Ayak bağlarıyla Bush'a gürlemek

Abone Ol

Hamasetin doruğu yaşanıyor. Bu, Türkiye nin içinde bulunduğu açmazın bir sonucu ve süreci. Nerede ve nasıl bir ruh hali içinde bulunduğumuzun ifade edilmesi bile güç. Kimi zaman bir şeyi anlatmada ne denli zorlandığımız bir bilinse. Çünkü bu hamasi ortamda bir ifade asıl amacının dışına sürüklenebilinir.

Amerikancı kuklalar amerikancı kuklaları suçluyorlar. Asıl sorun ve açmaz burada düğümleniyor. Yıllar önce Süleyman Demirel başbakan iken Hürriyet gazetesindeki bir söyleşisinde: "Türkiye nin 50 milyar dolar borcu var." Bununla Amerika ya nasıl karşı konulabilinirin yakınması içindeydi. Bu bir yakınma mıydı, bir gerekçe miydi, bu ayrı bir konu. Türkiye nin neredeyse toplam borcunun bu civarlarda olduğu bir zamanda bunlar söylenmişti. Kaldı ki Türkiye dış borçlarını sıfırladığında ekonomik krizler oluşturuldu. Türkiye nin bağımsızlığı ve geleceği yeniden denetim ve ipotek altına alındı. Bunda da başarılı olundu. Birkaç kere ekonomik ve sosyal bağımsızlık süreçlerini yakaladı, ne yazık ki hamasi gerekçeler oluşturularak darbeler yapıldı. Her darbe bir hamasetin sonucudur. Hemen her darbenin arkasında Abede bulundu. Nihat Erim in hatıralarının 12 Mart öncesi dikkatle okunursa bu çok açık görülebilinir.

Darbeler tavır değiştirebiliyor. Bunu hemen her alana uyarlayabiliriz. İğdişlenmenin getirdiği süreç çok daha korkutucu.

Bir şeyi abartmak için ancak bu kadar olunabilinir.

Amerika Türkiye ile oyun oynuyor. Kendinden çok emin hareket ediyor. Kendine göre oluşturduğu gerekçelere yaslanıyor. Dikkatler asıl güç odaklarından uzaklaştırılıyor, başka alanlara çekiliyor.

Türkiye insanı açlığa itilerek ele güne muhtaç hale getirildi. Manevi alandaki gücü elinden koparıldı. Hemen her genç Hıristiyan olmaya, serkeş ve sarhoş olmaya aday. Manevi eğitimsiz bir genç kuşak geliyor. Türkiye direnme gücünü ve dayanaklarını yitirdi. Şimdi hamasi söylemler ve davranışlarla ayakta tutulmaya çalışılıyor. Bir elinde bira şişeleri bir elinde Şehitler Ölmez sloganı. Milliyetçi dayanaklar bölünmenin kendisidir. Millet olma bilincinin dışında bir davranış.

Abede, Awacs uçaklarıyla bölgede keşifler yapıyor. Bu keşifler kendi kuklaları için mi, yoksa kendisini tehdit olarak varsaydığı şeyler için mi yapılıyor Awacs uçakları bir yandan denetimindeki bölgeyi, bir yandan da İran ı gözetim altına alıyor. Asıl açmaz burada düğümlü. Kendisine ayak bağıyla bağlı olanların içinde bulunduğu durum. İktidarların nasıl geldiği ve gittiği, kimlere yaslanarak ayakta durduğunun üzerinde durulmuyor hiç. Iraktaki amerikancılarla Türkiye deki amerikancılar arasında ne fark var.

Bir zamanlar abede savaş gemileri İstanbul Boğazı na girdiğinde "Go home", "Defol Amerika" dedikçe adamlar daha bir yerleştiler. Şu anki durum bundan hiç farklı değil. Bütün dikkatler bir tek kişide yoğunlaştırılırken sorunların çözülebileceği umuluyor ve düşünülüyor. Abdullah Öcalan Amerika tarafından Türkiye ye teslim edildiğinde artık terörün biteceği umuldu. Ecevit şu itirafta bulundu: "Abdullah Öcalan ı" niçin bize teslim ettiklerini anlayabilmiş değilim." Abdullah Öcalan a "Apo" diyerek küçümsediklerini, aşağıladıklarını düşünenler ona bu hitapta bulunurken saygınlık kazandırdıklarının farkında bile değildirler. Şu anda bütün dikkatler Barzani üzerine yoğunlaştırılmış. Öcalan ın yanına konulsa terörün biteceği umulur. Bu konuda en çok hamaset yapanlar, Öcalan teslim edildiğinde iktidarda idiler. Hamaset ile ayak bağı birbirinin kardeşi. Karanlığa bağıran korkakları andırıyor. Bugün Bush a gürleyenler kendi ayak bağlarını ya düşünmüyorlar, ya da iyi rol yapıyorlar.

Milliyetçilik ve ulusalcılık kışkırtmalarıyla bu sorunlar çözümlenmez, giderek derinleşir. Kişiler üzerinden gerilim oluşturularak bir halk hedef haline getirilmektedir. Terörle, ayrılıkla hiç bir ilgisi bulunmayanlar bile tedirgin oluyorlar. Bu hem ayrılıkçıların işine hem amerikanın işine gelir. Asıl tuzak burada gizlidir.