Aşırı bağımlılıkları olanlar kendi geleceklerini belirleyemez!..

Abone Ol

Küresel düzeyde riskten kaçınma eğilimi belirleyici olmaya başladığında tüm ekonomiler az veya çok etkilenir. Fakat Türkiye ekonomisi yapısal sorunları nedeniyle en olumsuz etkilenen ülkeler arasında ön sıralarda yer alır. Son on yılda uygulanan politikalar bu durumu iyice belirginleştirmiş ve kırılganlığın önemli ölçüde artmasına büyük katkı yapmıştır. Başka bir deyişle Türkiye ekonomisinin net yabancı sermaye girişine olan bağımlılığı çok anormal düzeylere yükselmiştir. Söz konusu ihtiyaç karşılanabildiğinde her şey öyle olmadığı halde normalmiş gibi görünebilir ancak tersi durumda ortalık daha önce görülmemiş bir şekilde karışabilir. Bu bağımlılık tarafından yönlendirilen siyasi irade ve iş dünyasının olduğu gibi görünebilmesi, verdiği sözleri her koşulda tutabilmesi kesinlikle mümkün değildir.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız bağımlılık, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ülkemizdeki temel politikaları Soğuk Savaş sayesinde belirleme gücünü eline geçiren, dost bildiğimiz güçlerin eseridir. Bu durum Türkiye’yi Batılı sermaye çevrelerinin kölesi haline getirmiştir ve kendi geleceğini belirleme şansını büyük ölçüde elinden almıştır. Hal böyle olunca halkın oyu ile iktidara gelenler öncelikle kendilerini seçenlere değil, finansal olarak destekleyenlere hizmet etmek zorunda bırakılmıştır. İktidara gelmenin bunu korumanın ve yandaşları ihya etmenin yolu her devirde bu kula kulluğu zorunlu hale getiren bağımlılığı arttırmaktan geçmiştir. Osmanlıyı mahvedip tarihten silen zafiyetin bu olduğu toplumun hafızasından silmek için ne gerekiyor ise yapılmış, insanlarımız karanlıkta bırakılmıştır.

Uzun süreli ciddi sıkıntılar yaşayarak ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı öğrenemediğimiz sürece kendi geleceğimizi belirleme şansına sahip olamayacağız gibi görünüyor. Belli ki yaşadığımız krizlerden de ders almayı beceremiyoruz; kalıcı çözüm yerine sorunları ağırlaştırarak günü kurtarıyoruz. Tercih böyle olunca eğilimler sürdürülebilir olmuyor ve toplumu masallarla uyutup yozlaştırmak dışında bir şey yapılamıyor!.. Gerçekten halktan ve adaletten yana olan bir iktidarın öncelikle yapması gereken gerçekleri açığa çıkarmak ve ülkeyi bu bağımlılıktan kurtarmanın yolunu aramaktır. Bu yönde hareket edebileceği düşünülen siyasi partilerin Meclis’e girmesi ve Türkiye’nin kaderini belirleme şansına sahip olması her seferinde engellenmiştir. Dahası aynı amaç peşinde koşanların bir araya gelerek güçlenmesi engellenmiş, nifak yolu ile aralarında kan davaları çıkarılarak bir araya gelmeleri önlenmiştir...

Artık çok iyi biliyoruz yeterli ve gerekli düzeyde sermaye gelmediğinde döviz kuru, enflasyon ve faizler yükseliyor, borç-alacak zinciri kırılıyor ve ekonomi büyük bir hızla daralarak istikrarsızlığı besliyor; kredi hacmindeki daralma iş dünyasını iflasın eşiğine getirerek çaresizleştiriyor... Çözüm dış güçlerin her talebine boyun eğerek sermaye girişini mümkün kılmak alışkanlığı geri kazanmakta aranıyor... Bağımlılıkların kademeli olarak artması engellenemiyor.

Son altı ayda küresel düzeyde riskten kaçınma eğiliminin arttığını ve diğer gelişmekte olan ekonomiler gibi Türkiye’nin de dış finansman ihtiyacını karşılayamadığını görüyoruz. Etkili ve yetkili kesimler çözümü küresel belirsizliğin azalması için dua etmekte ve siyaseten anlaşılması zor tavırlar sergilemekte arıyor!...

Müptelalar bağımlı oldukları maddeleri bulamazlar ise krize gireceklerini bilirler ve bu duruma düşmemek için akıllarını kötüye kullanarak her yolu denerler. Felakete götüren bağımlılık nedeniyle kimse onlara güvenemez. Bazıları da Türkiye örneğinde olduğu gibi kendi çıkarları için bazı bölgeleri bu duruma düşürmek ve geleceğini belirlemek için her yolu deneyebilir. Dünya’nın ve ülkemizin son on yılında yaşadığı gelişmeleri yan yana koyduğumuzda bundan sonrasını öngörmek için kahin olmak gerekmiyor... Herkesin veya her ülkenin kendi başının çaresine bakmak zorunda kalacağı bir döneme koşuyoruz. Bir şeylere aşırı bağımlı olanların hiç bir hesabının tutmayacağını ve çevresindekilere büyük zararlar verebileceğini görebiliyoruz... Ne diyelim bağımlıların ipi ile kuyuya inmeyin, onlara güvenerek risk almayın!..