Asıl Maç

Abone Ol

Bir insanın herhangi bir yere tarif edildiği üzere hatta yolda tabelalarda ok ile gösterilmiş şekilde gitmesi başka, kendi bilgi ve görgüsüyle gitmesi başkadır. Birincide gidenin herhangi bir şey bilmesi gerekmiyor. Herhangi bir şeyi araştırıp öğrenmesi de gerekmiyor. Her şey hazır. Araştırmaya öğrenmeye ne zahmet. Tarife inanırsa yetiyor. Hatta tarife inandığında tabelalara bile gerek yok. Çünkü gerek görmüyor zaten. Tarifin tarif mi tahrif mi olduğunu bilmesi gerekmiyor. Merak da etmiyor. Merak etmek ve öğrenmek yorucu bir iştir. Hazır kalıp dururken öğrenme zahmetine niye girsin. “Bunlar terörist” diyor biri, inanmaya alıştırılmış hazır kitle hemen tekrar ediyor: “Bunlar terörist.” “Bunlar” denilen özne net olarak da denilmiyor yani ismi verilmiyor. İsim konusunu, medya özellikle televizyonlarla inandırılıp yönlendirilmiş kitle kendisi uyduruyor çoğunlukla. Şu düşünülmüyor; bir ülkede yirmi milyon terörist olmaz bu nasıl mantıksızlık diye içlerinden bile geçirilmiyor. Bir an için var sayalım ki yirmi milyon terörist var ülkede, o zaman ülkeyi yönetenler oturup “ulan bu ülkeyi biz yönetiyoruz, bir sürü kanun çıkardık, eğitim sistemi var, bu kadar terörist nasıl olur” diye düşünmesi gerekmiyor mu, gerekiyor ama bu sorgulamayı yapacak “inanmış hazırlardan” kim vardır, bu sorgulamayı yapıp yöneticilere bunu söyleyecek “inanmış hazırlardan” kimse yok. Medya tarafından hazırlanmış söylenene anında inanacak hazır bir kitle var. Birçok televizyon kanalıyla aynı şeyler tekrar edilerek hazırlanan “hazırlanmış bir kitle” var. Bu kitle sorgulamıyor, doğruyu yanlışı araştırmıyor, söylenene anında inanıyor. Yıllardır medya tarafından aynı şeyler söylenerek hazırlanmış hazır kitle. Sen düşünme söylediklerim zararına da olsa inan kitlesi. “Kişi başına düşen milli gelir arttı” diyor, ev kirasını ödemekte zorlanan vatandaş kişi başına düşen milli gelir arttı diye seviniyor. Kişi başına düşen milli gelir arttı ise ben neden ev kirasını ödemekte zorlanıyorum diye sormuyor kendi kendine. Türkiye’de seçimler çoğunluğu böyle olan bir kitleyle yapılıyor. Sonuç yirmi yıldır aynı çıkıyor. İktidar değişmiyor. Bu gidişle de değişmeyecek gibi. Bu seçimde iktidarın ve fanatiklerinin kendilerinden yana olmayanlara hakaretleri arttı. Kibirleri arttı. İktidar tarafından torpille bir makama getirilmiş olanların iktidara yalakalığı arttı. Artışlar böyle. Seçim yapıldı bitti. Asıl maç şimdi başlıyor.

Seçimin iktidar tarafından kazanılmış olması Türkiye’de ekonominin kötü olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Ekonomi iyi olmadıktan sonra başta kim olursa olsun ne fark eder. Devlet kurumlarına atamada torpil devam ettikten sonra ne fark eder. Eğitim sistemi berbat olduktan sonra kim gelirse gelsin ne olacak. En önemlisi laik rejim değişmedikten sonra ne fark eder. Bunlar düzelecek mi, elbette düzelmeyecek. Her şeye her güm zam yapılmaya devam ediliyor. İşsizlik artıyor. Adam kayırma artıyor. Laik rejim daha da güçleniyor. Laikliği açıkça savunanlar başa gelse bu kadar olmazdı. Müslüman’ca yaşayış yozlaştırıldı, yozlaştırılıyor. Hem Müslüman hem faiz yiyen, hem Müslüman hem adam kayıran, hem Müslüman hem haram yiyen, hem Müslüman hem (seksi) başörtülü makyajlı, hem Müslüman hem kul hakkı yiyen, hem Müslüman hem Amerikancı arttı, artıyor. Durum çok vahim. Hangi banka daha çok faiz veriyor onu araştırıp parasını o bankaya yatıran Müslümanlar artıyor. Ülkemizde kredi kartı kullanmayanlara gerici olarak bakılıyor. Kredi kartı kullanan, faiz alıp veren Müslümanlar çağdaş sayılıyor. Pantolon giymeyen, makyaj yapmayan tam tesettürlü kadınlar/kızlar gerici olarak görülüyor Müslümanlar tarafından. Yani Müslüman Müslüman’ı geri kafalı olarak görüyor. Yirmi yıldır bunlar başarıldı, başarıları devam ediyor iktidarın. Bu ‘başarılarına’ Irak’ta ve Suriye’de yaptıkları gibi ABD ve yandaşları koalisyon güçlerinin “yirmi yıldır inmiyor” diyerek “diktatörü indirelim, Türkiye’ye demokrasi getirelim” denmesi ‘başarısı’ eklenir diye korkuyoruz.

Dileğimiz o ki kendi bilgi ve görgüsüyle yola gidenler artsın!