Yabancı bir yazar diyor ki, Hiç sevinç var mıydı şu
hayatın içinde Kime yararlı bir öğüt vermişti. Kime bir iyi söz söylemişti
Kimi barındırmış, ısıtmış, korumuştu Varlığından kimin haberi olmuştu;
yokluğunda kim anacaktı onu Bütün bu sorular için verilecek bir tek cevap
vardı; kimse, hiç kimse!... Geriye dönüp de yaşadıklarınıza baktığınızda iyi
güzel günler adeta bir hayal olmuş. Hiçlik elbette kabul edilebilir bir durum
değildir. Ancak ölüm denen o sır, yolun sonunda hiçliği işaret ediyor. Şair
A.Tevfik Ozan ın `Yaşanacak Nasihat isimli şiirinde: Ayağının altından, toz
kaldıran rüzgârın / Unutma, mezarından toprak çalacağını! Mısrasında olduğu
gibi Yaşananlar bir hayal olarak mazide kalsa da geçmişe duyulan hasretler
vardır. Hasret duymanın sebepleri farklı oluşumlara bağlansa da hakikat tektir:
her yeni eskir
Eskimek kadar yok olmak, yara almak, hayatın
kırıklıklarının artması haliyle insanı etkiliyor. Netice de gençlik aktivitesi
zamanı gelince kayboluyor. Eski güç kalmıyor. El, kol tutmaz oluyor. Çaresizlik
kapınıza dayanıyor. Fakat hayatta önemli olan doğrulara bağlanmak ve sadık
kalmaktır. Her ne kadar insanlar tek doğruyu bir taraflara çekiştirerek farklı
doğrular ispat etmeye kalksalar da doğrular birdir. Hayatın gücü de her zaman
iyiliğin içinde yer alır. Ancak insanlar kötü yollara sarpsalar da neticede
zihinlerde bu davranışlar unutulmuyor. Vicdanları yaralıyor. Ancak inançtan güç
alan sevgi yüreklerde ve kafalarda yeni ümitler besliyor. Hayata iyi bakmanın
yollarını gösteriyor.
Sevgi; insanlık için hayatın tamamında vazgeçilmez soyut
bir duygudur. O olmadan asla, diyoruz. Zaten hayatın bir anlamı da olmazdı.
Sadece sevgiyle sınırlı da değil elbette. Allah farklı duygular, fikirler ve
koskoca bir kâinat vermiş. Ancak insanoğlu bu!.. Hırlısı da var, hırsızı da.
Vicdanlısı da vicdansızı da, şeytanisi de rahmanisi de Vicdan da sevginin
içinde var olduğu müddetçe, ilahi olana meylettikçe hayatın, güzelliklerin
idrakinde olarak yaşar. Ancak fazla vicdan, yürekte çekingenliğe neden olur.
Fena işlere kalkışan düşüncelere engel olmak yolunda da kalkan eli indirebilir.
Kötülük insanlara daima zarar verse de kalıcı bir güç değildir. Kötülük her
daim son bulur. Ancak yapacağını da yapar. İnsanlar kötülüğü yaşatmak için
çabalara girer, buna çeşitli kılıflar bulurlar. Aldatmanın, yanıltmanın, zarar
vermenin her hali bilinçli veya bilinçsiz olarak karşımıza bir kötülük olarak
dikilir. Sevgiyle bakan, itidalli olan, feraset sahibi kimseler bu dolambaçlı
hareketlerden kolay kolay zarar görmezler.
İnsanlar sevdikleri şeylerden kolaylıkla vazgeçmezler.
İyilikte de kötülükte de bu gerçek değişmez. Saflık da bir bakıma hırsızlık gibidir. Saf olma hali iyidir, temizdir,
halistir. Ancak fazla saf olmak kişiye ve topluma zarar verir; kötülerin
sığınma yeri olabilir.
Kötülüğe karşı iyilik işleyerek mukabele etmek kuşkusuz
hayatı güzelleştirir. Gerçeklere sadık kalanlar ileriyi görür. Acının her
türlüsünü tadar, yaşar. Kederden, gamdan anlar. Korkuyu da yaşar. Fakat zararlı
şeylerden sakınmasını da bilir. Ancak kişiliği gelişmemiş, birilerine
yamananlar toplum için birer meseledir. Kötülük yanında yer almak hayatın
güzelliğine vurulan bir darbedir, bir lekedir. Siyasetin ağırlaştığı ve
çirkinleştiği bir ülkede bu tip kuklalardan uzak durmak gerekir. Rus yazar
Şçedrin de bu kuklalardan canı hayli yanmış olmalıdır. Şöyle diyor yazar;
Çevrene bakınırsın: hep kuklalar! Sonsuz kuklalar! Birbirine acı veriyor,
umutsuzluk veriyor, zulmedip cinayet işliyorlar! İnanır mısınız, bazen Tanrım!
Diye düşünüyor insan, şu kuklalar olmasaydı, bugünkü kötülüklerin, onda biri
bile olmazdı. En küçük bir işte dahi kuklacılık oynayan insanlardan ne
beklenir ki Her olaya siyasi yaklaşan ve dar açıdan bakanların da kuklalardan
farkı ne ki
Yaşananlardan içiniz dışınız kararıyor. La havle
çekiyorsunuz. Sevgiyle bakmaya çalışıyorsunuz. Kime ve nasıl bir sevgidir bu
Ancak yine de her şeye rağmen sevgi kuşanılmalıdır. Hem de soylu olmalıdır bu
sevgi. Hayatlar da gülistana çevrilmelidir. Gül kokmalıdır her yan. O vakit
sevmenin anlamı bir başka, çekici ve güzel olur. Aşkta gül soyundan gelir,
ondan ilham alır o kokuyla sermest olur.
Dost yüreği genişolanlar sevmenin yüceliğine vasıl olurlar. Selam olsun o yüreklere!