Yabancı ülkelerdeki Türkiye temsilciliklerinin ne durumda olduğunu, vatandaşa nasıl muamele edildiğini bilmiyorum ama 26/05/2006 tarihli gazetelerden öğrendiğime göre Sayın Başbakan Almanya da vatandaşlarla yaptığı toplantılantıda türbanlı bir kadın, "Aynı zamanda Alman vatandaşıyım. Bu kıyafetimle bir Hıristiyan ülkeden kimlik belgesi alabiliyorum, ama pasaport almak için kendi ülkemin konsolosluğuna gittiğimde saçlarımı babaannemlerinki gibi bağlamamı, saçlarımın da biraz görünmesini istiyorlar" diyor.
Başbakan da, Büyükelçi İrtemçelik e dönerek, "Böyle bir uygulama mı var " diye soruyor.
İrtemçelik, pasaport fotoğraflarıyla ilgili genelgenin varlığını doğrulayarak, "Merkezden aldığımız talimatları uyguluyoruz" diyor. Erdoğan, "yazılı mı " diye sorunca, İrtemçelik, "yazılı" diye cevap veriyor.
Başbakan, "O genelgeyi göreceğim, bakacağım. Çözümünü de buraya emredeceğim inşallah. Bu nasıl gönderildiyse o şekilde de iptal edilir" diyor.
1974 yılında Fransa nın Lyon şehrinde fahri konsolosluk yapan kişi, işçileri binanın kapısından içeri almazdı. Yağmurlu günlerde kapının önünde de durmalarına izin vermezdi. İşi olanlar ve sıra bekleyenler karşı kaldırımda dururlar, sırası gelince geçerler öyle girerlerdi.
Kişinin kimliğini öğrenmemiz mümkin değildi. Bir gün Tercüman gazetesinde "Anahtar Deliği"nden dünyayı seyreden ve bayan adıyla yazılar yazan, sonradan öğrendiğime göre bay olan bir yazar, o fahri konsolosun Ermeni olduğunu yazmıştı.
Devlet, milletin hizmetinde, elçiler, devletin emrinde millete hizmet etmesi gerekirken, millet, elçilerden şikayete başlayınca bazı mahfiller, elçiden şikayet eden millete ve milleti savunan görevlilere kızmaya ve saldırmaya başlıyor.
Başta söyledim, "elçilikler nasıl ve kimlere hizmet eder bilmem" dedim ama Dışişlerinde emekli olmuş bir büyükelçi olan İsmail Berduk Olgaçay, Milliyet yayınları arasında çıkan "Tasmalı Çekirge" isimli eserinde kimlere nasıl hizmet ettiklerini gayet açık bir dille anlatıveriyor.
Ermeni eliyle kendi vatandaşına işkence eden Dışişleri, daha sonra Ermeni asıllı ASALA tarafından vurulmaya başlandı.
Yine de monşerlerin korunması, ASALA nın dize getirilmesi, karşı kaldırımda hizaya dizilen, Din, Kur an, Vatan, Bayrak seven insanlarımız tarafından oldu.
Ülkemizi resmen ziyaret eden bir heyeti gezdirme görevini üslenen bir İl Müdürü anlatıyor, "Müzeyi gezerken kapalı bir kapı var. Orayı da gezmek istiyoruz. Hükümete olan tavrını yüzünde görmemiz mümkin olan müdire hanım,
- "Orayı açamayız efendim" dedi.
-"Niçin
-"Siz emir verdiğiniz için efendim"
- Ben emir veriyorum, açınız.
- Yazılı emri vermeniz gerekir.
- Getir bir kağıt kalem.
Müdire hanım yazıyı aldıktan sonra "Anahtarı elinde olan memur bu gün izinli olduğundan, yanlışlıkla anahtarı da yanında götürdüğünden, evi de Tuzla da olduğundan, ikindi trafiğinde gidiş-gelişin dört saati bulacağından "
İktidar olmuşsun, muktedir olamadıktan sonra ne yazar.
1483 de Fergana da doğan 1530 da Hindistan da kurduğu devletin başkenti Agra da vefat eden, kurduğu devlet İngilizlerin 1858 de Hindistan ı işgal edinceye kadar 332 yıl devam eden Babür şah, ilk defa filleri görünce hayretler içinde kalmış.
"Buyurun, üzerine binin" denildiğinde "Fili kim yönetecek " diye sormuş.
- Filci emrinizde efendim demişler.
- Kendim yönetemediğime binmem diye cevap vermiş.
Yunan Başbakanının Türkiye ye her gelişinde ilk uğradığı yer Fener patrikhanesi olduğundan, bizim Başbakanımız da 2004 yılında Yunanistan a gittiğinde Gümülcine de ilk önce "Eski cami" ye gitmek ister, durum Gümülcine halkına bildirilir, halk heyecanla saatlerce bekledikten sonra konvoy caminin kapısına kadar gelir. Arabadan kimse inmez. Birkaç dakika sonra konvoy konsolosluğa doğru hareket eder ve cami programdan çıkarılır.
Olayı gören Gümülcineli vatandaş, "Arabanın içinde neler konuşulduğunu bilemiyorum ama Başbakanın camiye girişi engellendi" demişti.
Ne yapsın, memuruyla kavga mı etsin Demeyin.
Bu duruma düşmek doğru değildir.
Elçiliğin koruma amiri olan bir yetkili anlatıyor, "Elçi benim namaz kıldığımı görünce yardımcısı tarafından azarlandım. Ben de koruma görevimi öyle bir kullandım ki, bir gün Büyükelçi kendisi beni makamına çağırıp ayakta karşılayarak özür diledi ve barıştık" demişti. Tabii ki o koruma görevlisinin arkasında İçişleri Bakanı olarak Sayın Oğuzhan Asiltürk duruyordu.
İşini bilmeyene herkes engel çıkarır, işini bilene herkes yol açar.