Asrın işareti

Abone Ol

Asrın işareti, parmak ya da el marifetiyle hayvan figürü şeklinde bir şeyler yapmaktır. Bunu yapmaktan maksat ırka, ırsa, etnik kökene uygun bir sembol bulmaktır. İşaretsiz olmaz. İşaretler, semboller, simgeler bir milletin ne kadar güçlü, mühim, acayip, böyle transandantal, aşkın bir şey olduğunu gösterir. Sembol kartal, şahin, atmaca ve benzeri kuş cinsinden olabileceği gibi bir başka hayvan türünün cinsleri arasından da seçilebilir. Lakin ille de hayvan türünden olması gerekir. Bu milletlerin tercihine bırakılamaz. Nitekim Fransızlığın sembolü olarak dinozor cinsinden horoz, Rusluğun sembolü olarak bildiğin ayı seçilir, bu güzide hayvanlar sembol olarak bir başka millete bırakılmaz. Sonra bu sembol hayvanlar üstüne deyişler, özdeyişler, atasözleri falan uydurmak gerekir. Mesela bahtsız bedevi ile kutup ayısının çöl macerası cümle cihanın malumudur. Yine aç ayının halaya katılamayacağı, mümkünse onu doyurmak gerektiği söylenir. Horozun vefat ettiğinde çöplük sebebiyle gözlerinin açık kalacağına dair rivayet de sahihtir. Vakitsiz öten horozun akıbeti hakkında hüküm vermek içinse Denizli civarında vakit namazlarına dikkat ederek bir müddet ikamet gerektiği öylesine bir kuruntudur.

     Mecburiyet olmasa da mevcudiyetin ve istikbalin yegâne temeline müstenit her millet için bir sembol gerekir. Sembol mesela bir at kafası olabilir. Bir elin tüm parmakları ‘mis gibi olmuş’ dercesine birleştirilip dik tutulunca kulaksız bir at kafası figürüne benzer. Gerçi öylesi dinozor başı, deve burnu, timsah dudağı yahut kuzu çenesi gibi başka hayvanları da anıştırır ama bir kez at kafası diye tanımlanırsa mesele kalmaz. Ona tarihten, tarihçilerden, tarifçilerden mesnet bulmak da pek kolaydır. Spartaküs’ün fi tarihinde böyle bir hareket yaptığı ama o zamanlar böyle bir hareketi kimse anlamadığı için tarihin tozlu sayfalarında unutulduğu söylenir, olur biter. Homeros, bir iş gezisi için geldiği Bornova’da, kızlar kahvesinin orda bu işareti yapan birini görmüş ama bir anlam verememiş, kendi lisanında ‘What are you doing?’ diye sorsa da muhatabı bu yeni karşılaştığı dili tam olarak kavrayamadığından bir yanıt alamamış olabilir. Evliya Çelebi Harput’ta Süt Kale’den aşağı inerken düşeyazan bir adamın bu işareti yapmak zorunda kaldığını görünce acıyarak şöyle bir bakmış ama burnu kanamadan kalkabildiğini fark edince de kayda geçirmeye lüzum hissetmemiş diye de uydurulabilir. Bazıları da işaretin niteliğine takılıp üsteler. İlle de kulaksız at m’olur denirse serçe parmakla işaret parmak biraz kaldırılabilir. Ancak o parmakları kaldırırken de dikkat etmek gerekir; tamamen kaldırılırlarsa o zaman kurda benzer. Böyle hafifçe ama dik kaldırılan parmaklar ileri doğru tutulmalıdır. Hani otuz, otuz beş derecelik bir parmak kalkışı yeterlidir, fazlası başka sembole neden olur ki hafazanallah bunun hesabını sorarlar.

     Bütün bu şeraitten daha elim ve vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, milleti buna benzer işaretlerin ardına düşürüp alayına açlığını, yoksunluğunu, yoksulluğunu unutturur. Millet fakrı zaruret içinde harap ve bitap düşmüşken, yoldaki değil de kenardaki işaretlere tutunup kendinden geçebilir. Sonra onları dilediği gibi yönlendirebilen, adeta parmağında oynatan muktedirler, keyifli kasvetsiz oturup ‘bunu da atlattık’ diye halk keklemiş olmanın tadını çıkarır. Bunun millete yansısı birlik, beraberlik, milli şuur, milli takım falan filandır.

     Sembol kutsiyeti yoğun şekilde yine Yahudi’de görülür. Liseli ergenlerin okul sıralarının düz zeminine çiziktirdiği anlamsız sözcükler, isimler, semboller gibi sağa sola (sırasında kimi ülkelerin resmi makamlarına, meclislerine, devlet dairelerine) çiziktirdikleri sembolleri marifet zannederler. Heykel de o kalemden sayılmalıdır ki Kudüs’ün batısında bir tepeye Teodor Herzl heykeli dikip, hatta işgal ettikleri bu alanda ona bir makber yapıp, hizaya çektikleri idarecileri Holokost Anıtı, Soykırım Kurbanları Müzesi ziyareti vs. söylemiyle burada ağırlarlar. Sonuçta bu modern tapınak da herhangi bir sembol, işaret, figür kadar önemsizdir. Lakin hamaset üretip millet uyutan tüm faşist söylemler Yahudi oyunudur. Filistin’in toprakları, diğer memleketlerinse insanları işgal edilir. Bizzat zihinler işgal altındadır. Ya da bir işaretin ardına takılıp haftalarca saçma sapan söylemlerde, hareketlerde bulunmak feci bir akıl tutulmasıdır. Sökmediği iddia edilen faşizmin hoyrat kurallarının tıkır tıkır işleyişi başka neye yorulabilir?