Ateşkes mi, silah bırakmak mı?

Abone Ol

Başbakanın açıklamalarından anladığımız kadarıyla hedef

terör örgütü mensuplarının silahlarını bırakarak ülkeyi terk etmeleri

bekleniyor. Buna karşılık ilk aşamada ateşkesin gündeme gelebileceği, silah

bırakmanın biraz uzak ihtimal olduğunu söyleyenlerin sayısı da az değil. Çünkü,

silah bırakıp militanların ülkeyi terk ederek başka ülkelere gitmelerinin

sanıldığı kadar kolay olmadığı, yıllardan beri oluşan rant ile hayatlarını

sürdürmeye alışmış olanların silah bırakmak istemeyecekleri, ayrıca çeşitli

ülkelerin istihbarat örgütlerinin taşeronluğunu yapan terör örgütü ileri

gelenlerinin de bu ülkeler desteklerini çekmedikleri sürece silahı

bırakmayacakları belirtiliyor ki, tüm bunlar gerçeğin bir parçasını ifade

ediyor.

Bu bakımdan terörün kökünün kazınması hususunda toplumda

gereğinden fazla bir beklenti oluşturulması gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır.

Bu köşede sıkça ifadeyle çalıştığım terör örgütünün kuruluşundan bugüne destek

olan başta ABD, İsrail, İngiltere, Fransa ve Almaya gibi ülkeler eğer terör

örgütünü kullanmaktan vazgeçmiş iseler başlatılan görüşmeler terörün kökünün

kazınması yönde bir sonuç verebilir ancak, sözünü ettiğimiz ülkeler bölgeye

dönük planlarında hâlâ terör örgütüne bir rol biçmiş iseler görüşmelerden elde

edilebilecek sonuç en fazla ateşkes olabilir. Toplumun çok fazla bir beklenti

içine sürüklenmemesi için yapılan açıklamaların gerçekçi olması gerekiyor. Bu

arada terörün sona erdirilmesi hususunda Öcalan ile aracılık yapan isimlerin

açıklamalarına  dikkat etmeleri

gerekiyor. Söz gelimi terörün sona erdirilmesi için Öcalan ın yol haritasını

hükumete ilettiği, bundan sonra hükumetin sergileyeceği tavrın önemli olduğu

şeklindeki açıklamalar toplumu rahatsız edicidir. Terör örgütü liderliğinden

müebbet hapse mahkum bir kişinin terörün sona erdirilmesi hususunda inisiyatifi

ele almış olması, böyle bir görüntü verilmesi toplumda rahatsızlık doğurabilir.

Bu bakımdan son ziyaretin arkasından yapılan açıklamada tarafların

açıklamalarına dikkat etmesi istenerek hükumetin köşeye sıkıştırılamaya

çalışılması uzlaşmacı bir yaklaşım kabul edilebilir mi

***

Mekanın Cennet olsun Enver Ağabey

Ankara ve İstanbul gibi merkezlerden uzaklaşıp taşraya

göçmek bazı haberlerin geç ulaşmasına sebep oluyor. Galiba taşralı olmak da

böyle bir şey olsa gerek. Bu sebeple Enver Ören Ağabeyin vefat haberini de çok

geç aldım. Bunda taşrada olmamızın yanında teknoloji ile fazlaca içli-dışlı

olamayışımın da önemli rolü var elbette. Televizyondan Enver Ağabeyin vefat

haberini dinlerken birden 1980 li yılların ortalarına gittim. Türkiye

Gazetesi nde çalıştığım yıllara. Çalıştığım süre içinde yakından tanıdığım

Enver Ağabey gerçek bir ağabey idi. Sadece bana değil gazetenin tüm çalışanları

için ağabeydi. Çalışanlarının her sorunu ile yakından ilgilenir, sorunların

çözümü hususunda elinden geleni yapardı. Çevresindekilerle ilişkisinde yüzünden

tebessüm eksik olmazdı. Onun tabii hali buydu. Bana hitap ederken Gavs deyişi

gönül almanın ötesinde verilen bir rütbenin ifadesiydi. Bu sıfata layık mıydım

bilmiyorum ama, o nitelendirmeden memnun olurdum.

Bu arada özellikle olsa hapse girdiğim aylar boyunca şimdi o

da rahmetli olan Cemalettin Cem Ertürk ile maaşımı evime göndermiş olmasını

unutmam mümkün değil. Halbuki mahkumiyetimin birlikteliğimiz ile bir alakası

yoktu. Bana karşı bir sorumluluğu bulunmuyordu. Ama, birlikte çalışıyor olmamız

sebebiyle ailemin sıkıntısının giderilmesini görev bilmişti. Enver Ağabeyin son

yolcuğunda yanında olmayı çok isterdim ama olmadı. Ancak, ömrüm boyunca hep

güzel duygularla anacağım. Mekanın Cennet olsun Enver Ağabey... Güler yüzlü,

güzel insan.. Aile fertlerine ve yakın çevresi ile Türkiye Gazetesi

çalışanlarına Allah tan sabır niyaz ediyorum.