Asıl önemli şeyler!

Abone Ol

Milli Takımın Fransa öncesi Karadağla oynayacağı

özel maç tabii ki bazı önemli unsurlar taşıyor. En önemlisi de kadronun 23

kişiye indirilmesi yönünde. Kimler ülkede kalacak, kimler Fransa uçağına

binecek Bence burada Terim hoca bir

hata yaptı. Takımın neredeyse ideal onbiri ve de ideal yedekleri belli gibiydi.

Şimdi sekiz adet bizim çocuk hayal kırıklığa yaşayacak. Buna hiç gerek yoktu. Haa

bir sakatlık halinde gidemeyecek olanın yerine birini çağırır işi

hallederdiniz. Acaba diğer katılımcı ülkeler de bu hazırlık dönemlerini böyle

30dan futbolcu ile mi geçiriyorlar Merak işte! Okuduğuma ve izlediğime göre

sakatlanan varsa yerine biri çağırılıyor. Neyse, maçla ilgili bazı önemli

noktalara sonraki yazıda değiniriz.

Başlığın içeriğindeki çok ama çok önemli meselelerin

başında tabii ki Aziz Yıldırımın son günlerdeki tuhaflıkları geliyor.

Düşünebiliyor musunuz; koskoca Fenerbahçenin en üst makamındaki kişi şunları

söylüyor: "Galatasaray,  2000 yılında kazandığı kupadan önce Feto

hocaya kendini okutmuş. Bu sayede o kupayı kazandılar..." Yakıştı mı Ben bu meslekte neredeyse 50 yılımı

doldurdum, bu futbol işinin içinde doğdum büyüdüm, ne gördüm, ne duydum ve de

büyüklerim bana böyle bir anı naklettiler. Asıl sorun mu Bu demeçle ilgili

acaba gelecek haftaki mali genel kurulda bir kongre üyesi çıkıp da, "Yahu

Aziz  Bey, sen ne söylüyorsun Koca Fenerbahçenin başındaki zata böyle

ifadeler yakışır mı " diye sual edecek mi Bence yüzde yüz hayır... Hatta

alkışlayacaklardır top yekûn! İşte asıl meselelerden biri de budur zaten...

Aynı Aziz Bey diyor ki, "Galatasaray şikecidir. Şike yapmıştır. Benim

fazla konuşturmayın çıkar bir bir açıklarım..." Örnek olarak da bir Avrupa

Kupası maçını gösteriyor. O maçın sonunda iki takım da gruptan çıktı. Ben de diyorum ki, Allah rızası için şu

ince noktaları açıklayın da biz de öğrenelim, bilgi hazinemiz zenginleşsin. Ne

demişler öğrenmenin sonu yoktur. Ama nerdeeee Tutuklu iken de mahkemede

sık sık bu "Bir konuşursam" cümlesini kullandı ama hâlâ

ortada tık yok... Yerseniz  tabii... Yiyenlere de afiyet olsun! Haa

bu arada Galatasaray Kulübünün de çok şey kaybettiği ortadadır. Bu şike

yüklemesine karşı ne bir dava açıyorlar, ne de bir açıklamaya davet var...

Yoksa korku dağları mı bekliyor, bu ölümlü dünyada O halde

Asıl mesele mi Bakınız

bu ülkede tek ispatlı, göz önünde kanıtlı tek şike 1951 yılının Nisan

ayında yapılmıştır. Bir takım resmi bir futbol müsabakasında lisansı olmayan

ki, herkes biliyordu, hatta o kulübün yöneticileri ve çok şöhretli kişileri maç

sırasında bu yüzden tribünü terk etmişlerdir, iki oyuncuyu hakemin ısrarlı

ikazına rağmen ısrarla oynatmış ve sonuçta da maçı 3-0 hükmen yenik

bitirmiştir. Bu yüzden de maçı kazanan, maçı oynamayanı geçip

şampiyon olmuştur. Kim ve kimler mi Tarihte yazılıdır...

Komedi mi, trajedi mi bilemiyorum... Aziz Bey,

kupa maçının devre arasında yine soyunma odası icraatında bulunmuş ve hakem

Mete Kalkavana gider yapmış. Sonuç mu Aziz Bey disiplin kuruluna sevk

edilmişler... Ha haha... Diyelim ağır suçlu bulundu... Eh bir üç ay hak mahrumiyeti

alır. Bu ne anlama gelir VİP tribününde maç izleyemez, bir de resmi yazışmaya

imza koyamaz.  Ne caydırıcı cezalar değil mi Para cezası mı Hele hele o

hiç önemli değildir. Şimdi ufukta yeni lig var... Yeni bir hakem soyunma odası

icraatı mutlaka gerçekleşecektir. Ceza mı Kopya kâğıdını araya koyunuz

yeterlidir...

Pardon unutmadan... Soran sorana... Pereira gidecek

mi, kalacak mı Benden de hep şu cevap: "Şampiyon yapanlar hep gitti,

yapamayanlar acaba kalır mı " İsmail Kartal kendisi gitmiştir, hatırlayınız...

Bir de Galatasarayın teknik adam arayışları var... Sizce torbadan kim çıkar

Hatırlarsanız yıllardır Lucescunun bir daha Türkiyede çalışmayacağını yazıp

söyleyen tek kişi olarak haklı çıktım. O halde Hani derler ya, civciv mi

çıkacak, kuş mu çıkacak