Asrın Mukavemeti

Abone Ol

Haksız bir işgale karşı bağımsızlık mücadelesinin 75 yıl gibi uzun bir zaman dilimine yayılması, bu denli uzun sürmesi doğrusu takdire şayandır. Üstelik bilumum egemenlerin desteklediği, esirgediği, kolladığı bir terörist oluşuma karşı, sırasında sapan taşlarıyla, icabında çıplak ellerle, kadın, ihtiyar, çoluk çocuk demeden cehdedebilmek hakiki imanın tezahürüdür. Gün gelip üç beş füze bulduklarında onu düşmana fırlatmaktan çekinmezler. Yadırganacaklarını, yalnızlaştırılacaklarını, terörize edileceklerini bilerek üstelik… Kardeş bildiklerinin mazeretler üretip ardına sığınacağından emin olarak. Evet, Siyonizm’in yaydığı şaibelerin etkisine kapılanlara gülümseyip kıyama kalkmanın zamanıdır. Zamansızlık da uğursuzluk da düşmanın nihai akıbetine dair kaygısıdır. Eksik kalan, iplerini işbirlikçi yönetimlere kaptırmış, zincirlerinden sıyrılamayan Müslümanlardır.

İnsan olan haksızlığa karşı direnmeyi, mukavemet göstermeyi bilir. Filistin üstünden değerlendirildiğinde, aslında tüm dünyada Siyonist manipülasyonlara pabuç bırakmayan vicdan sahibi insanlar tarafından haklılığın teslim edildiği görülür. Bir farkla ki hükümetleri yasaklamasına rağmen insanlar protestolarını en büyük şehirlerinin alanlarında, katliama engel olması, müdahalede bulunması için kendi idarecilerine karşı icra ederler. Dünya Siyonizm’inin öncüsü Amerika’da yaşayan vicdan sahipleri eylem için büyükelçilik, konsolosluk, hamburgerci dükkanı aranmaz; kongre binasını basar. Geçmişin hatalarını örtme çabasındaki Almanya’da aktivistler, parlamento binasına Filistin bayrağı ve ‘Gazze’deki soykırımı durdurun’ yazısı yansıtırlar. Bayrak açmanın yasaklandığı Fransa’da tutuklanma pahasına Siyonist bayrağı yakılır. Zulmün fiilen icra edildiği yerde dahi protestocular tarafından HAMAS’a karşı ‘Netenyahu’yu alın çocuklarımızı bize iade edin’ sloganı atılır. Ancak Müslüman halkın çoğunlukta olduğu ülkelerde durum farklıdır. Eylemler sefaret yahut şehbenderlik önünde tertip edilir ve her protestoya karşı bulunulan memleketin kolluk kuvvetlerince müdahalede bulunulur, mukavemet gösterilir. Görünür sebep ilişkiler bozulmasındır. Görünmeyen şey Siyonizm’in cihanşümul bir şey olduğudur. Güya onlar meseleyi diplomatik ilişkilerle halleder! Lakin dönen diplomasi oyununun yegane neticesi her yana sirayet etmiş Siyonistlerin, bulundukları yerlerde biraz daha meşrulaşmasını sağlamak olur. Hatta o meşruiyet, kısmen de olsa Filistin hassasiyeti taşıyan halkların, seçip yetkilendirdiği beceriksizleri mutlaklaştırır. Bir yandan Minik Ortadoğu Projesi’nin gereğini hakkaniyet ve hassasiyetle yerine getiren kimileri, önüne sunulan hiçbir fırsatı kaçırmadığından, şimdi de vatan kurtaran Şaban olabilmek için adeta yırtınır. Halkın baskısı ve ezeli korkuları dolayısıyla Siyonist güçler diplomatlarını çektiğinde büyükelçi gönderilmiş, kısa süre bombardımanı kestiğinde savaş durdurulmuş olur! HAMAS’a atılan iftiralara inanmayıp alanlara dökülen insanlar, işte bu tür arabuluculuk hikayelerine kanmaktan kendini alamaz.

İşbirlikçiliğini diplomasi görselleri ve iletişim araçlarıyla perdeleyebilen yetkililer, o meşhur viral videodaki her şeye koşan ama hiçbir şey yapmayan itfaiyeciyi oynar. Görüntü var ses yok da denebilir. Yakından bakıldığında aksiyon, uzaktan bakıldığında dram, dıştan bakıldığında komedi zannedilir. Ancak kurgulanmış bir sinemasal görüntü değil gerçekliktir. Gerçekliğin bizzat kendisidir. Gerçekten bombalar düşmekte, gerçekten insanlar ölmekte, gerçekten Kudüs söylemiyle iktidar elde eden yetkililer hiçbir şey yapmamakta, gerçekten işbirlikçiler bir şey yapıyormuş görüntüsü vermekte, gerçekten dışişleri sorumluları oyalanmakta, gerçekten görünmez paydaşları boş yapmaktadır.  Hem de Siyonist sözcüsü kesilip zamanlı zamansız iki devletli çözüm, 1967 sınırları falan deyip 1947 öncesini örtbas etmeleri ev ödevleri olsa gerektir. Gün gelip Siyonist teröristler durduğunda, kandırılmaya teşne kitlelerine, arabuluculukta ne kadar mahir olduklarını anlatacaklarına şüphe yoktur.

Dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanlar Siyonist vahşetine tepki, Filistin direnişine destek için ayaktadır. Yani insanlığın öldüğünden, Batı ya da kuzeydekilerin sessiz kaldığından, bilmem hangi din mensuplarının kayıtsızlığından söz edilemez. O kadar ki insan topluluklarının bir kısmı Filistin direnişi için katkıda bulunamamanın ıstırabını yaşarken, kalan kısım Siyonizm destekçisi olduğunu belirtmekten çekinmez. Özetle insanların uyuduğuna, olup biteni görmediğine, sesini çıkarmadığına dair söylemler, özellikle utanma duygusunu yitirip anı kurtaramadığını düşünenlerin dikkati başka tarafa çekme çabasıdır. Çünkü ümmet lideri zannettikleri tüccarlar, hiçbir şey yapmaz, yapamaz. Çünkü gelinen noktada ne eteğine tutunup her zorluğu aşmayı sağlayan hamaset, ne ego kışkırtan inançsal saplantılar, ne mezhepsel ayrıcalık, ne cemaat taassubu, ne ideolojik müstağnilik kar etmez. Şüphesiz her durumda karlı çıkan birileri bulunur ama o kazanım insan kalmak için çaba sarf edenleri bağlamaz.