Asıl bu gömleği çıkarın

Abone Ol

Asıl bu gömleği çıkarın

Türkiye, son 10 yılda ABD’nin nazarındaki “müttefiklik” poziyonundan, önce “stratejik ortaklık”, daha sonra da “model ortak” konumuna yükseltilirken, birtakım başka görevlere de soyunduruldu. En başta da, İslam dünyasına Batı patentli bir “rol model” olarak yutturulmaya çalışıldı. Stratejik tehdit algısını İslam’ın üzerine kuran Batı ve ABD için “zararsız” ve “küresel nizamla uyumlu”, yani “ılımlı İslam” rol modeli olarak başrole soyunduruldu da demek mümkün buna.

Bu çerçevede Türkiye, bir koltukta iki karpuz misali “eşbaşkanlıklar” üstlenmeye başladı. Bir tanesi İspanya ile kurulan ve gerçekten de hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan “Medeniyetler İttifakı” projesiydi. Medeniyetler İttifakı girişiminin 2006’daki toplantısında açıklanan raporda, Batı ve İslam dünyası arasındaki gerilimin dini değil politik olduğunun altı çiziliyordu mesela. Bu bakış açısı, vakt-i zamanında, yani 1986’da,  “Ortadoğu’nun İslami karakteri, Batı’nın tehditi altındadır” tespitinde bulunmuş bir Dışişleri Bakanı tarafından da kabul gördü. Bu bakış açısının kabulü, bir bakıma, Batı2nın İslam’a karşı saldırılarının şemsiyesi haline gelmiş olan Haçlı Seferlerinin bile bir anlamda aklanmasıydı aslında. Böylelikle, Bush’un 11 Eylül’den sonra İslam dünyası üzerine başlatacakları saldırıları “Haçlı Seferi” olarak tanımlaması da resmen temize çıkarılmış oluyordu.

Dünya üzerindeki İslam coğrafyalarını işgallerini ve sömürmelerini “Haçlı Seferi” şemsiyesi altında bir nevi “kutsal” bir kılıfa bürüyen Batı, medeniyetler arasındaki çatışmaların ve savaşların önlenmesi derken sadece kendini garantiye alma çabasındaydı. Ve Türkiye de bu duruma alet edildi.

Velhasıl-ı kelam, binbir türlü alay-ı vâlâ ile eşbaşkanlığı üstlenen, Batı’nın İslam dünyasına karşı düzenlediği ve çağımızda da süren Haçlı Seferlerini bile “siyasi meseleye” indirgeyebilen Türkiye, “eylem merkezli bir girişim” olarak tanımlanan Medeniyetler İttifakı’nın yaşanan işgal ve çatışmalar karşısında sessiz kalmasını der bile etmedi. Hoş, sessiz kalmasa da sanki bir şey yapabilecekti! Hedef olarak kültür ve medeniyetler arasındaki gerilimlerin azaltılması ve muhtemel çatışmaların önlenmesini belirleyen bu pasif ve manasız girişimde kalmaya devam etti Türkiye. Hem de, diğer eşbaşkan İspanya, geçtiğimiz günlerde bu manasız girişimden ayrıldığı halde. Kimseler de kalkıp sormuyor maalesef, Türkiye’nin bu kerameti kendinden menkul girişimde hâlâ duruyor olmasının sebebi nedir diye.

İkinci eşbaşkanlık ise çok daha vahim bir pozisyonu içeriyor. Büyük Ortadoğu Projesi olarak bilinen ve 2004 tarihinde NATO toplantısında resmiyete dökülen plana göre, 22 Arap ülkesi ve bu Arap ülkeleriyle dolaylı dolaysız ilgisi olan 5 Müslüman ülkede köklü politik, ideolojik, sosyal, kültürel ve psikolojik değişiklikleri amaçlanıyordu. 2004’ten bugüne kadarki süreçte işgal edilen, iç savaşa, çatışmaya, kargaşaya sürüklenen, yönetimleri değiştirilen İslam ülkelerini düşününce, kimse artık BOP’un bir “komplo teorisi” olduğunu söylemeye cesaret edemiyor. bu meselelere uzak kalmış kesimler bile anlarken, maalesef İslami cenah bu projeyi yok saymaya devam ediyor, sırf iktidara laf etmemek adına. Göz göre göre İslam coğrafyası yeniden dizayn ediliyor, Batı için “zararsız” ve “yönetilebilir” bir şekle sokuluyor ve sessizlikten başka bir şey yok ortada.

“Türkiye’nin Ortadoğu’da bir görevi var. Biz, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’nin eşbaşkanıyız” diye söyleyen Başbakan Erdoğan, açıkça BOP eşbaşkanlığından bahsediyordu. Projenin diğer eşbaşkanları ise İtalya ve Yemen olurken, Türkiye bu projede hangi vazifeyle yer alacaktı, bir türlü öğrenemedik. Arada “Diyarbakır’ın BOP’un yıldızı” olacağı söylendi, o kadar. Gerçi bu süreçte izlenen dış politikaya bakınca, BOP’un ilerlemesine paralel bir çizgide gidildiği ve bazı noktalarda işini kolaylaştırdığı bile söylenebilir. Bugün eğer Suriye’de bir “Batı Kürdistan”dan bahsediliyorsa, bir zamanların “kırmızı çizgisi” olan Irak’ın kuzeyindeki devletçik, Türkiye’nin tanıdığı bir yapıya dönüştüyse, BOP’un ilerlemesine katkıda bulunulduğunu söylemek de mümkün olur.

İnsan sormadan edemiyor. Acaba İslam coğrafyasındaki yangını alevlendirmekten başka bir amacı olmayan BOP’un eşbaşkanlığından da mı vazgeçmeyecek Türkiye Bu deli gömleğini çıkarıp atmaya cesaret edebilecek mi Çıkartacaksanız, asıl bu gömleği çıkarın!