Bizim mahallenin kahve ocağı her şehirden, her kültürden
adamın gelip gittiği yerdir. Hemen hemen gelen gidenin tümü de futbol meraklısı
ve hatta hastasıdır diyebilirim. İçlerinde, yer Kadıköy Dalyan’da olmasına
rağmen Bursasporlu bile vardır.
Evet, işte bu çay ocağının olmazsa olmazı Veysel, Çek
maçının ertesi sabahı bana ne dedi biliyor musunuz Aynen
aktarıyorum...”Ağabey, bu nasıl bir teknik adam ki... İnsan önce asıl on biri
ile, yani kafasındaki kemik takımla maça başlar. Sonra aklının bir köşesindeki
diğer elemanlarını tek tek sahaya sürer. Yani önce maçı kendi sahasında olduğu
için kontrol altına alır, sonra adam görmeye başlar. Ama bizimki yediği iki
golle dağılan, morali bozulan yedekler takımını daha sonra aslarıyla kurtarmaya
çalıştı...” İşte bizim Veysel’in çayları dağıtırken peş peşe sıraladığı
cümleler. Yani sevgili okurlar benim bugünkü yazım Veysel’e ait dersem vallahi
yalan olmaz.
Şimdi bu da bendenizden... Abdullah Avcı, Milli Takım’a
hoca olarak atandığı günün akşamı veya bir gün sonrası, TGRT Haber’de görüşümü
aynen şöyle aktarmaya çalışmıştım; “Estağfirullah...” Yani daha Türkçe ve daha
açık olarak bu görevin Avcı’ya üç beş numara büyük geleceğini vurgulamaya
çalışmıştım. Tıpkı, Maliye Bakanlığı’nın bana gelebileceği gibi... Böyle bir görev
için Avcı’nın üç beş fırın ekmek yemesi gerekiyordu.
Sonra detaya girmiştim. Avcı, İBB takımının başında altı
sezon geçirmişti. Taraftar, basın, yönetici ve mutlaka Avrupa kupaları
zorlaması ve baskısı olmadan... Ben İBB’nin ligdeki işlerine bu yüzden hiç
bakmadım. Amaaa, Avcı aslında bir alt yapı hocası olmasına rağmen, bu altı
yılda ülke futboluna bir tane bile genç sunamamıştı. Hani en azından
İstanbul’un Üç Büyükleri’nin oltasına takılan ve takılacak olan... .
Bütün bunları alt alta topladığımda ben Avcı’nın, Milli
Takım’daki sonuç icraatında kendisinin değil de onu oraya getirenin kabahatli
olduğunu söylüyorum. Bu nedenle de ben Milli maçların sonuçlarına, hele hele
böyle olanlarına son derece doğaldır diye bakıyorum. Diyorum ya beni Maliye
Bakanı yapın ülkeyi iki ayda batırayım... Yazık! Türkçe bile bilmeyenlerin
büyük umut olarak ilk on bire konduğu Milli Takım’dan ne bekliyordunuz