30 Mart seçimleri sona erdi. Seçim sonuçlarına ilişkin
çeşitli açılardan değerlendirmeler yapılıyor, yapılacak da.
Sandıktan çıkan sonuçlara herkes kendi açısından
yaklaşıp, kendini tatmin edecek taraf bulacağı gibi, takkesini önüne koyup
düşüneceği yönler olacak. Gerekli mesajlar alınacak muhakkak.
Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirme yapmadan önce,
söze her seçimde dinlemeye alışkın olduğumuz balkon konuşmasıyla başlayalım.
***
Son dönemlerde her seçim akşamı alışık olduğumuz,
sandıklardan genel manzara, yani iktidar partisinin oy oranları ortaya çıkınca,
Sn. Başbakan İstanbul dan uçağına binip Ankara ya gelir ve parti genel
merkezinin önünde toplanan kalabalığa hitap eder.
Bu konuşma parti önünde toplanan partililere zafer ve
teşekkür konuşması gibi görünse de, esas muhatap kitle; ekranları başında
izleyen, oy vermeyen seçmen, bazı iç ve dış güç odaklar ve dış dünyadır. Onlara
güven verilir.
Bugüne kadar alışık olduğumuz üzere, muzaffer komutan
edasıyla yapılan bu konuşmada, yeni döneme ilişkin ipuçları verilir.
Öncelikler, hedefler, yapılacaklar, kaçınılacaklar ve kırmızı çizgiler ortaya
konur. Yeni dönemin yol haritasının ipucu verilir.
Kucaklayıcı, herkese güven veren, endişeleri giderecek bu
konuşmayla kampanya döneminde yaşanan gerginliklere son verilerek rahatlatan
bir konuşma olur(du).
***
Ama bu defa balkon konuşması beklentileri boşa çıkardı.
Sandıktan çıkan neticelere göre iktidar partisi, yani Sn. Başbakan, galip
görünse de balkona yansıyan sonuçta yenilmişlik psikolojisi göze çarpıyordu.
Büyük bir hezimetten, kıl payı kurtulmanın sevinci var
gibiydi. Sanki 17 Aralık ta başlayan süreçle ortaya atılan iddia ve ithamların
temizlenmediği, yani sıfırlanmadığı anlaşılıyordu.
Hatırlayabildiğim kadarıyla ilk defa bir balkon
konuşması rahatlatıcı, kucaklayıcı değil; ayrıştırıcı ve gerginliği
artırıcıydı.
Kutuplaşmayı gideren, normalleştiren ve akl-ı selime
yönelen bir konuşma yoktu. Kin ve intikam duyguları hâkimdi. Böylece yeni
dönemin uzlaşma değil; kavga dönemi olacağının işareti verildi.
Ekranlara yansıyan hırçın üslup, gelecek günlerin nasıl
bir dönem olacağının sinyalini veriyordu.
İçerik itibarıyla konuşma, devlet adamlığı sorumluluğunda
bulunan bir kişiye yakışır bir konuşma değildi. Gözlerden şimşek çakan,
ürkütücü tavır, iyi bir tavır değildi.
Gerilim dolu günler şimdi başlıyor, intikam nasıl
alınırmış göstereceğim der gibi bir hava hâkimdi. Anlaşılan esas hesaplaşma
şimdi başlıyor.
Aile bireylerinin simasında da bekleyin size
göstereceğiz yazan bir mimik vardı sanki.
Tabi, bugüne kadar meydanlarda yapılan suçlamalara
ilişkin en ufak bir yargı süreci olmaması, saldırıların nefs-i müdafaaya
yönelik olduğu izlenimi veriyor.
Çünkü meydanlarda konuşulan konularla ilgili hedef
kitleye yönelik en ufak bir hukuki süreç başlatılmadı. Bunlar yapılmalıdır
anlamında değil; durum tespiti için söylüyorum.
Ne bir dava, ne bir soruşturma, kovuşturma, suç duyurusu,
inceleme, gözaltı, yakalama, arama, tutuklama, hatta (kaçmasınlar!) diye
yurtdışına çıkış yasağı hiç biri olmadı. Dolayısıyla burada başka şeyler aramak
gerek.
***
Dikkatimizi çeken bir başka husus da, klasik olarak
balkonda görmeye alışık olduğumuz; parti yöneticileri ve kabine üyeleri
karışımı vitrin yerine bu defa aile bireylerinin olmasıydı.
Doğrusu -içeriğine vakıf olmadığımız-, deşifre edilen
baba oğul telefon konuşmalarıyla maruz kaldıkları suçlamalara karşı savunma
refleksiyle makul karşılanabilecek bir durumdu. Yani ailesini yanına alması
anlaşılabilir.
Oğul neyse de, kutsal kitabımız Kur an-ı Kerim e hakaret
ettiği ortaya çıkan bir şahsa sahip çıkılarak, balkona onun da konma sını
anlamak mümkün değil. İddiaların muhatabı gazeteci halktan özür dilemişken, din
düşmanı gazetesi bile işine son vermişken böyle bir canlıya nasıl sahip
çıkılır
Yoksa sızdırılan tüm görüşmelerin doğru olduğu itiraf
edilmiş sayılacak korkusu dini değerlerin önüne mi geçti
***
Sandıktan çıkan sonuç, yaşanan süreçte devam etmekte olan
bir boks maçının ara verilen birinci raundu gibiydi.
Kanaatimizce ilk defa sandıktan nihai değil; bir ara
sonuç çıktı. Geçici bir kredi verilerek, daha fazla kirli çamaşırların ortaya
dökülmesini sağlayacak bir tabloyla hesaplaşma devam edecek. Maçın ikinci
raundu ne olur, onu ilerleyen günlerde göreceğiz. Sandığın verdiği diğer
mesajlara bakmadan esas soruya geçelim.
Bu sonuç köşke kapak atmaya yeter mi Kilit rol kimde