUBAT              Sultan

II. Ahmet’in Ölümü ve Yeğeni (IV. Mehmet’in Oğlu) Şehzade Mustafa’nın Osmanlı

Hükümdarı Olarak Tahta Çıkması (1695).

8 ŞUBAT              Sultan

4. Murat’ın Ölümü (1640).

9 ŞUBAT              Avusturya’nın

Osmanlı Devleti’ne Savaş İlan Etmesi (1788).

10 ŞUBAT            Sultan

2. Abdülhamit’in vefatı (1918).

13 ŞUBAT            Kıbrıs

Türk Federe Devleti’nin Kuruluşu (1975).

14 ŞUBAT            Telefonun

İcadı (1876).

14 ŞUBAT            Yeni

Balkan Paktı Ankara’da İmzalandı (1953).

16 ŞUBAT            Bölücü

Örgüt PKK’nın Başı Abdullah Öcalan, Kenya’nın Başkenti Nairobi’de Yakalanarak

Türkiye’ye Getirildi (1999).

17 ŞUBAT            “Türk

Medeni Kanunu”nun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kabulü (1926).

17 ŞUBAT            Fatih

Sultan Mehmet’in Tahta Geçmesi (1451).

18 ŞUBAT            Türkiye’nin

ve Yunanistan’ın NATO’ya Girişi (1952).

20 ŞUBAT            Genç

Osman’ın Katli (1622).

20 ŞUBAT            Boğaziçi

Köprüsü’nün Temel Atma Töreni (1970).

21 ŞUBAT            Hükümetin

Londra Konferansı’na Katılışı (1920).

22 ŞUBAT            Harp

Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir ve Arkadaşlarının Hükümet Darbesine

Kalkışması (1962).

24 ŞUBAT            Napolyon’un

Gazze’yi İşgali (1798).

24 ŞUBAT            Şehzade

Cem’in Ölümü (1495).

24 ŞUBAT            Türkiye-Irak

Arasında Bağdat Paktı (CENTO)’nın İmzalanması (1955).

25 ŞUBAT            Rusların

Osmanlılara Karşı Savaş İlan Etmesi (1711).

25 ŞUBAT            “Çoruh”

İlimizin “Artvin” Adını Alışı (1950).

25 ŞUBAT            Varşova

Paktı’nın Feshi (1991).

26 ŞUBAT            II.

Osman’ın Saltanat Tahtına Çıkması (1618).

28 ŞUBAT            Islahat

Fermanı’nın İlan Edilmesi (1856).

28 ŞUBAT            İstiklâl

Marşı Bestecisi Zeki Üngör’ün Ölümü (1958).

28 ŞUBAT            İsveç

Başbakanı Olof Palme’ye Suikast (1986).

28 ŞUBAT            Körfez’de

Ateşkes İlanı (1991).

28 ŞUBAT            Post-Modern

Darbe Olarak Adlandırılan Sürecin Başlaması (1997).