Ateş olmayan yerden duman çıkmaz!..

Abone Ol

Atalarımızın dediği gibi ateş olmayan yerden duman çıkmıyor. Merkez Bankası ve ciddi boyutta risk taşıyan piyasa hareketleri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun kredi kartı ve bireysel krediler konusundaki arayışları, maliye politikasının sıkılaşması gerektiğini ön plana çıkaran ekonomik raporlar ekonomimizde sıkıtı yaratabilecek bir yangın olduğuna işaret ediyor. Yangını söndürmek yerine dumanın herkes tarafından görünmesini önlemeye yönelik tepkisel tavırlar ise sorunların ağırlaşmasını önleyemiyor. Durum böyle olunca geleceğe yönelik beklentilerin bozulması, kırılganlığın artması kaçınılmaz hale geliyor. Belli ki içerideki ateşe uzun süre kayıtsız kalınmış; olumsuzlaşan küresel koşullar herkesin görebileceği şekilde dumanı etrafa savurmaya başlayınca etkili ve yetkili kesimler panikleyerek gayrete gelmiş!..

Son on yılda vatandaşa karşı, gerekli ve yeterli düzeyde dürüst olunabilse ve tutarlı davranması için çaba harcansa geleceğe bakış açımız çok daha olumlu olabilirdi. Ama almadı, günü kurtarmak adına akıl tutulması yaratılarak nefisler azdırıldı, tutarlı davranış değil dengesiz harcama ve yatırım kalıpları teşvik edildi. Sonuçta mali sektör, kamu kesiminin olduğundan iyi görünmesi sağlandı, üreten kesimler suni teneffüsle yaşatıldı fakat vatandaşın geleceği tüketilmiş oldu. Başka bir deyişle vatandaşı bozuk para gibi harcama yarışına girmenin dayanılmaz maliyeti yavaş yavaş önümüze gelmeye başlayınca, iş dünyası ve siyasilerin etekleri tutuşmaya başladı.

Bir yandan ağırlaşmış sorunlar, diğer yandan kademeli olarak olumsuzlaşan koşullar para politikası uygulamalarının etkili olmasını engelliyor. Siyasi irade ise yıpranmamak adına hem sorunların çözümüne teşebbüs etmiyor, hem de durumun daha da kötüleşmesini önleyecek kararlılığı gösteremiyor. BDDK ise kimseyi üzmeyecek şekilde müdahil olmaya çalışıyor, fakat yapılabilenler yeterli olamıyor!..

Bir kaç yıl önce kredi kartından yapılan harcamalarda asgari ödemenin mahcup bir şekilde yükseltilmesi ile başlayan müdahale 2013 yılında kısmen hızlandı. Önce kredi kartı limitlerinin birleştirilmesi ve toplam rakamın aylık gelirin dört katını geçemeyeceği sınırı devreye girdi fakat bu hüküm daha önce verilmiş kredi kartları için uygulanmayacaktı!.. Şimdi de taksitleri sınırlandıran yeni bir düzenleme hazırlanmış. Bu çabaların bankalardaki kredi kalitesindeki olumsuzlaşmayı önlemeye yetmeyeceğini ve cari açığın küçülmesine umulan ölçüde katkı yapamayacağını düşünüyoruz. Sadece bankalara aba altından geç de olsa sopa gösteriliyor. Hangi amaca hizmet ettiği net olamayan gündemler yaratılıyor. Zira bankaların ihtiyaç kredileri yolu ile bu uygulamaların arkasından dolanması hiç de zor olmayacak... BDDK’nın elinde toplam bireysel kredileri net bir şekilde sınırlayıp kontrol altına alacak silahlar var fakat kullanılamıyor. Neden böyle olduğunun yanıtını ise söz konusu kurumun içinde değil siyasi iradenin tercihleri arasında aramak gerekiyor.

Geç de olsa küresel kredilerdeki aşırılığın daha ileri gitmemesi için ciddi bir irade olsa sonuç çok daha farklı olabilir. İç talep daralır, bütçe gelirleri azalır, kurumsal yapıdaki makyajlar akar ve gerçekler ortaya çıkar. Başta mali sektör olmak üzere iş dünyası ve siyasi irade bunu istemiyor; başka bir deyişle düzenleyici ve denetleyici kurumların işlerini yapması sistemli bir şekilde engelleniyor. Büyüyen korkular yönetim katlarındaki basiretsizliği yeni rekorlara taşımaya devam ediyor.

Evet atalarımızın dediği gibi “Yılanın başı küçük iken ezilir”, sorunlar küçük iken ciddi bir sıkıntı yaratmadan çözülebilir. Fakat sorunların büyümesine izin verirseniz onun esiri olmaktan ve zaman içinde çözülerek tükenmekten kurtulamazsınız. Geç kalınınca boşa koysanız dolmaz, doluya koysanız almaz. Bu duruma düşünce gerçeği herkesten gizlemeye, olduğunuzdan farklı görünmeye çalışarak günü kurtarmaya çalışırsanız; kalan gücünüzü vatandaşı uyutmak için harcayarak, kıyamete davetiye çıkardığınızı inkar ederek geçirirsiniz... Gerçekler açığa çıktığında ise ya bu büyük kusuru fatura edecek günah keçileri, ya da sığınacak delik ararsınız!.. Bu duruma düşenler maddi-manevi tüm değerlerini kaybeder kendilerine güvenenleri de ayrı kadere mahkum ederler...

Bir düşünün başka ocakların sönmesi pahasına elde edilen kazançlar, bu haksızlığa yol veren politikalar caiz midir Bu dumanlar nereden geliyor ..