Aşıda güven ve bilgilendirme

Abone Ol

Bismillâhirrahmânirrahîm;

BİR senelik Covid-19 serüveninin en hareketli ve endişe uyandırıcı bir noktasındayız. Aşı firmaları arasındaki rekabetten midir, bilmiyorum; aşı konusunda çok farklı açıklamalar var. Çin aşısının güvenilirliğinin çok zayıf olduğu söyleniyor. Klinik çalışma sonuçları açıklanmıyor. Fatih Altaylı, bu süreçte çarpıcı bir yazı kaleme aldı: “Millet hiçbir bilgiye erişemeden kurbanlık gibi bekliyor” (Habertürk, 24.12.2020).

Her birimizin konumları gereği sorumluluk derecemiz farklı. Allah’ın insana doğuştan verdiği 5 haktan üçü “canın, aklın, neslin korunması”. 8 milyarın bu özelliklerinin korunmasından sorumluyuz. Diyelim ki, Çin aşısını aldık. Türkiye’ye güvenen İslâm dünyası gibi ülkelerde, bu kabul bir “referans kaynağı” olacak. Olayda, belki milyarların canı söz konusu… Türkiye, aşı konusunda kılı kırk yaran bir “titizlik” göstermek zorunda.

Tıbbî ilâçların içine, bir hastalığı iyileştirirken, yeni hastalıklar başlatan katkı maddeleri; çocuk bezlerine, temizlik malzemelerine kısırlaştırıcı unsurlar yerleştiren sömürgeci güçlerin, aşı konusuna seyirci kalacaklarını düşünmek safdillik olur. Tüm dünya, Siyonizm’in oyunlarını dikkate almak zorunda!

Dünya, aşı gelecek, virüs gündemimizden çıkacak, kesinliği içinde aşıya güven duyuyordu. İngiltere’de, virüsün mutasyona uğramış bir şeklinin ortaya çıkması bütün ümitleri bitirdi. Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, “Virüsün yaşama ömrünün 10 kat arttığını” (23.12.2020) söyleyerek yeni önlemler alınmasını önerdi. Bu gelişmeler insanları büyük endişelere sürükledi.

SİYASİ REKABET Mİ?

VİRÜSÜN ilk çıktığı ülke olan Çin’e bakın! Virüsü “aşı kullanmadan” yendiği halde, dünyaya aşı pazarlamaya girişmesi düşündürücü değil mi?

ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden müjde verir gibi, “Daha en karanlık günler gelmedi. Aşılar can kaybını durduramayacak” (22.12.2020) diyor. ABD yönetiminde etkin olan Evanjelist bir grubun “dünya nüfusunu azaltma projesi olduğu” biliniyor. Biden bunlardan etkilenmiş olabilir mi?

Türkiye’de, Doğu Perinçek, “Çin aşısının Türkiye’ye ithali için gerekli çalışmaların içindeyim. Sağlık Bakanımızla sürekli görüşme ve danışma halindeyiz” (22.12.2020) sözünü ediyor. Perinçek, Çin’in hoşuna gidecek söylemlere sahip. Doğu Türkistan’ın, Çin’in yanında bizdeki PKK gibi olduğunu söylüyor. Ne kadar rahatsız edici söylem!

AKP döneminde, yüzde 50 oranındaki en yüksek oyla başbakan olmuş kişi olarak tanınan Ahmet Davudoğlu; “Hükümet MHP’nin ‘vesayet’inde; ‘rota’yı Perinçek belirliyor; Erdoğan ise ‘sözcü” görüşünü seslendiriyor. Çin aşısının belirlenmesinde Perinçek’in rolü var mı? Önde gelen yöneticilerimizin, “At izi, it izine karıştı” sözü buraya kadar uzanıyor mu?

Almanya’daki BioNTechPrizer firmasının aşısına AB onay verdi. Bu kurumun Başkanı Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi, ürettikleri aşıyı kullanmaktan kaçınıyorlar. Fransa’da, halkın Alman aşısına “zorlanma”sına; muhalefet, “Sağlık diktatörlüğü kuruluyor” gerekçesi ile ateş püskürüyor.

Ahmet Hakan, “Yoksa 2020 sadece bir fragman mıydı? 2021 öyle bir geliyor ki!” sözleriyle endişelerini bildiriyor.

KORKU MU ÜRETİLİYOR?

Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro, Pfizer sözleşmesinin aşıyla ilgili maddesi için espri ile karışık uyardı: “Herhangi bir yan etkiden sorumlu değiliz. Bir maymun, bir timsah veya sakallı bir kadına dönüşürseniz, bu sizin sorununuzdur.”

DSÖ, virüsün etkisinin 2022’ye kadar süreceğini (24.12.2020) açıkladı.

Aşı olan bir doktor, “24 saat boyunca, yumruk yemişim gibi kas ağrım oluştu” (22.12.2020) diyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın tören esnasında bayılmasında, kendine yapılan aşının yan etkisi olduğu iddia edildi.

Daha sizlerin de bildiği pek çok sebep. Kendinizi vatandaşın yerine koyun! Bu kadar endişe verici söylem varken, halk nasıl güven içinde aşıya koşsun? Halk, içindeki endişeler giderilecek şekilde bilgilendirilmeli. Yöneticilerimiz, aşı uzmanları milyarlarca canın söz konusu olduğu bir olayda, sorumlulukları gereği, her zamankinden daha fazla titizlik göstermek durumundalar.

Türkiye bitki cenneti… 10 bin çeşit bitki yetişiyor. Kendi hesabıma, güvenebileceğim millî aşı bulunana kadar, “tabiat eczanesi”nden sunulan bal, çörek otu, zeytin yaprağı, sarımsak, limon, zencefil, zerdeçal, kekik, sirke, turşu gibi nimetlerle tedbirimi almaya çalışacağım.

Korku dağları üretenlere karşı Yunus Emre yol gösteriyor: “Ölümden ne korkarsın? / Korkma, ebedi varsın!” Bir ayet de şöyle: “Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah’ın iznine bağlı olmasın. Ölüm belli bir süreye göre yazılmıştır” (Al-i İmran, 145).