60 yaşlarında bir hanım sıkıntılarını paylaşırken söze
şöyle başlıyor: Çok sıkıntılı günler geçirdim, kocam, kayınvalidem,
kardeşlerim bana çok eziyet verdiler. Büyük oğlum üç yaşındayken, kocam yurt
dışına çalışmaya gitmişti, kayınım eşiyle birlikte ziyaretimize gelmiş ve
hazırladığım sofrayı görünce Ben de eşi gitti parası yoktur, yemek
hazırlayamaz ve biz aç kalırız zannetmiştim dedi ve beni küçük düşürdü. O
kadar çok üzüldüm ki, aradan kırk yıl geçti ama ne zaman kayınımla karşılaşsam
o sözler aklıma gelir ve nefretimi yenilerim Kadın sanki daha dün yaşamış
gibi olayın tesirinden kurtulamıyor ve aşağılandığını hakir görüldüğüne
kuvvetle inanıyordu. Kendisine döndüm ve acaba espri yapmış olabilir mi Ya da
ekonomik bakımdan zor günler geçirdiğinizi düşünmüştür dediğimde ısrarla
hayır beni hakir gördü diye çıkıştı. Kadın zor günlerinde kendisini ziyarete
gelen bir yakınının sarf ettiği o sözlere olumsuz yüklemeler yapmış ve buna
kendini inandırmıştı. Kırk yıllık bir yükü taşıyor fakat bu yükten kurtulması
yönünde uyardığınızda tepki veriyordu. Kadın sanki acıyla yaşamayı gönüllü
olarak tercih ediyor ve en değerli vakitlerini dramatik kurgulara teslim
ediyordu. Kadın, sıradan bir olayı ajite ederek sayısız kere anlatıyor ve hem
bu davranışı çocuklarına öğretiyor hem de onların amca ile aralarını açıyordu.
Çünkü olaylara kendince verdiği anlamlar onu yoğun bir intikam duygusuna teşvik
ediyordu. Kadın olaylara verdiği bu çarpık anlayışı çocuklarına aktarıyordu
çünkü o da bunu kendi annesinden öğrenmişti.
Olaylara verdiğimiz anlam, duygularımızın seyir şeklini
de belirliyor. Bu nedenle bir kişiyi yargılarken adil ve esnek olmak
zorundayız. Karşımızdaki kişinin iyi niyetli olmadığını düşünsek dahi affedip
kusurlarını örtebiliriz. Dinimizde affetmeye teşvik vardır ki, son yıllarda
Psikiyatrlar da bu konunun üzerinde ısrarla durmakta ve affetmenin insanın ruh
ve beden sağlığına getirdiği katkılardan söz etmektedirler. Araştırmalar
affeden insanların kalp rahatsızlığı, sindirim sistemi rahatsızlığı ve hormonal
bozukluk gibi sıkıntılara daha az yakalandıklarını gösteriyor. Çünkü affetmek
hem insanın içini onarıyor hem de ruhen yükselerek insanlaşmasını sağlıyor.
Kin ve öfkenin sebep olduğu nefret insanı çevresine karşı
güvensiz kılar ve bu kişinin mutsuz bir hayat sürmesine neden olur. Bu nedenle
seanslarda önce kişinin kendini affetmesi tavsiye ediliyor bu da kişinin
öncelikle kendisiyle barışık olmasına yardımcı oluyor.
İnsan olmak bir süreçtir. Doğarken hepimiz beşer olarak
doğuyoruz, akıl vicdan ve iradeyi kullanmaya başladığımızda ise mükellef bir
kul oluyoruz. İnsanlaşma gayretlerimiz bu süreçle birlikte hız kazanıyor.
İnsanların kusurunu görmemek affetmek selamı yaymak nezaket nezafet içinde
olmak ise insanı ruhen yüceltiyor, fert ve toplumsal anlamda düşmanlık
tohumlarının ekilmesini engelliyor.