"Ashabımın arasında ahlâkı bana en çok benzeyen odur"
Allah‘ın Resulü kızının evine girdi. Kızı, kocası Hz. Osman‘ın başını yıkıyordu. Hz. Peygamber: "Ey kızım! Ebu Abdillah‘a daima iyilikte bulun. Çünkü o ashabımın içinde, ahlâk bakımından, bana en çok benzeyendir" buyurdu. [Taberani]
Resulullah‘ın kızı, Hz. Osman‘ın hanımı Rukiyye‘nin hanesine gittik; elinde bir tarak vardı. Bana: "Resulullah şimdi benim yanımdan çıktı. Onun başını taradım. Babam benden Ebu Abdillah‘ı sordu. Ben de: "Hayırlıdır, iyidir" dedim. Babam: "Ona ikram et! Çünkü o, ahlâk bakımından bana ashabımın hepsinden daha çok benzer" buyurdu, dedi. [Taberani]
Hz. Ömer‘in güzel ahlâkı
Amcam Hidaş, Allah Resulü‘nden, içinde yemek yediği çanağı istedi. Bu çanak bizim yanımızdaydı. Hz. Ömer halife iken zaman zaman gelir, bu çanağı çıkarmamızı isterdi. Biz de onu çıkarırdık. Onu Zemzem suyu ile doldurur, başına ve yüzüne döker, giderdi. Sonra evimize bir hırsız girdi. Bazı eşyalarımızla beraber o çanağı da çalıp götürdü. Çanak çalındıktan sonra Hz. Ömer bize geldi. Çanağın çıkartılmasını istedi. "Ey Mü‘minlerin Emîri! O çanak bizim diğer eşyalarımızla birlikte çalınmıştır" dedik. Hz. Ömer: "Biz, Ömer‘in kızıp, hırsıza veryansın edeceğini beklerken, O sadece ‘Hayret! Hz. Peygamber‘in çanağını bile çalmış‘ dedi.
Uyeyne b. Hısn b. Huzeyfe b. Bedir, Medine‘ye geldi. Yeğeni Hurr b. Kays‘ın evinde konakladı. Hurr, Hz. Ömer‘in meclisine yaklaştırdığı kişilerdendi. Zira kurra, Hz. Ömer‘in meclisinin müdavimleriydi. İster genç, isterse ihtiyar olsunlar onun istişaresine mazhar olurlardı. Uyeyne, yeğenine: "Ey yeğenim! Şu emrin yanında senin sözün geçer. Bana huzuruna girmek için izin ister misin?" dedi. Bunun üzerine Hurr, Hz. Ömer‘den izin istedi.
Amcası Hz. Ömer‘in huzuruna girdiğinde: "Ey Hattab‘ın oğlu! Allah‘a yemin ederim, bize değer vermiyorsun. Aramızda adalet yapmıyorsun" dedi. Bu sözler üzerine Hz. Ömer öfkelendi. Hatta onu dövmek istedi. Hurr: "Ey Mü‘minlerin Emri, Allah Teâlâ, Peygamberi‘ne ‘Bağışlayıcı ol. Marufu emret ve cahillerden yüz çevir‘ (A‘raf: 7/199) buyuruyor. Bu amcam da cahillerdendir!" dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer hemen sakinleşti; çünkü Hz. Ömer, Allah‘ın kitabına karşı çok hassas ve hürmetkârdı. [Buhari]
Ömer‘in hiçbir zaman öfkelenip de, Allah‘ın zikri kendine hatırlatıldığında veya Allah‘ın azabından söz edildiğinde, derhal yapmak istediğinden vazgeçmediğini görmedim.
Bilal-i Habeşî, bana: "Ey Eslem! Siz Hz. Ömer‘i nasıl görüyordunuz?" dedi. Ben de: "Hz. Ömer çok hayırlı bir insandı. Fakat kızdığında, bir tuhaf olurdu" dedim. Bilal
"Öfkelendiğinde onun yanında Kur‘an‘dan bir ayet okunsa, öfkesi hemen giderdi" dedi.
Hz. Ömer bir gün bana bağırdı ve kamçısıyla vurmak istedi. Fakat ben ona: "Sana Allah‘ı hatırlatıyorum" dedim. Bunun üzerine Hz. Ömer kamçıyı attı. "Sen bana büyük bir şeyi hatırlattın" dedi.
Mus‘ab‘ın ve Abdullah b. Mes‘ud‘un güzel ahlâkları
Mus‘ab b. Umeyr müslüman olduğu günden Uhud‘da şehid edildiği güne kadar benim dostumdu. Habeşistan‘a yaptığımız iki hicrette de bizimle beraberdi. Kafile içinde benim yol arkadaşımdı. Ahlâk bakımından ondan daha güzel ve uysal bir kimse görmedim.[İbn Sa‘d]
Hz. Ali‘nin yanında oturuyorduk. Abdullah b. Mes‘ud‘un bazı sözlerini hatırladı. Kavim onu övdü ve Hz. Ali‘ye: "Ey Mü‘minlerin emîri! Ahlâk bakımından ondan daha güzel bir kimseyi görmedik. Öğretmek bakımından da çok şefkatliydi. Yanında oturmak bakımından en güzeliydi. Abdullah b. Mes‘ud‘dan daha muttakî, vera sahibi kimse görmedik" dediler. Bunun üzerine Hz. Ali: "Ben size Allah ile yemin verdiriyorum, siz o sözleri kalbinizden gelerek mi söylüyorsunuz? Doğru mu söylüyorsunuz?" dedi. Onlar: "Evet" dediler. Hz. Ali
"Ey Allah‘ım! Seni şahid kılıyorum. Ey Allah‘ım! Ben de, onun hakkında bunların söylediklerinin mislini söylüyorum. Hatta daha üstününü!" dedi.
Hz. Ali şöyle demiştir: "O, Kur‘anı okudu. Helalini helal, haramını haram bildi. Dinde fakih, sünnette âlimdi".
Hz. Ömer‘in bir çocuğu diğer çocuklardan korumak için onunla yürümesi
Evimiz Medine‘deydi. Bir gün evden çıkıp çocuklarla beraber ağaçlardan düşen olgunlaşmamış hurmaları toplamaya gittik. O sırada Hz. Ömer, elinde bir sopa olduğu halde çıkıp geldi. Onu gören çocuklar kaçarak ağaçların arasında kayboldular. Yalnız ben kaçmadım. Eteğimde de topladığım hurma vardı. Ömer‘e: "Ey Mü‘minlerin Emîri, bunlar rüzgârın düşürdüğü olgunlaşmamış hurmalardır" dedim.
Hz. Ömer eteğimdeki hurmalara baktı. Başımı okşayarak: "Haydi git" dedi. "Ey Mü‘minlerin Emîri, şimdi çocuklar bunu elimden alırlar" dedim. Hz. Ömer: "Hayır, alamazlar. Ben seninle beraber gelirim" dedi ve evimin kapısına kadar benimle beraber geldi.
Hz. Ebubekir‘in tevazuu
Biz mahallenin genç kızları, koyunlarımızı Hz. Ebubekir‘e getirirdik; Hz. Ebubekir, bize
"Size İbn Afra‘nın sağdığı gibi, sağmamı ister misiniz?" derdi.
Hz. Ebubekir ticaretle iştigal eden bir zattı. Her gün pazara gider, alış veriş yapardı. Kendisinin bir sürü koyunu vardı. Bu koyunlar akşamları ona getirilirdi. Bazen de kendisi çıkarak koyunları güderdi. Bazen de bu işi başkası yapardı. Kendisi başkalarının koyunlarını da sağıyordu.
Halife olduğu zaman o mahalleden bir genç kız: "Artık bizim koyunlarımızı hayvanlarımızı sağmazsın" dedi. Bunun üzerine Hz. Ebubekir cevap olarak: "Hayır, hayatımla yemin ederim, onları sizin için sağacağım ve umarım ki, yüklenmiş olduğum vazife daha önceki iyi ahlâklarımı değiştirmeyecektir" dedi. Eskisi gibi mahallenin koyunlarını sağmaya devam etti. Hatta bazen: "Kızım, nasıl sağmamı istersin? Köpüklü mü sağayım, köpüksüz mü?" diye sorar, kız da "nasıl istediğini ona söylerdi. Hz. Ebubekir de istenilen şekilde sağardı.
İbn Ömer ve Muaz b. Cebel‘in güzel ahlâkları
İbn Ömer birisi hâriç hiçbir hizmetçisine lânet okumadı; onu da keffaret olarak azad etti. Bir gün de bir başkasına, "Allah‘ım ona lanet et!" diyecekti. Fakat kelimeyi tamamlamadı. "Bu bir kelimedir ki, onu tamamlamak istemiyorum" dedi.