İngİltere, AB ile devam edip etmeyeceğinin referandumunu yaparken, devletin zirvesinden de benzer bir öneri yükseliyor bizde. Sürekli bizi oyalayan, kapısında bekleten AB’ye, güya “yoksa referanduma gideriz” diye gözdağı veriyoruz. Açıkça “Türkiye’yi almayız” diyorlar zaten…
AB’nin Türkiye’ye karşı gösterdiği çekinceli tutum meydanda iken ve İngiltere Başbakanı Cameron’un “Türkiye 3000 yılına kadar AB üyesi olamaz” sözleri de adeta AB’nin yaklaşımının özetiyken, AB’yi referandumla tehdit resmen trajikomik…
Devletin zirvesi, diyor ki, “Bir araya geldiğimiz zaman sen böyle konuşmuyordun Cameron... Hep bize söylediği şuydu, ‘Her zaman yanınızdayız, bir an önce Türkiye’nin AB’ye girmesi için her türlü gayreti gösteriyoruz’. Ne oldu şimdi ” Manzara yeni bir “aldatılma” vakası yani. Türkiye’yi 53 yıldır kapısında oyalayan AB, yeni yeni “mavi boncuklarla” bizi aldatmayı sürdürüyor demek.
Devletin zirvesi, AB’ye “53 yıl geçti hala oyalıyorsunuz. Niye oyalıyorsunuz ” diye kızarken, aslında herkesin bildiği bir gerçeği de ifade ediyor: “Ey Avrupa Birliği, siz bizi halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olduğu için kabul etmiyorsunuz... Bunun aksini ispat edemezsiniz.”
İyi de bunun böyle olduğunu herkes biliyor ve aksini iddia eden de yok ki zaten. Kendisini Hıristiyan Kulübü olarak tanımlayan, neredeyse her ciddi adımını “İslam düşmanı Papa” heykelinin önünde gerçekleştiren bir Birlik değil mi bu Onlar da aksi bir iddiada değil ve aksini ispatlamaya da uğraşmıyorlar halihazırda.
Madem bu gerçek ortadaysa, o zaman 14 senedir Türkiye’yi yöneten siyasi parti ve zihniyetine şunları sormak gerekmez mi “İslam düşmanı Papa” heykelinin önünde imza atmayı nasıl normal karşıladınız Tam üyelik müzakereleri başladı diye gündüz vakti havai fişekli kutlamalar yaparken; AB’nin, Müslüman olan Türkiye’ye olan bakışı bugünkünden farklı mıydı Ve açıkça “almayız” demelerine rağmen, bu ısrarın sebebi ne
Devletin zirvesinin, Müslüman bir ülke olan Türkiye’nin bu beyhude AB’ye girme çabasını “Bir samimiyet testidir diye bu yola girdik” diye tanımlaması da hayli ilginç. Türkiye, AB’yi samimiyet testinden geçirerek ne kazanacak acaba
Bu aldatılma hali, yakın zamanda Almanya’yla da yaşanmıştı maalesef. Sözde Ermeni soykırımını kabul eden Almanya’nın Başbakanı Merkel için devletin zirvesi, “Ey Almanya, sen ne yapmak istiyorsun Senin derdin ne Kendisi ile konuştuğumuzda elinden geleni yapacağını söyledi, senin elinden gelen parlamentodaki oylama katılmamak mı ” ifadesini kullanmıştı. Maalesef bel bağlananlar bunlar olunca Türkiye açısından aldanmak da mukadder oluyor her meselede.
AB’ye üyelik süreciyle ilgili olumsuz argümanları ortaya koyarken bir yandan da “referanduma gideriz” tehdidine(!) girmekteki maksat anlaşılabilir değil. Türkiye’yi 14 yıldır yöneten siyasi parti, AB’ye üyeliği istiyor mu, istemiyor mu AB’ye sitem mi ediyor, yoksa “ne olursa olsun bu yoldan dönmeyiz” mi demek istiyor Siyasi iktidar, AB’ye üyeliği gerçekten istemiyorsa neden gidip AB Bakanlığı kuruyor AB’nin Türkiye’yi Müslüman olduğu için almayacağını söylerken, birden AB’den bir yeşil ışık yandığında AB’ci kesilinmeyeceğinin garantisi var mı
Ortada tutarlı bir tablo yok en başta.