Yaşına ve işgal ettiği konuma saygı duyduğum üç çocuk annesi bir hanımefendi… Yeni tanıştığı muhataplarını “ilk intiba son intibadır” söylemi ile ezip geçiyor… Bir insanı ilk gördüğümde ne hissetmişsem, ne düşünmüşsem son gördüğümdeki intiba da o olur diyor ve ilk karşılaştığı muhatabı ile iletişim kurarken tamamen önyargıları ile hareket ediyor. Bu yaklaşımın yanıltıcı olabileceğini ifade etseniz de ikna olmuyor ve görünürlük her şeyi anlatır diyor… Hanımefendi kendisini dar bir alana sıkıştırmış ve buradan bir türlü çıkamıyor.
İlk defa karşılaştığınız bir insanı, yüz ifadesine, giyim kuşamına, sarf ettiği cümlelere, bulunduğu ortama bakıp yargılamak suçluyu görmeden cezalandırmak olmaz mı? Hasbelkader muhatabınız o gün beden dilini olumsuz yönde etkileyecek bir sorun yaşamış da olabilir öyle değil mi?
İlk intiba son intibadır diyor ve karşınızdaki kişiyi yüzeysel bir analizden geçirip kötü ilan ediyorsunuz peki bu hak ihlaline girmez mi? Siz bir ömürlük tecrübelerinizle zengin bir eser olan insanı birkaç dakikada nasıl okuyabileceksiniz ki? Buna güç yetirebileceğinizi mi zannediyorsunuz?
Karşınızdaki kişinin olumlu hasletlerini görmenizi sağlayacak olan hassasiyetinizi önyargılarla sıvanmış bir perde ile örtüyor ve muhatabınızı acımasızca damgalıyorsunuz! Sahi birkaç dakikada bir eseri okuma imkânınız olabilir mi? Mümkün değil… Bir insanın arka bahçesini ve burada yer alan birikimlerini birkaç dakika ya da birkaç saatte nasıl görebileceksiniz? Satın aldığınız bir eşyayı tanımak için ayırdığınız zamanı insanı tanımak için ayırmaktan kaçınıyorsunuz… Niçin? Kabul etmelisiniz ki bu sizin insana biçtiğiniz değerin bir göstergesi… Değer vermediğiniz için anlamak istemiyorsunuz… Değer vermediğiniz için tanımak istemiyorsunuz… Değer vermediğiniz için sevginizle ısıtmak yerine nefretinizde soğutuyorsunuz… Birkaç dakikalık görüşmenizin sonucunda kararı veriyor ve muhatabınızı değersiz, başarısız, akılsız, gereksiz ilan edip işin içinden çıkıveriyorsunuz…
Söyler misiniz? İlk intibanızı neye göre yaptınız kardeşim? Muhatabınızın kılık kıyafetine göre mi? Yüz ifadesine göre mi? Heybetine göre mi? Sahip olduğu maddi birikimlerine göre mi? Neye göre?
Hz. Peygamber eğer yolculuk yapmamışsanız, alış veriş yapmamışsanız, komşuluk yapmamışsanız insanı tanıyamazsınız buyurmuş ve tanımak için birlikte geçirilecek zamana vurgu yapmıştır. Ticaret, komşuluk ve yolculuk… Üç durumda da kişinin hakkaniyetini, fedakarlığını, anlayışını, sabrını ve başarısını analiz edip ölçebilirsiniz.
İlk intiba son intibadır söylemi modern kültürün etkin olarak kullandığı formüllerden sadece biri... İnsanlar iş görüşmelerine çıkarken birikimlerinden ziyade görüntülerini merkeze alıyor ve daha gösterişli, daha çekici bir profil sergileyerek muhataplarını etkilemeye çalışıyorlar. Bu durum özellikle hanımlara sığ bir bakış açısı empoze ediyor ve inanç, bilgi, birikim ve emekle elde edilen kazanımlar yok sayılırken görünürlük her şeyin önünde tutuluyor. Ve ilk intiba görünürlük üzerinden yapılıyor. Sizin ruhsal derinliğiniz, emeğiniz, biriktirdiğiniz sevginiz geçerliliğini kaybediyor ve her şey maddiyata indirgeniyor.