Bugün “sevgililer günü”ymüş ya, ne dersiniz, o vadide bir
yazı kaleme alalım mı
“Sevgililer günü” mü Hadi canım, basbayağı “aşk günü”!
Ama ne aşk ne aşk!
Söze böyle bir giriş yaptı ya yazarınız, bir
lüzumsuzlukta bulundu ya, tamam, gelmez bunun sonu! En iyisi bu yazıyı okumayı
bırakıp gazetenizin diğer sayfalarına geçin siz!
Biz de tam bu aşamada, fırsattan istifade, şu aşk mevzuu
üzerinden başka bir konuya geçeceğiz!
Bu bağlamda ilk önce, şimdilerde egemen kültür ve sanat
ortamlarının basit, sıradan ve hatta iyiden iyiye adi olana yatırım yapmakta
olduğunu söyleyeceğiz.
Bu söylemimizi belirli bir ispat sürecine çıkarmak için,
yayın dünyası ve okur kitlesi üzerinden kimi tespitlerde bulunacağız.
İlk tespitimizi bir soru cümlesi ile dile getirelim:
“Okur” kitlesinin büyük bir kuşatma altında olmadığını iddia edebilir misiniz
Tabii ki en başta vasat okur ve bunlarla oluşturulan menfi bir dalgalanma
sonucu, sahici bir okurluk mevkiinde bulunanlar…
Zira hangi nitelikteki olursa olsun, okur üzerinde
uluslararası uzantıları olan bir kıskacın iştahlı bir tasavvuru vardır. Bu
tasavvur, kitap tacirleri, sözde eleştirmenler, popüler kitap dergileri,
aktüalite düşkünü yayınevleri, sponsor kurumlar, yatırımlarının bir kısmını
kitaba tahsis eden bankalar, bütün bunların oluşturdukları star yazarlar,
velhasıl işi tamamen sahtekârlığa tahvil edenler, okur için mutlak bir esaret
ortamı oluşturmuşlardır.
Kitap komplosu, yayın suikastı!
Bu kirli iştirakin yerel bir mahiyet taşımadığını
tekraren söylemeliyiz. Bunu, hemen her gün gözümüzün içine sokulan kitap
hazırlama ve pazarlama süreçleri üzerinden görebiliriz.
İşte küçük ve somut bir örnek: Gazetelerin promosyon
olarak verdiği kitap ilavelerinde yayınlanan çok satanlar listelerine
bakılırsa, Türkiye, Amerika ve Fransa’da ilk sıraları paylaşan kitaplar
arasında ortaklık ve benzerlikler vardır. Örneğin E. L. James’in Grinin Elli
Tonu, Karanlığın Elli Tonu ve Özgürlüğün Elli Tonu adlı üç “fabrikasyon
üretimi” her üç ülkede de feci derecede “satış” rakamı yakalamıştı. Son haftaya
mahsus bu örneği genelleştirmemek için herhangi bir sebep yok. Tüketim inkırazının
boynunu büktüğü zavallı ortalama “okur” kitlesi geçen hafta üç ayrı ülkede bu
kitaplara hücum ettirilmişti. O “okur”un bugünlerde benzeri bir “seri katil”
materyaliyle çaresizliğe sürüklenmeyeceğini söyleyebilir misiniz
Şimdi başa dönelim, “aşk günü”ne atıfta bulunalım… O
materyalin bugünlerde “aşk” olacağından kuşkusu olan varsa beri gelsin! Adı
“aşk”la bezenmiş kitaplar... Yahut “aşk” kelimesini kullanarak kirli bir
teşebbüste bulunma hâli…
“Aşk”ın, ortalamanın altındaki okur zihnindeki ışıltısı
kışkırtılacak. Buna eğilim göstermeye teşne bir müşteri potansiyeli üstelik
emre amade...
Zaten arada bir kaşınan yaradır “aşk âlemi”; her daim
kullanışa hazır esaslı bir külliyat nicedir oluşturulmuştur. Haddizatında dönem
dönem piyasaya da sürülmektedir bu külliyatın içeriği… Böylece, sömürülmeye
teşne müşterilerin, haydi daha kibar söyleyelim, aşkının destanına gönlünü
kaptırmış kederli kitlelerin ruhu okşanmaktadır!
Sistemi (tuzağı) kuranların elini kuvvetlendiren o
külliyat içinde bakın hangi kitap adları var; üşenmedim, piyasadan derledim,
hazır mısınız, gelişigüzel sıralayacağız:
Aşk, Aşk ve Acı, Aşkımın Beden Dili, Tarihi Liderler ve
Aşkları, Dahiler ve Aşkları, Aşk Hali, Aşkın Romanı, Aşkın Ömrü 3 Yıldır, Aşk
ve Gurur, Aşkın Gözyaşları, Aşk Romanları Okuyan İhtiyar, Aşk Kazası, Yeni Moda
Aşklar Aşkın Beş Hali, Devlerin Aşkı, Aşka Veda, Sen Git Aşk Bana Kalsın, Bir
Yumak Aşk, Kolera Günlerinde Aşk, Bu Aşkın Kahramanı Sen ve Ben, Aşk Falcısı,
Aşk Romanları Yazan Adam, Bir Aşk Sayfası, Aşkı Yeniden Okumak, Ne Güzel Bir
Hiçlikti Aşk, İçinde Aşk Var, Kıssa-i Aşk, Aşk Kalır, Gelincikler ve Aşk, İki
Cami Arasında Aşk, Aşk Seni Bulursa, Aşk Varmış Aşk Yokmuş, Aşk Tutulması, Bir
Soru Bir Aşk, Aşk Köpekliktir, Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri, Kitab-ı
Aşk, Aşk Pansiyonu, Aşk Istıraptır, Aşk Tuzağı, İlm-i Aşk, Aynalar Koridorunda
Aşk, Aşk ve Zafer, Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu, Felsefî Aşk, Aşkın Gölgesi,
Aşk ve Saltanat, Aşk Meclisi, Muhafazakâr Aşk, Aşka Af Yok, Aşk Affetmez, Aşk
Hastalığı, Aşkın Gölgesi, İtalyanca Aşk Başkadır, Aşk-ı Hayyam, Aşk İhtiyacı,
Kıssa-i Aşk, Aşk Yeniden, Bir Gecelik Aşk, Gene Aşk, Hırçın Aşk, Aşk Üç
Harftir, Aşk ve Para, Aşkın Düdüklü Tencere Lastiği(!)…
Şu, kimimize göre saf, arı duru, masum “aşk” kelimesinin
bir şekilde nasıl da kirletildiğini gördünüz mü
Kararlı bir karanlık şeklinde uzayıp giden bu liste şu
klişeyi söyletmiyor mu size de: “Rezilliğin bini bir para!”
Günlerimizi kirli menfaatleri için parselleyenlerden,
örneğin “sevgililer günü” adı altında türlü rezilliklere imza atanlardan ne
bekleyebiliriz ki
“Aşk sapağı”na
sapıp giderek üstteki listeyi önünde bulan o malum “okur” kitlesine ne diyelim
peki Onlara söylenecek bir şeyimiz yok!