Aşure günü 2

Abone Ol

Burada şu önemli hususu da belirtelim ki: Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, peygamberliğinin ilk zamanlarında vahiy gelmeyen hususlarda ehl-i kitaba muvafakat etmeği severdi. Bu, bilhassa putperestlere muhalefet eden hususlarda böyleydi. Ne zaman ki Mekke-i Mükerreme fetih edildi, İslâm, her yerde şöhret ve üstünlük elde etti, bütün konularda derhal ehl-i kitaba muhalefeti ilan etmiştir. Mesela:

Abdullah b. Abbas (R.A.)’dan rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimize: Aşûre gününe Yahudi ve Hıristiyanların da tazim ettikleri ve o günde oruç tuttukları hatırlatıldığında, Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz:

“Gelecek seneye inşa ALLAH dokuzuncu gün oruç tutarız,” buyurmuşlardır. Fakat gelecek sene gelmeden Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz vefat etmişlerdir.”  

Yine Abdullah b. Abbas (R.A.)’dan rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz:

“Aşûre günü oruç tutunuz ve o hususta Yahudilere muhalefet edin. Binaenaleyh aşûreden bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutun, buyurmuşlardır.”   Bu bakımdan sadece aşûre günü oruç tutmak: Mekruhtur.  

Yine dinimiz İslâmiyet; güneş doğarken, zevalde (tam tepede) iken ve batarken, ateşe karşı namaz kılmayı yasaklamıştır. Bunun sebebi de, güneşe tapan ve ateşe tapınan milletlere benzemememizi temin etmektir.   Bakınız, dinimiz ibadet hususlarında bile gayr-ı müslimlere benzemeye müsaade etmemektedir. Peki, onlara şahsî, ev veya iş hayatımızda benzemeye hiç müsaade eder mi Elbette etmez.

Dinimiz; kâfirlere, münafıklara, batıl din ve ideoloji mensuplarına muhalefet etmeyi emretmiş ve onlara benzemeyi kesin bir şekilde haram kılmıştır. Çünkü dış görünüş itibarıyla onlara benzemek, neticede ahlakî değerlerde, kötü ve çirkin işlerde ve hatta inançta onlara benzemeye sebep olur. Gerçekten giyimde, sözde, davranışta ve işlerdeki benzeşmeler kalplere tesir ederek onlara karşı sevgi ve saygı meydana getirir. Kısacası gayrimüslimlere benzemenin haram olduğunda icma vardır.  

Aşûre günü, ziyafet hazırlamak, aile halkını sevindirmek, sene boyunca bereketlere vesile olur.

Ebû Saidi’l-Hudrî (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Aşûre günü, aile efradına yeme-içmesini bol yapan kimseye, Cenâb-ı Hak sene boyunca rızkını genişletip bollaştırır,”  buyurmuşlardır.

Süfyan-ı Sevri der ki: Biz bunu denedik ve öyle bulduk. Münavi: O günde Hz. Nûh Aleyhisselâm’ın ve yanındakilerin, Tufan’dan kurtulmuş olarak ilk defa karaya indiklerini, selamet ve bereket içinde, ailelerinin geçimliklerini hazırlamakla emr olunduklarını, böylece bu günün geçim vazifelerinde bir genişlik ve bolluk günü olduğunu, bu bolluğa her sene katılmanın bir sünnet kılındığını, selef-i salihinden naklen belirtir. O gün-deki bolluk ve bereketin tecrübeyle sabit olduğunu birçokları söylemiştir. Hz. Cabir (R.A.) bunlardan biridir. İbn-i Uyeyne: “Biz bunu elli veya altmış yıl denedik” diyerek te’yid etmiştir. 

Aşûre Tatlısı

Aşûre günü, bir de aşûre isimli bir tatlı pişirilir. Menşei şöyle rivayet edilir: Hz. Nuh (A.S.)’un gemisi, aşûre günü Cudi dağının tepesine oturunca, gemidekiler tufandan kurtuluş gününü kutlamak istemişler ve geminin ambarında arta kalan erzakı karıştırıp bir yemek pişirmişler. İşte aşure pişirme adeti buradan kalmıştır. 

MüsIim. Sıyam: 133, Ebu Davud. Sıyam: 65,

A.b. Hanbel, 1/241, Beyheki, Şuabu’l-iman, 3/365

Alemgir, el-Fetava’l-Hihdiyye. 1/202

Alemgir, el-Fetava’l-Hindiyye, 1/52.

İskilipli Mehmet Atıf, Frenk Mukallitliği ve Şapka, 4

Beyhaki, Şuabu’l-İman, 3/366

Münâvi, Feyzu’l-Kadir Şerhu Camiis-Sagir, 6/235