Hz. Mevlana?yı istismar ederek şeriatsız bir Müslümanlık, İslâm?sız bir tasavvuf için çalışan odaklar dur durak bilmiyor. Mevlana?yı tarihsel kimliğinden kopararak, O?na ait olmayan fikir ve düşünceleri O?na aitmiş gibi gösteren bu çevrelerin son marifeti kadın semazenler. Mevlevilik tarihinde hiç görülmeyen kadın semazenler giderek yaygınlaşırken, bu semazenler kah başları açık sema yapıyor, kah camilerde cemaat önünde sema dönüyor. Ne yazık ki bu çirkinlik giderek daha da yaygınlaşıyor.
Yeni Bir İstismar Çeşidi
Mevlevi zikirlerinin en önemli ritüellerinden olan sema ne yazık ki son yıllarda büyük bir dejenerasyon ile karşı karşıya. UNESCO Uygarlıklararası Diyalog İhtisas Komitesi işbirliğiyle 2007 yılında Aya İrini?de düzenlenen etkinlikte kilise ilahileriyle kadın semazenlar birlikte gösteri sunmuşlardı. 2011 yılında da Konya Büyükşehir Belediyesi Sema ekibi, Litvanya?nın başkenti Vilnius?taki St. Catherine Kilisesi?nde sema gösterisi yapmıştı. Ardından Fransız içki firması Don Perignon?un Esma Sultan Yalısı?nda düzenlediği şampanyalı tanıtımda konuklar sema gösterisi eşliğinde kadeh tokuşturmuştu. Bu çirkinliklerle ilk defa alkol ve Mevlana yan yana getirilmişti. Şimdi de bayan semazenler eliyle Mevlevilik yeni bir sürece itiliyor. Mevlana üzerinde oynanan bu kadar oyun varken, bayan semazenlerin yaygınlaştırılarak gündeme sokulması, yeni bir istismar olarak karşımıza çıkıyor.
Popüler Kültür İkonuna Çevirdiler
Allah dostu, Mevlevilik yolunun piri, büyük İslam alimi ve mutasavvıf Mevlana Celaleddin-i Rumi, son dönemlerde maksatlı bir şekilde bağlamından koparılıyor, resmen dini içeriğinden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Adeta Müslüman-Gayrı Müslim ayrımının bile olmadığı yeni bir din algısı inşa etmek ve dinlerarası diyalog faaliyetlerine yol açmak amacıyla yürütülen kirli faaliyetlere Hz. Mevlana?nın alet edilmesi insana ?el insaf? dedirtiyor. Neredeyse ?folklorik? bir boyuta indirgenen ve turistik bir figüre dönüştürülmeye çalışılan sema gösterileri, hem turist eğlencesine dönüştürülüyor hem de tasavvufi içeriğinin boşaltılmasına çalışılıyor. Başı açık semazen (!) bu saçmalıklardan sadece birisi. Sessiz kaldıkça ve tepki göstermedikçe, hikmet arayışı olan tasavvufun bu büyük alimi göz göre göre bir ?popüler kültür ikonuna? dönüştürülecek; Mevleviliğin zikri olan sema ise alelade ve herkesin yaptığı bir dansa olup çıkacak.
Camide Erkeklere Kadın Semazen Gösterisi
Kadın semazenlerin ön plana çıkartılarak yapılmak istenen ifsada en çarpıcı örnek geçtiğimiz aylarda bir camide yapılan sema gösterisi oldu. Kadın semazenlerin camide erkeklerin önünde sema gösterisi yapması tepki çekmişti.
Afişlere Kadın Semazen Resimleri de Konuldu
Mevlana?nın adını kullanarak açılan vakıf ve dernekler mantar gibi çoğalıyor. Kim ya da kimler tarafından hangi maksatla yapıldığı malum olan bu çalışmalar Türkiye?nin her yerine yayılmış durumda. Ehliyet sahibi olmayan ve Mevlevilik hakkında ihtisası bulunmayan bu oluşumlar, zihinleri bulandırmanın dışında bir işe yaramıyor. Liyakat sahibi olmayan kişilerin Mevlana?nın adını kullanarak düzenledikleri etkinlikler, Hz. Mevlana?nın yoluna faydadan çok zarar veriyor. Son olarak Tasavvuf Vakfı Kocaeli İl Temsilciliği tarafından kadın semazenlerin yer aldığı bir sema programı tertip edildi. Program afişlerini ilin her yerine asan temsilcilik, kadın semazenlerin resimlerini afişe koymayı da ihmal etmedi.
Hz Mevlana?yı istismar ederek şeriatsız bir Müslümanlık, İslam?sız bir tasavvuf için çalışan odaklar dur durak bilmiyor. Mevlana?yı tarihsel kimliğinden kopararak, O?na ait olmayan fikir ve düşünceleri O?na aitmiş gibi gösteren bu çevrelerin son marifeti kadın semazenler. Mevlevilik tarihinde hiç görülmeyen kadın semazenler giderek yaygınlaşırken, bu semazenler kah başları açık sema yapıyor, kah camilerde cemaat önünde sema dönüyor. Ne yazık ki bu çirkinlik giderek daha da yaygınlaşıyor.
Mevlana?nın arkasına gizlenen çevreler, yeri geliyor kilisede sema gösterisi düzenliyorlar, yeri geliyor içkili tanıtımlarla Mevlana?yı bir araya getiriyorlar. Son yıllarda Mevlana adının geçtiği her programda ne yazık ki ayrı bir istismar örneği yaşanıyor. Adeta istismar kutsanıyor. 700 sene içerisinde kadın semazenler hiç yokken şimdilerde kadın semazenler ortaya çıktı. Bu da yetmezmiş gibi kadın semazenler erkeklerle yan yana sema gösterisi bile yapmaya başladı. Son olarak Tasavvuf Vakfı Kocaeli İl Temsilciliği, kadın semazenlerin yer aldığı bir sema programı tertip etti. Program afişlerini ilin her yerine asan temsilcilik, bayan semazenlerin resimlerini afişe koymayı da ihmal etmedi.
İstismar Dört Koldan Sürüyor
Mevlevi zikirlerinin en önemli ritüellerinden olan sema ne yazık ki son yıllarda büyük bir dejenere ile karşı karşıya. UNESCO Uygarlıklar arası Diyalog İhtisas Komitesi işbirliğiyle 2007 yılında Aya İrini?de düzenlenen etkinlikte kilise ilahileriyle kadın semazenlar birlikte gösteri sunmuşlardı. 2011 yılında da Konya Büyükşehir Belediyesi Sema Ekibi, Litvanya?nın başkenti Vilnuius?daki St. Catherine Kilisesi?nde sema gösterisi yapmıştı. Ardından Fransız içki firması Don Perignon?un Esma Sultan Yalısı?nda düzenlediği şampanyalı tanıtımda konuklar sema gösterisi eşliğinde kadeh tokuşturmuştu. Bu çirkinliklerle ilk defa alkol ve Mevlana yan yana getirilmişti. Şimdi de bayan semazenler eliyle Mevlevilik yeni bir sürece itiliyor. Mevlana üzerinde oynanan bu kadar oyun varken, bayan semazenlerin yaygınlaştırılarak gündeme sokulması, yeni bir istismar olarak karşımıza çıkıyor.
Camide erkeklere kadın semazen gösterisi
Bayan semazenlerin ön plana çıkartılarak yapılmak istenen ifsada en çarpıcı örnek geçtiğimiz aylarda bir camide yapılan sema gösterisi oldu. Kadın semazenlerin camide erkeklerin önünde sema gösterisi yapması tepki çekmişti. Kadın semazenler üzerinde yapılan ifsadlardan biri de kadın semazenlerinin başlarının açık bir şekilde sema gösterisi yapmasıydı.Kadın semazenler üzerinden başlatılan ifsad faaliyetlerine hergün bir yenisi daha ekleniyor.