Avucunu yalarsın Bay Huckabee!

Abone Ol

Mike Huckabee...

ABD'nin İsrail Büyükelçisi...

Bir öneri üfürmüş! Diyor ki;

* "Kurulacak bir Filistin devleti için ‘Müslüman ülkeler’ topraklarının bir kısmından vazgeçsin!"

Şunu demeye getiriyor;

* "Filistinliler kendi topraklarını terk etsin, boşaltsın, kendi vatanlarını bıraksın, kendi ülkelerinden vazgeçsin!"

Teklife bakar mısınız? Şaka gibi...

Filistin bir İslam coğrafyası... Bunu asla unutma ve kulaklarında asılı olarak kalsın Bay Huckabee!

***

Bir not daha... Erbakan Hoca’mıza kulak verelim mi;

* “Ortadoğu’da yapılanlar sadece İsrail meselesi değildir. Siyonizm adı altında bir inanışın, bir zihniyetin bütün dünyayı kontrol altına alma ve sömürme zihniyetidir. Kendilerini üstün ırk sanan bir batıl zihniyetin insanlığı yok etme ameliyesidir. Irkçı emperyalist odaklar diyor ki, Müslüman âleminde bütün gücümüzle ılımlıları çoğaltmamız lazımdır."

* "Ilımlı İslam ile ne anlatılmaya çalışılır? Yani cihat şuuru olmayacak, hak ve adaleti hâkim kılma gayesi ve sorumluluğu taşımayacak, bozuk ve batıl düzene karışmayacak, Siyonizm’e hizmetçilik yapacak, ama namaz kılacak, oruç tutacak, umreye koşacak, dünyadaki ve ülkedeki düzeni Siyonist merkezler tanzim edecek. Sen sadece Yahudi’ye vergi ve faiz ödeyeceksin. Aldığın her malın fiyatının yarısını sömürü sermayesine haraç olarak vereceksin. Bir nevi küresel sisteme demokrat kölelik edeceksin, ama izin verilen ibadetleri de yerine getireceksin. İşte ılımlı İslam dedikleri bu."

* "Biz her taşın altında Yahudi var demiyoruz, fakat Yahudi hiç bir taşın altını boş bırakmaz.”

Ve Erbakan Hoca esasen yıllar öncesinden ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'ye şöyle cevap vermişti;

* "İsrail'in bu topraklardan çekilmesi yetmez, İsrail'in İslam âleminin ortasında bir çıbanbaşı gibi olmaktan dışarı çıkartılması lazımdır. Eğer Amerika İsrail'e yardım etmek istiyorsa bu kadar çok sevdiği İsrail'e Güney Amerika'da ülke versin! Müslüman topraklarında İsrail'in yeri olamaz!"

***

Son cümle; avucunu yalarsın Bay Huckabee!

SAADET PARTİSİ'NDEN ÖZGÜR GAZZE MİTİNGİ!

Yarın değil, ertesi gün... Yani, 15 Haziran Pazar günü...

Üsküdar Meydanı'nda... Saat 17:00'de...

Çok önemli bir buluşma gerçekleşecek!

Yarım asırdır Filistin hassasiyetini her dem koruyan ve kollayan Saadet Partisi, 'Özgür Gazze Mitingi, Gazze Ablukada İnsanlık Ayakta' sloganı ile miting düzenleme kararı aldı.

Bu mitingin en önemli özelliklerinden birisi, 'siyasi' olmayıp bütün bir insanlığa çağrı olacak olması...

Bu maksatla Saadet Partisi tüm siyasi partilere çağrıda bulundu ve bu önemli mitinge katılım talep etti.

Mitingde farklı siyasi partilerin genel başkanlarının katılacağı ve konuşma yapacakları ifade ediliyor.

Elbette o akşam bütün gözler Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'da olacak...

Mahmut Arıkan'ın, Üsküdar Meydanı'ndan tüm dünyaya yönelik vereceği mesajların ve çağrının büyük yankı yapması bekleniyor.

***

Saadet Partisi'nin bugüne kadar gerçekleştirdiği Filistin Mitinglerinin hemen tümüne katıldım ve bu köşeden izlenimlerimi aktardım.

15 Haziran 2025, Pazar günü saat 17:00'de Üsküdar Meydanı’nda olacağım, Allah (C.C.) nasip ederse. Kısmetse miting izlenimlerimi yine buradan siz değerli okurlarım ile paylaşmaya gayret edeceğim... 

BİLAL KEMİKLİ'NİN LÜTFİ DOĞAN ANISI!

Milli Görüş lideri, Refah-Yol Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın kurduğu Milli Görüş'ün öncü isimlerinin her biri ayrı bir değer...

O isimlerden biri de merhum Lütfi Doğan hocamız...

Tasavvuf alanında önemli çalışmaları bulunan Prof. Dr. Bilal Kemikli, Erbakan Hoca’mızın yol ve dava arkadaşlarından Lütfi Doğan'la ilgili bir anısını paylaştı. Okuyalım;

* "Benim hayatıma dokunan önemli isimlerden birisi de Lütfi Doğan hocamdır. Bir dönem Diyanet İşleri Başkanlığı yaptı, senatörlük yaptı, milletvekilliği yaptı; çok latif bir insandı. Çok nazik, kibar. Kimsenin gönlünü, kalbini kırmaz, gönül alıcı konuşur, böyle bir insandı. Allah onunla buluşmamızı nasip eyledi. Buluştuk. İslâmî İlimler Araştırma ve Yayma Vakfı (İSİLAY) var, Balgat'ta. Hocam vakfın başkanı, bendeniz de vakfın müdürü olarak orada bir dönem çalıştım. Gündüz müdürlük yaptım, akşamleyin -böyle açılıp kapanan yataklar vardır-, orada yatardım ve derslerime çalışırdım. Master dersine... Gündüz vakıf işleri, gece ilimle, okumayla, ödevlerle meşgul olurdum. Bazen şiir yazdığım da olurdu. İşte sanat, hayatın her alanında…"

* "Mesela hocam bana öyle şeyler öğretti ki... Söz gelimi hocamın öğrettiği şeylerden bir tanesini söyleyeyim; çok şey var da kitapta belki yazmışımdır. Kütüphane kuracağız yani İSİLAY'a... Kitapçılara gidiyoruz, kitap alıyoruz falan ama İş Bankası Mithatpaşa'daydı... Benim en çok uğradığım yerlerden birisiydi. İş Bankası'nın yayınlarından kitapları alalım diye girdik. Bir hanımefendi, kızcağız, belli ki yeni üniversiteye gelmiş (Mülkiye'de okuduğunu sonradan öğrendik), bir kitap almak istiyor, Modern Türkiye'nin Doğuşu’nu sordu, kitap biraz pahalı geldi ona; talebe. Benim de talebelik dönemine benzer şeyler yaşadığımız için, muhafazakâr kafayı değiştirme açısından bunu da söylüyorum. Bu arada hocam sordu ona, tam kitapevinden çıkmadan önce: 'Evladım, öğrenci misiniz? Nerede öğrencisiniz?' falan. Mülkiye'de öğrenci olduğunu öğrenince,  bana döndü, gayet nazik bir şekilde: 'Bilal Beyciğim, siz master yapıyorsunuz, hocası sayılırsınız; sizin üniversitenin talebesi... Bu kitabı o çocuk alamadı, senin alman lâzım!' dedi."

* "Hanımefendi kızımızı çağırdım (belki bu konuşmayı biliyor mu, onu da bilmiyorum). Dedim ki: 'Bakabilir misiniz, hanımefendi?' 'buyurun' dedi. 'O kitabı size hediye etsek olur mu?' dedim. Mahcup oldu... Yani 'Mahcup olmanıza gerek yok,' dedim. 'Ben Ankara Üniversitesi'nin elemanıyım, o kitabı size hediye etmek istiyorum.' Lütfi Doğan hoca, bana toplumun farklı bir kesimiyle buluşmayı sağladı."

* "İnsanlara giyimleri, kuşamları, bulundukları yer ile ilgili şimdi 'mahalle' kavramını kullanıyoruz, değil mi? Yani sosyolojik bir kavram hâline getirdi Şerif Mardin... Farklı mahallede olabilir, farklı takımı tutabilir ama insanî ilişkiler noktasında asgarî buluşmanın, halleşmenin ve onun yarasına merhem olmak için çaba sarf etmenin ne kadar önemli olduğunu, bu küçük dokunuşuyla Lütfi Doğan hocam öğretti. Daha sonraki dönemlerdeki hayatımız da böyle devam etti. Benzeri pek çok anlatılacak hatıralar var ama her şeyi burada anlatmış olmayalım..."

(Not; tyb.org.tr de Ziya Uğur'a bir mülakat veren Bilal Kemikli'nin Ankara'yı anlattığı kitabı Hece Yayınları’ndan çıktı.)