Asrın sekîneti

Abone Ol

Şimdiki zamanda acı korkusu, ziyana uğrama ihtimali, zarar görme kaygısı kaderin önüne geçer! Kaderin ne olduğuna dair bin türlü malumata sahip, adeta kaderin ayrıntılarında, kıvrımlarında, zeyillerinde boğulup ona inanmayanlar, hakikaten inandığını zannedip kendilerini kandıranlar, hatta kendi kanmışlığını başkalarına pazarlayanlar; başlarına gelecek olana, belki gelmesi gerekene engel olmaya çalışır. Hem oturmaya mı geldik bu dünyaya, hadi oynayalım tavrıyla hayata iştirak edenler, tüm olumsuz şartlar altında gemisini yüzdürür; sağ selamet Aşdod limanına ulaştırır. Acı çeken, haksızlığa uğrayan, müreffeh olmayan tümden gariban bir yaşamın bile çok görüldüğü insanlar varsın sürünsündür. Bu bir tercih meselesiymiş gibi üstelik… Onlar da suyu bulandırmasaydılar dercesine… Bırakın Şeria özgür aksın / Sizin ticaretiniz batsın, diye düşünmeden…

Özgürlük, sadece ölümle sağlanmaktaysa kürsülerde boş yapan kimileri ‘Bu dünyada yegâne özgür halk Gazze halkıdır, gayrısı esaret altındadır’ diye metaforik olduğunu sandıkları cümleler kurmakta mazurdur. Böyle bir varsayım, anlaşılan yüzüyle yeterince saçma değilse maruz kalınan esarete direnmek gerekir. O halde herhangi bir memlekette özgürlüğüne el koyulanlar, hapsedilenler, canından edilenler hariç herkes canı, malı, hürriyeti pahasına zulme, zalime çanak tutanlara, lojistik sağlayanlara, ticaret yapıp maişet temin edenlere, sadaka niyetine mühimmat bağışında bulunanlara karşı durmak, engel olmaya çalışmak zorundadır. Durum tespiti, haber paylaşımı, lanet, kınama ve benzeri teselliler kimsenin insan kalma sorumluluğunu izale etmez. Beceriksizlik, başarısızlık, sümsüklük şu hâlde kendini çaresiz hisseden, eli kolu bağlı gibi davranan Müslümanlara, üstelik muvahhit olanlarına, uzun vadeli siyasi amaçlar uğruna mücahede içinde olduğuna inananlara izafe edilir.

Zulme engel olunamadığında onu duyurmaya dair rivayetler, üstünden zaman geçip sadece ilan etmekle kalındığında zalimin ve zulmün kanıksanışı sağlar. Zaten şerrinden emin olunmayan bir zalimin yapıp ettiğini dünyaya duyurmak, cümle âlemin bildiğini yeniden tekrarlamak kabilinden ‘katil İsrail’ diye bağırmak kadar kolay olmasa gerektir. Kolay olanı yapmak bağlamında dahi bölgenin taşeronları, proje yürütücüleri, çanak yalayıcıları suçu Yahudi’ye yıkıp rahatlar. Hatta herkesten fazla bağırır ki muhataplarının algısı gürültüde boğulsun, ne yaptığı da anlaşılmasın! Köprüden gemisine, tüccarından reisine bu sınır tanımaz güruh, mart kedisine benzetilebilir; faildir ama eylenen fiile karşı en fazla bağıran da odur. Zalimdir ama mazlumu oynayan yahut mazluma arka çıktığını söyleyen de odur. Projenin yüklenicisi ve başkanıdır ama huzuru sağladığı iddia edilen de odur. Dilediğini terörist, hain, düşman diye etiketleyip cümle âlemi terörize edendir ama istikbali için sırasında terörist başı kullanan da bizzat odur.

Bir memlekette protesto imkânı bile iktidarın olunca ortaya hazin sonuçlar çıkar. Kimsenin sonuçlarla ilgilenecek hali yoktur ama gücün işine gelmeyen her eylemin ağzı burnu kırılır. Güçtür; ZIM tırlarına, ticaretin Yahudileşmesine, işbirlikçi sanayici ve iş adamları derneklerine dokunulmazlık bağışlar.

“Devlet protesto mitingi yapmaz, gereğini yapar” diye bilinen tez haklıysa o zaman iktidar sahiplerinin dostlar alışverişte görsün diye geliştirdikleri her eylem ahlaksızlıktır. Şayet bunun zıddında bir inanca sahip olanlar varsa o halde devlet erkânının tamamı görev bilinciyle mitinge koşmalı; metruk havaalanında, Yenikapı Meydanı’nda gövde gösterisi niyetine gerçekleştirdikleri seçim mitinglerine benzer açık hava toplantıları yapmalı; ‘Eey Netanyahu, sen kimsin ya?’ diye bağırmalıdır. Anlamsız da görünse böyle bir eylem gerçekleşmediğine göre evladı îyâle, akrabayı taallukata, birtakım yandaşlara, hassaten bir dolar yirmiyedi sentten başka zenginliği olmayan Özlem’e, işbirlikçi sanayici ve işadamları derneğine ısmarlanan köprü üstü çalışmaları, eylemin hakikatine karşı hadsizliktir, hinliktir, manipülasyondur.

Beri yanda işbirlikçiyi işbirlikçi olduğuna, yandaşı işbirlikçinin oyunlarına kandığına, bizzat ticaret yapanı yaptığının ayıp olduğuna ikna etmeye çalışmak da abesle iştigaldir. Ortalıkta bu tür abeslerden başka eylem ya da söylem görülmez. Düşmana karşı çıkıp taarruza geçmek İran’ın; lojistik sağlayanları engellemek, gemileri batırmak, katil sürüsüne gitmekte olan mallara el koymak, bin türlü imkânsızlıkla boğuşan ve bilmem kaç yıldır şer ittifakıyla savaşan Yemen’in boynunun borcudur! Vicdan, akıl, izan ve de silme Sünni iman sahipleri İran’ı suçlamak suretiyle sorumluluklarını yerine getirmiş olur! Hem de mitinglerle teselli edilip, boykotlarla avutulmuş, dua seanslarıyla uyutulmuş olmak müsekkin kalmak için kâfidir. Böylece yürekler soğur, akıl ve ruh sağlığı korunur, vicdan yatışır! Delirmek gerekirse akıldan, ölmek gerekirse candan feragat etmek, ateş hattındaki Müslümanlara kalır.