Yeryüzünün ağırlık merkezleri neresidir? Merkez algısının nasıl husule gelmektedir? Finans alanında ABD ve Avrupa’nın merkez olması kaçınılmazdır. Silah, ekonomi ve sosyal refah alanında yine aynı coğrafya öncüdür. Vatandaşına güvenilir yaşam imkanı sağlarlar. İnsanların en çok haklara sahip bölgesi yine bu bölgelerdir.
İnternette görsel arama sayfasına, Berlin, Paris, Lizbon, Londra ve Brüksel yazdığınızda bayındır şehirler karşınıza çıkar. Teknik gelişmeler, finans haberleri, gelişmiş ülke fotoğrafları, futbol ve faşingler; kısacası içerikte sosyal refah vardır. İnternet arama sayfasına, Los Angeles, Chicago, New York ya da Florida yazdığınızda yine güzel şeylerle karşılaşırsınız. Gökdelenler bütün ihtişamıyla görsellerde belirir. Ragbi, golf sahaları, gülümseyen obez insanlar ve markalar sıralanır biteviye. Kalkınma kriterlerine eklenen, iki yüzyıllık sömürü hasılatını seyre koyulursunuz. Bilim, ileri düzeyde eğitim, akıl dolu yönetimsel uygulamalar ve çıtası yüksek ekonomik veriler alırsınız.
Görsel arama kutucuğuna, Halep, Humus, Bağdat, Şam ya da Gazze yazdığınızda fotoğraflar birden değişir. Zaman değişmemiştir, sıralananlar tarihi fotoğraflar değildir. Resimlerde patlama sonrası gökdelen gibi yükselen dumanlar vardır. Bu fotoğraflarda yerde yatan, kaçışan insanlar ve arka fonda yıkık binalar görürsünüz. Bir yemek kabı etrafına burnu akan çocuklar toplanmıştır. Üzerlerinde ucuza alınmış kıyafetlerle, kimi zaman serzeniş, kimi zaman duaya kalkmış elleriyle anneler sıralanır sayfalarda. Bir baba vardır başka bir resimde; siperde “öldürmeyin” diye işaret vermesine rağmen canına kıyılan çocuğu kucağına yığılmıştır.
Arama motoruna Peşaver, Kahire, Sana ve Hartum yazdığınızda bu kez yoksul insan manzaraları çıkar karşınıza. Kısalmış ve biçimi bozulmuş elbiselerle dolaşan insanlara rastlarsınız. Marka giymek onların gündemin uğramaz. Görsel sayfada bu yerleşim yerlerine ait insan manzaraları, uygar! dünyanın yüzyıllarca gerisini hatırlatır. Otobüslerine hayal dünyalarını resimlemiş ve bir araç olmanın ötesine taşımış gurebayı görürsünüz. Her şeye rağmen batılılar kadar hayattan şikayet etmezler.
Bir bölge düşünün ki çocuklar kaosun kucağında dünyaya göz açıyor. Her bebeğe yönelik sevecen yaklaşımlarla birlikte namlularda uzanıyor. Bir çocuk dünyanın hiçbir yerinde bu kadar hasım ilan edilmiş değil. Yeryüzünde bir kurban gibi dolaşırlar, adlarının önemi yoktur. Bir demografik bilgidir varlıkları. Led ekranlara, ateş ve barut arasında, bedenleri üzerine çöken metal ve barut haberleri yansır.
GELECEĞİN ÇOCUKLARI
Refah toplumlarının geleceğini sağlayacak kriz planları var. Bu planlar için seçilmiş bölgeler ve kanı akıtılacak kurbanlar vardır. Üretilmiş kriz, planlanmış oyun, kurgulanmış senaryo, gelecek vaadelmiş kukla örgütler ve bu tablonun mağdurları.
Her şeye rağmen zorbalığa direnen halkın varlık mücadelesi sürdürüyor. Bebekler dünyaya geliyor, insanlar düştükleri yerden bir diriliş ruhu ile kalkıyorlar. Yıkılan binalar umutları yıkmaya yetmiyor.
Ancak ölüm bölgeden uzaklaşmıyor. Alıştığımız en uzun dönemli ölüm haberleri Irak’tan gelmişti. Sonra Suriye ölümlerine alıştık. Ölüm haberlerinin sayısal yüksekliği bir süre ilgi topluyor, sonra istatistiğe ekleniyordu. “Varil” bombası gibi, kimi zaman dikkatleri üzerinde toplayan şiddet sarmalına dikkat kesiliyor. Ancak katliam haberleri tekrarlandıkça olayın vahameti kayboluyor ve vakay-ı adiye dönüşüveriyordu. Sistematik duyarsızlaştırma bu olmalıydı.
Kötülüğün ortadan kalkması için entrika ve şiddet bu bölge ile birlikte anılmaya başlar. Güneyin ve doğunun esmer çocuklarının ileride dünya için sorun olacağı düşünülür. Toplu ölümlerde can verirler; kimi henüz süt emmektedir, kimi okula başlayacaktır. Hiçbir şeyden habersiz, ölümleriyle hayat taşırlar, dünya zorbalarına. Sağ kalanların yaşadıkları travma önemsizdir, geçer. Onlar batılı çocuklar gibi şiddeti ekranda görünce etkilenmezler. Onların hikayelerinde şiddet hayatın bir parçasıdır. Ölüm acısı yaşamış bir tanıdıkları vardır. Şiddet onların başlarına getirilen yeni yaşam biçimidir.
Kendi kötülüklerini örtmek için kötü üretmek zorundalar. İstemeseniz de, günün birinde her inanan kötülük sarmalına çekilecek. Ne kadar iyi olduğunuzdan dem vursanız da sonuç değişmeyecek. Değişen sadece farklı adlandırmalar olacak. Onların belirlediği yaftalarla suçlu ilan edileceksiniz. O zaman daha çok bir şeye ihtiyacımız olacak. Taşıdığımız isimlerin kadim örneklerine benzememiz gerekecek. Muhammed, Ömer, Fatıma ya da Ali. Ya da farklı isim taşıyanlarak onlara layık çocuklar olacağız. Bir paye gibi taşıyacağız isimlerimizi. Çocuklarımız, giydikleri t-shirtlerinde yazılı absürt temalara özenmeyecek. Kuzeyli çocukların hayatlarıyla bizim çocuklar arasında anlamlı farklılıklara şahit olacak dünya.
BİR KISIM KUZEYLİNİN MARİFETİ
Dünyanın kuzey bölgelerinde yaşayan toplumların çıtası yüksek yaşamları vardır. Özellikle kuzeybatı ülke yönetimleri, vatandaşını refah içinde yaşatmak için çalışırlar. Bu ülkelerde her birey özeldir, ayrıcalıklıdır. Bu insanların fiziksel ve psikolojik yapıları kırılgandır, bu nedenle geniş önlemler alınır. Uzmanlar kılı kırk yararak araştırma yapar sonuçlarını kamuoyu ile paylaşırlar. Mesela ölüm ve şiddet kareleri, çocukların ruhsal yapılarını olumsuz etkilediği gündeme gelir. Anne ve babalar, çocuklarını şiddet içerikli görsellerden uzak tutarlar.
Kuzeyli yönetimlerin vatandaşları için aldıkları başka önlemlerde vardır. Bunlardan biri de, dünyada virüs gibi yaşayıp, refah toplumları için risk taşıyan kötüleri yok etmektir. Kasteden bir kötü yoksa yeni kötüler icat edilir. Kötü ilan edilen yeni tehdit Müslümanlardır. İslam dünyasında bütün yönetimler güdümlenebilir olmalıdır. Bu nedenle şiddet ve komplolarla etkisiz hale getirilmelidirler.
Seküler kafa, bir kısım kuzeybatılı ülkelerin refahı için bilimi seferber ederken, güneyli ve doğulu ülkeler için bilim, toplu imha tekniklerine dönüşür. Teknik ilerleme kuzey insanları için tıp, mühendislik ve kalkınma olurken, güney bölgelerinde, konvansiyonel, kimyasal ve nükleer yok etme teknikleridir. Dünyanın şiddet haritası bu şekilde ortaya çıkar. Ateş hattını haritaya kalemle taradığınızda, bu bölgelerde Müslüman halk yaşar…