Asmak, kesmek; ya da Menemen uyar mı Şemdinli'ye

Abone Ol

İzmir in ilçelerini hayret ve hayranlıkla dolaşırım her seferinde. Fakat nedense Menemen e uğrarken bir sıkıntı kaplar yüreğimi. İlçenin ve halkının hüznü adeta, ziyaretçiye de yansır. Zira haksızca suçlanmış ve çok acılar çekmiştir Menemenli.

Kubilay ın katledilişinin her yıldönümünde; yapılan konuşmalardan bir kat daha elem duyar Menemenliler. Hadisenin 75 inci yılında, Milliyet gazetesinde Can Dündar son tanıklara bırakır sözü. Bu tanıklardan S. Özyılmaz: "altı-yedi kişi vardı. Normal adamlardı, kafaları kasketli, omuzlarında çanta var. Birinin eli silahlı. Ellerinde bir bayrak... Millet etrafını çevirmiş. Ben köşeden onlara bakıyorum. Epey durdular. Hükümet tarafından, ya da büyük bizlerden kaymakamı, hoca falan gelse, sivillere "yakalayın bu adamları" dese, yakalarlardı... Bir silah patladı. Bir tek el ateş edildi. Kubilay ayağından vuruldu. Asker geri kaçtı. Millet kaçıştı..."

"Asker geliyor. Kahveden onlara makineli tüfeklerle ateş ediyor. Hepsi esrarkeşmiş zaten. Asker hepsini vurdu. Ölülerin torbalarından esrar çıktı, parça parça... Hükümetine altında Birincieller in evi var, önce onu astılar. Manisalı Hocazade Ahmet Efendi... Astıktan sonra önüne ismini asıyorlar. Akasyaların altında birini astılar. Sonra Ali Efendi yi tütün satılan barakanın yanında astılar. Adamlara mecburen cigara satan molla Osman ı astılar. O çok bağırdı asılırken "Kurtarın" diye. Askerler vaziyet  aldı. Ondan sonra sırayla asıldı, asıldı, ta çarşının içine kadar hepsini gördüm. Kamyonlarla atıp mezara götürdüler. Bence asılanlar içinde suçlu olan yoktu. 6-7 tane sarhoşun işi. Bunlar içinde Menemen den bir Gazozcu Abbas vardı, bir de Kubilay ın kafasını bayrağa asmakta kullandıkları urganı elinden aldıkları çocuk.

"Olaydan sonra bizi caminin önünde topladılar. Sivil birkaç kişi vardı, bir de alay komutanı paşa. Orada gözlüklü bir sivil "Menemen i toprak halinde (yerle bir) görseydim, iftihar ederdim" dedi. Bunlar gelmeden Menemen de gericilik yoktu. Ama parti meselesi vardı. Serbest Fırka kazanmıştı. Onun intikamı mı, bilmem. Bildiğim şu ki Menemen in bu işte hiçbir suçu yok. Zaten içlerinde Menemenli de yok."

Menemen olaylarını araştırmacılar çok iyi tahlil etmelidirler. Zira günümüzde de Şemdinli gibi versiyonlarına rastlanmakta. Üzerinden 75 yıl geçmiş bir olayın son tanıkları, hadise esnasında bir çocuk idiler. Fakat gözlemleri yine de çok çarpıcı. Menemen i yerle bir görmek isteyen Sivil in ekolünden olanlar; bugün beğenmedikleri ilçelerin halkını, esnafını, kitapçılarını rahatlıkla bombalayabilmekteler. Muhalif Partinin kazanmasının intikamını, Menemenlileri asarak kapatıyor, ihtilâl yapıyor ya da Avrupa dan utanıp demirperde ülkesi görünümü vermemek için, muhtelif liderleri haphishanelerde değil, siyaset yasağı getirip evlerinde hapsediyor.

Son tanıklardan S. Erkal de, diğer yaşıtları gibi gözlemlerini aktarmakta: "Menemen mutaassıp küçük bir kasabaydı. Biraz gericiliği vardı. Meselâ şapkaya karşı çok düşmanlık vardı. "Şapkayı gâvurlar giyiyor, biz nasıl giyeriz" derlerdi... Bu altı kişi esrarkeşmiş. İçip içip köylerden silâh, bıçak topluyorlar, şehre girince "Biz mehdiyiz. Arkamızda 70 bin kişi var. Müslümansanız bu bayrağın altından geçin, yoksa kurtulamazsınız" diyorlarmış..." Görüldüğü gibi altı meczup ve tanıkların ifadesi ile esrarkeş, hasta ruhlu insanlar öldürülüyor fakat acısın yine menemenliler çekiyor, halktan çok kimse idam ediliyor: "İbret için ortalığa asmışlar. Asılanlar içinde adamlara sigara, kazma, ip verenler de vardı."

Tanıklardan M. Şengönül ün de, asılanlar gönlünde derin yaralar açmış: "İstanbul dan bir şeyh geldi. O da mahkemelik oldu. Bunların asılacağı gece "Yarın hepimiz asılıyoruz" demiş, kendisi de o gece mahpusta ölmüş. Ben hepsinin asıldığını gördüm. Sabah geldiğimde caminin yanında Kabak Pazarı na kadar 8-10 kişi vardı. İstasyonda 7 kişi vardı. Tren yolunda böyle boydan boya asılmışlardı. Kamil de istasyonda asılmıştı. Manisalı bir çocuk, Kubbeli bakkalın önünde asılmıştı. Suçsuz olanlar da asıldı. "Neden sigara verdin ", "Neden ip verdi " diye Kamil le Molla Osman ı astılar. Halbuki Menemen içinde o hadiseye karışan yoktu. Sonradan bir emir gelmiş, "Menemen i yakın" diye. Onu duydum. Korktuk tabiii."

Kubilay ın katledilişi yıldönümlerini Müslümanlara çatmak için vesile bilenlere tanıklar gerçekleri haykırmakta. Birkaç sarhoşun yaptığı bu olayı, dindar insanlara yamamaya çalışanlara; son şahitler gerekli cevabı vermekte. Ne yazık ki tüm acıları çekmesine karşın suçlu gömleği giydirilmiş Menemenli nin yaşadığı kederle, kimsenin ilgilendiği yok. Asılanların haksızca canına kıyıldığı ile ilgili bir hesap soran, hak arayan da yok. Psikolojisi bozulan, kaç nesildir aynı elemle bir başına bırakılan ilçe halkı; ziyaretçilerine de bu acıyı duyumsatmakta. Hele sosyal bilimcilerin, sosyologların "Menemen i yakın" emrini hiç duymamış gibi davranmaları, arka plandaki kindarlığın çetelesinin tutulamayışı, yarı bir vehamet boyuttu.

İnsanımızın sevgiye saygıya, birlik ve kardeşliğe onca ihtiyacı olduğu bir süreçte, Menemen yazgısı dün de kalmıyor. Günümüzde de benzeri vakalar olarak, Şemdinli ve diğerleri; yakın geçmişi acı ile anımsatıyor.