Mültecilerin batıya yönelen akınları Avrupalıları çok tedirgin ediyor. Bu akınların engellenmesi gerektiği konusunda herkes çoğunlukla hemfikir. En azından belli bir düzene konulmalı diyorlar. Türkiye ile yürütülen vize muafiyeti süreci de, AB’nin mültecilere bakışını gösteriyor. İşin diğer ve asıl önemli boyutu da, Avrupa’da her geçen gün biraz daha etkisini hissettiren “Irkçı hareketlilik”.
Peki, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi Batı’da neden yükseliyor Bu tepkinin temelinde ne var Bu sorulara yanıt bulmak ve sonuca ulaşmak için önce bir kaç bilgiyi paylaşalım.
Fransa batılı kültür açısından dominant bir etkiye sahip. Özellikle 1789 Fransız ihtilalının Batı’da ve dünyada yaptığı etki dikkate alınırsa, bu durum daha iyi anlaşılır. Böylesine etkiye sahip bir ülkede, 2017 yılındaki seçimlerde, aşırı sağcı parti lideri Marine Le Pen’in ikinci tura kalabileceğine dair yorumlar artmış durumda.
Almanya’daki ırkçılık PEGIDA yani “Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar” üzerinden örgütleniyor. Sıkı bir mülteci ve göç politikası uygulanmasını ve Alman kimliğinin ve Hristıyan - Yahudi Batı kültürünün korunmasını istiyorlar. Yanlış okumadınız. Nazilerden farklı olarak Yahudi kültürü de korunmalı diyorlar.
İngiltere’de de ırkçılık artıyor. UKIP yani göçmen karşıtı “Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi” de her geçen gün taraftar sayısını arttırıyor. Geçtiğimiz günlerde, 81 yaşındaki bir Müslüman sabah namazına giderken katledildi. Bir Türk otobüste Türkçe konuştuğu için saldırıya uğradı.
İtalyan faşizmi zaten Mussolini’den dolayı meşhur. İtalya’da özellikle Afrika kökenlilere karşı nefret öne çıkıyor. Futbol tribünleri siyahî futbolculara hakaret eden İtalyan ırkçı gruplar tarafından organize ediliyor.
Yunanistan’daki ırkçı parti Altın Şafak ve Bulgaristan’daki ATAKA partilerinin siyasi arenadaki etkinlikleri de her geçen gün artıyor.
Şimdi gelelim, baştaki soruların cevabına.
Avrupa’da nüfus artış hızı diğer kıtalarla karşılaştırıldığında çok düşük. Aynı zamanda yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı hayli yüksek. Mesela İtalyan Profesör Valerio De Cesaris, İtalya’da 1 milyon yaşlının bakımlarının göçmenler tarafından yapıldığını ifade ediyor.
20. yüzyılın son dönemlerinden itibaren üretim Doğu’ya kaydı. Bugün birçok Batılı firmanın ürünlerinde, Çin, Vietnam, Kamboçya, Endonezya, Tayland, Tayvan gibi ülkelerde üretildiklerine dair ibareleri görmek sıradan bir durum oldu.
Avrupa nüfusunun dörtte birinin nesebi belli değil. Çiftlere çocuk sahibi olmaları için verilen teşvikler karşılık bulmuyor. Öylesine bir çaresizlik içinde nüfusu arttırma telaşına düşmüşler ki, sperm bankalarının rahat çalışması için her türlü kolaylığı sağlıyor, yasal açıdan gerekli adımları atıyorlar.
Uyuşturucu artık günlük ilaç kullanımı gibi algılanıyor. Kimi şehirlerin belli bölgeleri özellikle uyuşturucu kullanımı için tahsis edilmiş durumda.
Geçtiğimiz günlerde, evcil hayvanlara 1 yılda harcanan paranın 200 milyar USD’ye ulaştığını okumuştum.
Avrupa’da birey eşittir tanrı anlayışı hâkim. Herkes kendisi için yaşıyor.
Avrupa ülkelerinde %20’ye varan hatta geçen işsizlik oranları var. Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Belçika, İspanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Almanya gibi ülkelerin hepsi borçla boğuşuyor.
Sağcılar diyorlar ki, işte bütün bunlara sebep olanlar yabancılardır. Onlar Avrupa’dan giderse sorunlarımız biter. Gerçekten biter mi Hayır! Çünkü her türlü sıkıntılara rağmen Avrupa ekonomisini ayakta tutanlar aslında yabancılardır. Gerek ticari hareketliliğe sundukları katkı, gerekse Avrupalıların beğenmediği, ekonominin can damarı olan ara eleman ihtiyacını karşılamaları açısından önemli bir görev ifa ediyorlar. 2. Dünya savaşı sonrasında, 70 milyon insanın hayatını kaybettiği, taş üstünde taş kalmayan Avrupa ekonomisini ayağa kaldıran, yabancılar bugün sorun olarak görülüyor.
Norveçli Breivik’in yaptığı katliam bugün hâlâ zihinlerindeki tazeliğini koruyor. Breivik, kendisinin lideri olduğu “Tapınak Şövalyeleri” örgütünün, El Kaide’nin Hristıyan versiyonu olduğunu söylemesine rağmen kimse bu söylem üzerine yorum yapmak istemiyor ama Paris ve Brüksel üzerinden İslamofobi tırmandırılıyor.
Avrupalılar içinde bulundukları durumun sorumlusunu arıyorlarsa aynaya baksınlar. Suçlu orada...