Bismillâhirrahmânirrahîm!
TERÖR, dünyada ciddi bir güvenlik tehlikesi oluşturuyor. Türkiye de, 1984’ten beri terör belâsıyla cedelleşiyor. 22 Ekim 2024 günü Devlet Bahçeli’nin, “Terörist başının tecridi kaldırılırsa; gelsin, TBMM DEM Grup Toplantısı’nda konuşsun! Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lâğvedildiğini haykırsın! ‘Umut hakkı’nı kullanarak önü ardına kadar açılsın!” sözlerinden sonra terörle mücadele yeni bir boyut kazandı.
Bu nasıl bir konuşmaydı! Karşı taraftan pişmanlık ve yumuşama görülmediği halde, bu sözler ne demeye geliyordu! MHP lideri, bu konuda inandırıcı bir açıklama yapmadı. Terörün bitirilmesi konusunda, “Türkiye’nin geleceği planlanıyorsa” bunun millî iradenin temsil yeri olan TBMM’de yapılması gerekmez miydi? MHP, Meclis’te 50 milletvekili ile temsil ediliyor. TBMM’deki diğer 550 milletvekilinin görüşü “yok” mu sayılacaktı?
Terörün bitirilmesi, 85 milyonluk Türkiye vatandaşının ortak isteğidir. Bu sonuç ancak “kuşatıcılık” ve “katılımcılık” ile gerçekleşir. Bu konuda “Bahçeli projesi” değil; ciddi bir “devlet projesi” gereklidir. El yordamıyla bir çalışma yapılırsa, “Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olursunuz!” Konuyu ciddiye almak zorundasınız!
AKP Genel Başkanı’nın da Bahçeli övgüsü olarak yapılan şu sözleri halkı tatmin etmedi: “Bahçeli’ye selâm gönderiyorum. Feraseti ve cesaretiyle tarihe not düştü; istikamet çizdi. Kürt kardeşim, bu eli sımsıkı tut.” Bunlar ne demek oluyordu! Terörle oyun olur muydu? Konsensüs sağlanarak bir yol haritası oluşturmadan ne yapılmak isteniyordu! Söylenenlere açıklık getirmek gerekmez miydi?
TUSAŞ SALDIRISI
DİKKATİNİZİ çekmiştir: Bahçeli’nin konuşmasının hemen ertesi günü PKK terör örgütünce Ankara’nın göbeğinde TUSAŞ saldırısı gerçekleşti. Teröristin sırtını sıvazlamanın ilk karşılığını gördük. Domuzla aynı çuvala girilemeyeceğini öğrendik. TUSAŞ saldırısında “güvenlik zafiyeti” konuşuldu. Türkiye’nin savunma sanayi ile ilgili gözbebeğimiz durumundaki fabrikamız büyük zarar gördü. 4’ü personel, 5 kişi şehit oldu. 22 kardeşimiz yaralandı. Terör konusunda TUSAŞ saldırısı ders olmalıdır.
Saadet-Gelecek TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Mahmut Arıkan, “Kim ve amacı, yöntemi ne olursa olsun, terörün karşısında durmaya devam edeceğiz” diyerek, TUSAŞ saldırısı ile ilgili partisinin görüşünü şöyle anlattı:
“Bu saldırı terörün gerçek yüzünü bir kere daha gösterdi. Daha acı olansa, devletimizin liyakatsiz kadrolar eliyle bir kere daha nasıl tehlikeye itildiğini de gösterdi. İki terörist, uzun namlulu silâhlarla, güpegündüz başkentin ortasında hiçbir güvenlik birimi tarafından fark edilmeden ülkemizin en önemli kurumlarından birine nasıl sızdı? İstihbaratın görevi bu değil mi? Anladık ki; sokakları, masum insanları, çocukları, kadınları koruyamıyorsunuz!” (30.11.2024)
Hükûmet’e sesleniyorum. Lütfen, ülkemizi tehdit eden terör konusunu daha ciddiye alın! Siyasi parti TBMM grupları olarak bir araya gelip konuyu enine boyuna değerlendirin! Halkın görüşünü dinleyin! Bölge halkıyla iletişime geçin! Kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarının görüşünü alarak, ciddi bir ‘devlet politikası’ oluşturun!”
GERÇEKÇİ OLUN!
HÜKÛMET’İN başı aylar önce “siyasi alanda yumuşama”dan söz etmişti. Bu sözün millete böyle yansıyacağını hiç düşünmemiştik. Siyasi kamplaşmaların sona ereceğini düşünüp sevinmiştik. Hele, TBMM’de terörist başına konuşma teklifi yapılacağı aklımıza bile gelmedi. Teröre tek taraflı çözüm aranacağını düşünemedik. Terörün sözle, bir partinin teklifiyle çözülemeyeceği anlaşıldı.
Terörün ABD tarafından, Afrika’yı kontrolünde tutmayı amaçlayan “Büyük Ortadoğu Projesi”ni hedefine ulaştırmak için kullanıldığını çok iyi bilmeliyiz. Dünyadaki terör örgütlerinin ABD tarafından finanse edilip yönlendirildiğini de! ABD’nin elindeki en büyük terörist yapı İsrail’dir.
ABD, büyük yüzölçümüne ve büyük bir nüfusa sahip olan Türkiye’yle savaşı göze alamıyor. Türkiye’yi zayıflatmak için Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da birkaç devlet kurmak ve Türkiye’yi parçalamak istiyor. İkiz Yasalar’ı çıkarmak için Türkiye’ye ısrarla baskı yapılmasının sebebi budur. Bu oyun “mutlaka” bozulmalıdır.
Çözüm için, bu kadar ciddi bir konuda TBMM’de kapalı oturum yapılmalıdır. Dış etkilere aldanmamalı; millî irade esas alınmalıdır. Vatan sevgisiyle dopdolu insanlar aracılığıyla, doğusu ve batısıyla tüm Türkiye’de “samimi bir kardeşlik seferberliği” başlatılmalıdır.
Âdil olmayan tutumlar “derhal” bırakılmalıdır. Bu çalışma “hesabîlik” değil, “hasbîlik” gerektirir. “Adalet” ve “samimiyet” inandırıcı olmayı, güvenilirliği beraberinde getirir. Bilelim ki, bu ülkenin problemleri, yine bu ülkenin insanları tarafından çözülecektir. Dıştan esen rüzgârlara göre hareket etmek, bu ülkeye hiçbir zaman fayda getirmemiştir.