Avare kasnak

Abone Ol

Cumhuriyet tarihinden beri, sürekli krizlerle boğuşuyoruz. Toparlanmak, belli bir seviyeye çıkabilmek, ayaklarımızın üzerinde durabilmek için var gücümüzle boğuşuyoruz. Ama nafile Biz, kendi iç gündemlerimizi dünyanın en önemli meselesi zannediyoruz. Oysa, değil 40 yıl, 20 yıl, 10 yıl, daha dün konuştuğumuz meselelerimiz bile anında unutulup gidiyor. Ne yazık ki, balık hafızalıyız.

Düne ait hiçbir şeyden ders almıyoruz. "Hiç ders alınsaydı tarih tekerrür mü ederdi" diyen Mehmet Akif Ersoy un dediği gibi, tarihsel gerçekler bizim için hiçbir şey ifade etmiyor. Sürekli siyaset ve siyaset üzerinde kurgulanan oyunlar etrafında dönen gündemlerle avutuluyoruz. Ekonomimiz sürekli sıkıntılı Parametreler sürekli tedirgin Ben buna ejderha modeli diyorum Bir yerlerden öylesine garip şeyler üretiyoruz ki, bir canavar gibi, bir ejderha gibi başımıza musallat ediyoruz. Ve o ejderha, belli bir seviyeye ulaştıktan sonra tüm birikimlerimiz üzerine ağzından fışkırttığı alevlerle, her şeyimizi yerle bir ediyor. Siyaset de, oligarşik bürokrasi de, militarist irade de, her an bir şeyleri tedirgin edecek şekilde yanıbaşında ejderhalar besliyor. Bu ejderhalar, kamuoyunu belli şeylere yöneltiyor, kanalize ediyor, bir şekilde rıza üretecek mekanizmaları çalıştırıyor. Ama, unuttuğumuz şey şu: Ejderha, etrafına zarar veriyor Yakıp yıkıyor

Birkaç gündür elektriğe, doğalgaza gelen zamlarla ilgili haberler yayınlanıyor medya organlarında Yandık, bittik, tükendik mealinde haberler yapılıyor. İyi de, bu sadece bir sonuçtur. Teferruattır Teferruatları tartışarak nereye varabilirsiniz. Öncelikle sebepleri, nedenleri ve bu yangını ortaya çıkaran unsurları tartışmamız gerekmiyor mu Türkiye bir türlü normalleşemiyor. 367 krizi Cumhurbaşkanlığı süreci E-Muhtıra Malezya olur muyuz tartışması Mahalle baskısı tartışması Kapatma davası Anayasa Mahkemesi nin kendi varlık sebebini ortadan kaldıran kararı

Küresel bir krizin dalgalarını en ağır şekilde hissediyoruz Yaşadığımız bu gelişmeler de mevcut krizin içeride çarpan etkisiyle hissetmemize yol açıyor. Yani dünya ülkeleri bir kriz yaşarken, biz krizi 10 kat daha hissediyoruz. Bizim kriz canavarımız ejderhaların ağzından alev hiç eksik olmuyor. Üstelik, medya bu sürecin normalleşmeye dönmesi yönünde hiçbir katkıda bulunmuyor. Sürekli gerginlikten beslenen bir yayın politikası izliyor. İnsanların zihinlerindeki keskinliği beslemek için çabalayıp duruyor. Bu stratejiyle, ellerinde tuttukları dünyanın menfaat çarklarının işlemesini sağlıyorlar.  Kısacası, medyamız ağzından sürekli alev fışkırtan ejderhanın beslenme vazifesini üstlenmiş durumda. Çıkarılan her gündem onun için reyting demek, tiraj demek, hakim paradigmaya yalakalık ve uşaklık demek.

Suni gündemlerle boğdukları, sinirlerini törpüledikleri mileti, gece yarılarına kadar da eften püften dizilerle, programlarla, yapımlarla oyalıyorlar. Bedava yaşıyoruz bedava

Avare kasnak gibi kendi etrafımızda dolanıp duruyoruz.