Asrın İtaati

Abone Ol

Planlarından başka kutsalı olmayan siyonizmin, istikbali için çiziktirdiği programa sadık kalmaması düşünülemez. Bir ihlal, ihmal, öteleme yahut vazgeçiş de söz konusu olmasa gerektir. Nitekim herhangi bir alanda başarı göstermek planın parçasıysa umulmayacak kadar başarılı olunmuş; toprak edinmek gerekmişse dönümlerce toprak satın alınmış, devlet kurmak iktiza etmişse bu imkânı sağlayanlara bile isyan etmek pahasına kurulmuş görünür. Dolayısıyla Siyonizm ve yardakçıları için her şey söylenebilir ama tembel denemez. Evet geri kalan her şey denebilir; yalancı, düzenbaz, ahlaksız, cani vs. bütün kara sıfatlar izafe edilebilir, hatta insanlıkla alakalarının olmadığı bile ispatlanabilir, ancak kendilerini inandırdıkları, gerçekte olmayan vaatler gibi emellerine karşı kayıtsızlık gösterdikleri, tembel ya da ihmalkar davrandıkları söylenemez.

Onlar cihetinden bakıldığında israil adını verdikleri derme çatma ve kurgusal yapı için büyük emek verdikleri görülür.  Öldürmek Yahudi için meselenin kolay tarafıdır. Hayatta en sevdikleri şey olan paraya kıyarak araziler satın almak asıl ağır olanıdır. Terör örgütleri kurmak, kendilerine alan açanları dahi karşılarına almak, yetkin olmayan yetkilileri kandırmak, çalıp çırpıp gasp etmek, belki mühim değildir ama kendileri için en zor şeylerden biri babında hiç öyle olmadıkları halde ‘dürüst’ görünerek,  korkak oldukları halde cesaret göstererek israil adını verdikleri şeyi oluşturmayı başarırlar. Uzaktan bakıldığında kolaymış gibi görünse de pek öyle olmadığı; ilk emellerini gerçekleştirmek için hayli didindikleri görülür. Sonrası da rehavet barındırmaz; canla başla öldürmeye, terör üretmeye, fitne yaymaya, gasp, talan, işgal demeden kötülük yapmaya ve işledikleri kötülükleri meşrulaştırmaya devam ederler. Bunlar hep emektir. Uzun çabaların, planların, uğraşların sonucudur. Ve belli hedefe dönüktür.

Vaat edilmiş toprak yahut dünya hakimiyeti idealini hayal olmaktan çıkarmak derdidir. Yazık ki bunda da başarılı olurlar.

Artık gizliliği kalmayan ama sinsiliği devam eden planlarının gerek vaat edilmiş toprak bağlamı, gerekse dünya hakimiyeti ideali hayli ilginçtir. Lakin Müslümana ilginç görünen onlara pek öyle gelmez. 150 Milyonu aşkın insanın yaşadığı bölgeyi, tüm dünyada nüfusu 15 milyonu bulmayan Yahudilerin ele geçirmesi, burada yaşayanları öldürmesi, sürmesi yahut tahakküm altına alması akla yatkın görünmez.  Buna hem mevcut Yahudi nüfusu yetmez; hem de söz konusu topraklarda yaşayanların eli pancar toplamaz! (Pardon, sadece ilk önerme söylenebilir; Yahudi nüfusu yetmez, yoksa burada mukim olanların eli pancar toplar. Onca ölüme, zulme, haysiyetsizliğe rağmen Yahudiyle ticaret yapanlara, Yahudiyi nimet bilenlere, Yahudi işbirlikçilerine bendini aşkın bir sevgiyle kayıtsız şartsız itaatten başka ne yaptıkları görülür ki?) Bunca insan söz konusu sapık düşünce doğrultusunda Siyonistlere yönelik gönüllü köleliği kabul etmeyeceğine göre geriye tek bir ihtimal kalır. Ülkelerin yönetimlerini kontrol altına almak… Özellikle diktatör rejimlerde böyle bir kontrol mekanizması oluşturmak kolaydır. Zira halk iradesi söz konusu değildir ve rejim muhalifleri gıkını bile çıkaramaz. Halk iradesinin söz konusu olduğu rejimlerde ise topyekun halkı yönlendirebilmek, yönetebilmek gerekir ki herhangi bir düşünüş şeklini halk kendisindenmiş hissettiğinde bu da başarılmış olur. Gönüller rahattır, bir şüphe gereksizdir; zira halkın iradesi bir anda iktidara taşınıverir! Yahut da muktedir olan, halkın iradesinden beslenir! Ya da hiçbiri olmaz da halk kendisini yönetecek kişileri kendisinin seçtiğini zannedip bunun itminanıyla müsterih olur.

Yüzelli yıl kadar önce yok denecek kadar az Yahudinin bulunduğu Filistin’de, evini, malını, toprağını gasp ettikleri insanları nasıl azınlık ve mülteci durumuna düşürmüşlerse şimdiki zamanda Arap Baharı cümbüşüyle 6 milyondan fazla insanı Suriye topraklarından göçmek zorunda bırakırlar. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölge yeniden dizayn edilir ama o düzenlemenin krallıklarla, diktatörlüklerle pek alakası bulunmaz. Özellikle bir seçimde bulunduklarını zanneden halkların seçtikleri güçlere kayıtsız şartsız itaati sağlanır. Onların yapıp ettiğinden zerrece şüphe duymamaları, her yanlış karşısında müsterih olmaları gerekir. Her biri ‘ben mi siyonizme hizmet ediyorum’ diye bağıra bağıra Yahudilerin vaat edilmiş toprak ve dünya hakimiyeti hezeyanını gerçekleştirmek için uğraşır. Şimdilik hayal dünyasında gününü gün etmenin keyfini yaşayadursunlar, nihayet Siyonistler ve işbirlikçilerinin her biri için vaat edilmiş olan enine boyuna birbuçuk metre toprak bulunur. Boyunca yatırıldıkları toprağı da fasit etmemeleri umulur.