Ayak takımının son atağı

Abone Ol

Ülkemiz, toprağı, insanı ve tarihi şuuruyla devlet olmaya en layık coğrafyadır. Bu coğrafyayı ayakta tutanlar, bu şuurla yaşayan ve yine bu şuurla bu topraklar için ölmeyi bekleyenlerdir. Bu insanları incelediğimizde iki şeyi yan yana müşahade ederiz: iman ve imkânsızlık. Her türlü imkândan mahrum bulun-durul-an bu insanların taşıdığı iman, her türlü imkânsızlığa rağmen mücadele etmeyi gerekli kılmış, kendilerine “ayak takımı” denmesine rağmen ülkesini ayakta tutmayı başarmıştır.

Bu açıdan hangi ülke incelenirse incelensin görülür ki; ülkeyi ayakta tutan her zaman “ayak takımı” olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Bu “ayak takımı”,  saf bir inanca ve samimi bir gayrete dayanan bir ümidin ve azmin adeta kalesidir. Bu ümidi ve azmi ne pahasına olursa olsun ayakta tutmak devlet olmanın bir gereğidir. Bu ümit ve azmin kaybolması durumunda, insanları bir arada tutan tarih şuuru, yerini dünyevi meşgalelere bırakılması neticesinde, vatan savunmasını düşünecek kimse kalmayacağından devletin geleceği de kalmayacaktır.

Ayak takımının yanında olmak yürek ister. Çünkü onların; yüreklerinden ve yüreklerinde taşıdıkları imandan başka bir şeyleri bulunmamaktadır. Bulunsa da bunlara pek değer vermez. Bunu fark edecek yüreğe sahip olmayanlar, onların yanında olmak isteseler de yanında bulunamazlar. Ayak takımının yanında olmayı istemek bir zihniyet farkıdır. Bu farkı göremeyip onların yanında olmayanlara rantiyeci denir. Çünkü rant, ayak takımının dışında akıp gitmektedir. Suyun başını tutanlarla beraber olmayı tercih etmek işbirlikçiliktir. İşbirlikçilerin ayak takımının desteğiyle işbaşında bulunması ise tam bir paradokstur.

Tarih boyunca hak ve hakikatin yanında olanlar hep ayak takımı olmuştur. Peygamberlere bile bu insanlar destek çıkmış, kodaman tabir edilen insanlar bunlarla bir arada bulunmamak için peygambere adeta nota vermişlerdir. Ne pahasına olursa olsun ayak takımından vazgeçmeyen hak ve hakikat örnekleri, ülkeyi ayakta tutan bu insanların yüreklerine tercüman, dertlerine ise derman olmuşlardır. Bugün hizmetmiş gibi sunulan göz boyama faaliyetlerine kanmamış olmalı bu samimiyetten kaynaklanmaktadır.

Ancak meselenin temelden çözümü için, ayak takımının taşıdığı samimi yüreğini, selim bir akılla buluşturması gerekmektedir. Bu buluşmayı sağlayıcı adımlar milli adımlardır. İş zora geldiğinde herkesin bedel ödemesi gerektiğini söyleyip, düze çıktıklarında kimseye diyet borcum yok diyenleri bu millet iyice bellemelidir. Bu aldatmacayı gören bir insanın milli bir duruş sergilemesi ise vatani bir görevdir. Bu görevden kaçarak yapılacak her çalışma, aslında millete rağmen yapılan bir çalışma olacaktır ve neticesi ise hiçbir zaman millete yaramayacaktır. Ayak takımına yapılan ayak oyunlarının sonu gelmeyeceğini görenler son bir atak peşindedir. Algı operasyonlarına son verecek bir atak...