Ateşe benzin?

Abone Ol

Tunus ta başlayıp Kuzey Afrika ya yayılan, Libya da ve

Mısır daki dikta rejimlerini alaşağı eden toplumsal hareketleri yekten Arap

Baharı sayan kimdi Mevcut siyasi iktidar. Tunus ta bir seyyar satıcının

kendini yakmasıyla başlayan ve daha sonra toplumsal bir başkaldırıya dönüşen,

zamanla da diğer ülkelere yayılan bu hareket, ilk başta bir halk hareketi gibi

görünüyorken, sonradan şekil değiştirdi. Özellikle de ABD nin devreye

girmesiyle Renkli Devrimler misali bir Arap Baharı yaşanır oldu, ki

buradaki bahar ifadesi yerine sonbahar da konulabilir bugün bakınca.

Mevcut siyasi iktidar, diğer ülkelerdeki bu hareketleri

halkın haklı talepleri olarak değerlendirirken, aynı şeyi kendi içinde

yapmaktan çekiniyor ve hatta gerdikçe geriyor. Fırsattan istifade etmek isteyen

marjinal grupları hariç tutun, AVM karşıtı tepki sahiplerini dinlemeyip

kendilerinin de kabul ettiği gibi orantısız bir şiddete yöneliyor. Söylem

olarak da kendi kitlesiyle kendine oy vermeyen kitleyi karşı karşıya getirecek

bir yola sapıyor. Züccaciye dükkanına girmiş bir fil misali edilen sözler, bu

memleketi karpuz gibi ikiye bölüyorken, siyasi iktidarın inandırıcılığından

bahsetmek mümkün mü

Aleyhine gelişen her durumu bir şekilde komploya ,

darbeye , dış güçlere veya provokasyona bağlayıp hiçbir zaman nefs

muhasebesi yapmayan, yanlışı zinhar kendisinde aramayan siyasi iktidar, (şiddet

eylemlerini bir kez daha hariç tutarak) yaşanan gelişmeleri bu kez de faiz

lobisi ile ilintilendiriyor. 10 senedir besledikleri faiz lobisini

suçlamanın hemen ertesinde artan faizler, acaba faiz lobisine ne kadar ilave

para kazandırdı Başbakan konuştukça (meşhur tabirle) piyasalar allak bullak

oluyorsa, lobi deyince neyi anlamak gerekiyor o zaman

IMF ye ödenmesi zaten garantiye alınmış olan borcu ödeyip

bitirmekle övünen siyasi iktidar, 10 yılı aşkın iktidarları süresince zerre

sapmadan uyguladıkları ve uygulamaya devam ettikleri IMF politikalarını mevzu

bahis bile etmiyor. 10 senede 22 milyar doları ödemekle övünürken, her sene

faize giden ortalama 50 milyar liradan hiç bahsetmiyor. 10 senede faize ödenen

600 milyar lira gibi dehşet bir rakamı gizliyor ama 22 milyar dolar borcu

ödeyerek güya IMF den kurtulduk sahte mesajını veriyor. IMF dayatması düşük

kur-yüksek faiz politikasıyla sıcak para bağımlısı haline gelen ve borçsuz

büyüyemeyen ekonomiyi göstermeyip, siyasi gerekçelerle oluşan uyduruk kredi

notu artışlarını yere göğe koyamıyor. Bu şartlarda hangi inandırıcılıktan

bahsedeceksiniz

Bu hengamede petrol yasasını apar topar çıkararak

yabancılara adeta bir kapitülasyon vermek nasıl bir şeydir Bu yasayla

yabancı petrol şirketleri, Türkiye nin her yerinde petrol arama hakkı elde

ediyor, Türkiye nin bu şirketlerden alacağı pay yüzde 2 lere kadar düşüyor,

yabancılar birçok vergiden muaf tutulurken, ihracattan sağladıkları geliri yurt

dışında tutabilme imkanı veriliyor. Petrol kartellerine verilen ayrıcalıklar,

bir bakıma kapitülasyonlar , kimseye göstermeden ve kimsenin dikkatini

çekmeden halledildi. Yarın öbür gün bir vesileyle imtiyaz verilen petrol

kartelleri de bir anda kötü adam ilan edilebilir. Ne de olsa burası Türkiye

ve atı alan Üsküdar ı çoktan geçti.

Her fırsatta demokrasi , millet egemenliği deyip de,

milletin iradesinin sağlıklı olarak sirayet etmesinin önündeki en temel engel

olan seçim barajı na dair en ufak bir söz etmemek neyin nesi oluyor peki Sırf

baraj altında diye resmen çöpe giden oylar, bu milletin iradesi değil mi Kendi

oy oranları, bu heba olan ve kendilerine ait olmayan bu oylarla artarken,

millet egemenliği kavramını dilden düşürmemek inandırıcılığı baltalamıyor mu

Sonuçta, sorumluluk mevkiinde olanların aklıselim ve

sağduyuyla meselelere yaklaşması gerekirken, gerginliği tırmandıran bir üslup

ve meseleyi bağlamından koparıp kamplaşmayı arttıran bir yaklaşım akılla da,

mantıkla da, insafla da bağdaşmıyor. İdarecinin görevi, bir yangın varsa

söndürmektir, ateşe benzin dökmek değil. Aksi halde, önceki icraatlarına da

bakılınca, eylem ve söylemler hiç de inandırıcı durmuyor.