MERSİN DE geçtiğimiz ay şehir içi minibüse binen
üniversite 1. Sınıf öğrencisi bir kızımızın, minibüste tek kaldıktan sonra
tecavüz edilmeye çalışılıp öldürülerek ve ardından yakılarak bir dereye atılması
olayı kamuoyunu ayağa kaldırdı. Kimileri
bu durumu feministlikle savunmaya çalıştı, kadınların haklarının
savunulmadığını, kadının adının olmadığını söylediler, hatta sırf bu yüzden
merhumenin tabutunu taşıyanların arasında erkek bulundurulmadığı da
belirtiliyor. Kimileri idamın geri gelmesi gerektiğini savundular. Hatta
idamdan daha beter cezalar verilmesi gerektiğini savunanlar bile oldu. Hepsi de
kısmen haklılar belki ama sorunun asıl kaynağının ahlak ve maneviyat eksikliği
olduğuna dikkat çeken insan sayısı maalesef pek az.
Nesillerimizin eğitiminin, televizyon dizilerinin ya da
abuk sabuk yarışma programlarının ve yahut bilinçaltı olumsuz birçok mesajlar
içeren çizgi filmlerin insafına bırakıldığı, ara sıra çıkan genel aflarla
birçok katilin bile affedildiği bir dönemde elbette birçok insanın ahlak ve
maneviyat diye bir derdi olmayacak ve hayat tarzı olarak bir İngiliz ya da bir
Fransız dan pek farkı olmayacaktır. Evet, idam geri gelmelidir. Çünkü Rabbimiz
Bakara suresi 179. Ayette Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır
buyuruyor. Düşünün ki bir cinayet olayı var ve siz (kişisel olarak değil)
adalet sistemi olarak kısas uyguladığınızda bir ölüm gerçekleşiyor fakat buna
rağmen Rabbimiz bunda hayat vardır buyuruyor. Ölümle gelen hayat elbette bu
caydırıcı cezaların vesilesi ile toplumda yaşanan suç olaylarının yok denecek
kadar az bir seviyeye inmesidir. Acaba ölümde hayat gören yaratıcımız hâşâ
bizden az mı biliyor Bizler ayetin başındaki akıl sahipleri isek kısasta
hayat olduğuna adımız gibi iman etmemiz gerekmez mi İman etmiyorsak akıl
sahibi olmadığımız tescillenmiş olmaz mı Ne demiş ünlü bir düşünür: Benim
inandığım sistemde sabah bir masumun öldürüldüğünü duyarsanız akşam darağacında
sallanan birini görürsünüz.
Özellikle gençler arasında son zamanlarda moda olan bir
söz var: Atara atar, gidere gider Yani bana yapılana aynı misliyle karşılık
veririm demek. Aslında şahsi
meselelerde kötülüğe kötülükle karşılık vermemek prensibimizdir fakat söz
konusu bir can ise ve tüm toplumun huzuru söz konusu ise gençlerin atara atar,
gidere gider i kadar bile bir adalet sistemimiz olmayacaksa Allah korusun nice
Özgecan vakaları yaşanacaktır ve katilleri belki bir afla belki bir ceza
indirimi ile yine bizim çocuklarımız arasında yaşamaya devam edeceklerdir.
İdamın ülkemizde ceza olarak geri gelmesi konusunda bu
olaydan sonra oluşan kamuoyunun nasıl olduysa bir anda geri plana itilmesi ve
Avrupa Birliği kriterlerine uymadığı için üst düzey yetkililerden idamın geri
gelmeyeceği açıklamaları bizleri derinden üzmüştür. Dikkat ettiysen şu an kimse
ne Özgecan ı ne de idamın geri gelmesi gerektiğini konuşuyor. Allah muhafaza
buyursun Böyle bir vaka tekrar vuku bulduğunda yine idam gündeme gelecek ve
yine 3 hafta sonra unutulacak mı diye bir soru zihinlerimizde dolaşıyor.
Avrupa da medeniyet arayanlar, Avrupa nın İslam la her daim ters düştüğünü de
umarım geç olmadan fark ederler.
Ödüllü sorumuzun cevabı: Yahudi Kongresi idi.
Kitabımızı imzalı kazanan isim Gebzeli Yusuf rumuzlu okurumuz oldu. Bilgilerini
bize yazmasını rica ediyoruz. Ödüllü sorular devam edecek.