Ateş Düştüğü Yeri Yakmasın (2)

Abone Ol

  

    Toplumun huzur ve sükûneti ailenin güçlendirilmesi ile mümkün olabilir. Zira aile ile toplum arasında kesintisiz devam eden bir akış ve doğal bir iletişim ağı vardır. Aile ortamında kişilik oluşumunu sağlıklı şekilde tamamlayan birey insanlık ailesine katılır ve buradaki sorumluluğunu yerine getirir.

Aile, sağlıklı nesillerin yetişmesi için en uygun ortamdır. Fakat bu ailenin temel direği kabul edilen anne babanın İslami olarak bilinçlenmesi ile mümkün olabilir. Peki, bilinçli anne babalar hangi özellikleri taşırlar

Bilinçli bir anne babanın kalbi şefkat yüklüdür, onlar kendi çocukları için hissettikleri duygusal yoğunluğu diğer çocuklar için de hissederler. Anne babalık kavramı onların gönüllerinde açmış bir şemsiyedir ve bütün çocukları bu şemsiye altında toplayarak şefkatleri ile kuşatırlar. Siz onları bakışlarındaki derinlikten ve hassasiyetlerinden hemen tanırsınız.

Şefkat ve merhameti eksik bir kişinin ne kendi çocuğuna ne de diğer çocuklara faydası dokunabilir. Mersin’de acımasızca katledilen Özgecan olayında bu gerçeğe bir kez daha vakıf olmuş durumdayız. Nitekim bir baba aracına aldığı genç kıza tecavüze yelteniyor ve genç kız kendini korumak için hareket ettiğinde onu vahşice katlediyor. Bununla da yetinmeyip, öldürdüğü genç kızın cesedini ortadan kaldırabilmek için yaşını başını almış bir kişiden yani kendi babasından yardım istiyor. Bir babanın böyle bir vahşete tepki gösterip karşı çıkmasını beklersiniz öyle değil mi Ama olmuyor.

Baba dediğin, kendi çocuğuna karşı hissettiği şefkati başkalarının çocuğuna karşı da hisseden kişidir. Baba dediğin işittiği her çocuk çığlığında irkilebilen ve bu çığlıkları dindirebilmek için hareket eden kişidir.

Fakat caninin babası, oğluna bunun hesabını sormak ve onu kendi elleri ile teslim etmek yerine cesedin ortadan kaldırılması için yardım ve destek sağlıyor. Şimdi sürekli tekrar ettiğim o cümleyi tekrar ifade ediyorum:

 

“BU CANİLERİ BİZ ANNE BABALAR YETİŞTİRİYOZ”

Zira şefkat ve adalet sahibi bir anne babanın gölgesinde yetişen bir evlat küçük bir haksızlığı dahi kabul edemez. Kendi çocuklarına gösterdiği hassasiyeti başkalarının çocuklarına da gösterir ve bunun için her şeyi göze alır. Bir genç kızın namusuna kem gözle bakan ve canına kıyan bir kişinin ne sağlıklı bir baba ne sağlıklı bir eş ne de sağlıklı bir evlat olabileceğine hiç ihtimal vermiyoruz.

O yüzden katledilen genç kızın anne babasının dramına ne kadar ortak oluyorsak, bir caninin evladı olarak dünyaya gelen çocukların geleceği için de o kadar endişe duymaktayız. Ne yazık ki bu çocuklar cani babalarının tarihe bıraktıkları kara damgayı hayat boyu alınlarında taşımak zorunda kalıyorlar. O yüzden cani anne babaların evlatları da mağdurlar katagorisinde ele alınmalı ve ateş sadece düştüğü yeri yakmamalıdır.