Malumunuz, önceki akşam saatlerinde çalakalem yapılan 4. toplantının sonunda 2025 yılında geçerli olacak asgari ücret rakamı açıklandı.
Hemen herkes kendi zaviyesinden bir yorum yapmıştır şüphesiz.
Biz de olaya biraz farklı pencereden bakmaya çalışalım isterseniz.
Küsuratını bir kenara koyalım, kafamız karışmasın.
Mesela hani bizi kıskanan Almanya var ya, orada yaşadığınızı düşünün ve 22 bin Euro maaş aldığınızı hayal edin.
Hayali bile güzel. Büyük para 22 bin Euro.
Ya da biraz uzak ama Amerika’da yaşadığınızı varsayın ve 22 bin dolar aylık kazanç elde ettiğinizi düşünün.
Tıpkı Almanya gibi, hayal dahi edilemeyecek bir rakam.
Yani dememiz o ki; sorun 22 bin liralık asgari ücrette değil!
Sorun, ülkemizde ortalama 20 bin lira olan ev kirasında.
Mesela bir kişinin günde ortalama 2 tanesini rahat tükettiği 10 liralık ekmek fiyatında.
İlkokulla giden çocuğunun eline günlük en az 50 lira sıkıştırmak zorunda kalan anne babanın durumu sorun.
Et, diyeceğiz ama korkuyoruz.
Pahalı demek de doğru değil.
Sadece pahalı olsa arada bir garibanın sofrasında yer bulur ama ulaşılması güç bir besin kaynağı oldu artık.
Yani sorun ette ama esas sorun, eti üreten ama et yiyemeyen hayvancının derdinde gizli.
Hayvancı demişken süt var bir de.
Sudan ucuz.
Evet gerçekten sudan ucuz ama market raflarında garibanın eli varmıyor.
Sorun burada, asgari ücrette değil, market raflarında.
Liste uzar ama biz ana kalemlerden devam edelim isterseniz.
Asgari ücret düşük değil ama asgari ücretlinin kullanmak zorunda olduğu şehir içi otobüs-minibüse ödediği yol parası pahalı.
Otobüs-minibüs sahipleri ise akaryakıt fiyatından şikâyetçi.
Asgari ücret düşük değil, emekli maaşı düşük bir de.
Birini artırınca diğerine haksızlık yapılmış gibi oluyor.
Ama ikisinin de hali hal değil.
Asgari ücret düşük değil, gençler işsiz, ihtiyarların emekli maaşı var ile yok arasında.
Hangisinin derdiyle dertlenirseniz artık.
Bekârlar evlenemiyor, evliler geçinemiyor.
Asgari ücret düşük değil, hastalar hastaneden randevu alamıyor, randevu alan ilaç alamıyor.
İlaçları doktor da yazsa katkı payları cep yakıyor.
Neyse elbiseye sıra gelmedi, onu da önceki seneden kalanlarla idare ederiz artık.
“Fırsatçılar” diyeceksiniz.
Siz de haklısınız.
Şüphesiz, ortalık fırsatçıdan geçilmiyor ama fırsatçı da bozuk ekonomiden beslenir.
Her şey güllük gülistanlık olsa fırsatçı da aç kalır, mesleği terk eder.
Asgari ücret düşük değil, enflasyon yüksek…
Yukarıda anlatmak istediklerimizin tek cümledeki özeti bu aslında.
Asgari ücret düşük değil, enflasyon yüksek…
Enflasyonu yükselten ise asgari ücretli değil elbette.
Peki yükü kim çekiyor?
Asgari ücretli ve emekli.
Sorun burada yani.
“Açılın, ben ekonomistim” diyeceksiniz ve acemi şoför misali arabayı duvardan duvara vurup sonra da yolun ortasında bırakıp sahiplenmeyeceksiniz.
Hatta masrafını da yoldan geçen garibanın sırtına yükleyeceksiniz.
Buna tek kelime ile ZULÜM denir.
Asgari ücret düşük değil, zulüm var da denebilir.
Aslında herkes kendi zammını kendi yapıyor!
Sıfır borçlanma ile asgari ücrete yüzde 102, emekli ve memura yüz 300 zam veren Erbakan Hoca’nın partisi, ilk seçimde yüzde 20’den 15’e düştü. Vefat ettiğinde de yüzde 2 oyu vardı.
Şimdilerde herkes Erbakancı ama...
Rakama bakmaya gerek yok; kim açıkladı, onu söyleyin yeter
Hafta sonu gelen haberlere göre asgari ücret karar toplantısının Salı ya da Çarşamba günü yapılması bekleniyordu.
Salı günü bir anda karar verilerek alelacele toplantı kararı alındı.
Çok uzun sürmeyen görüşmelerin sonunda kararı açıklamak için kameraların karşısına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan geçti ve 22 bin 104 liralık rakamı açıkladı.
Aslında “gelişme” ve “sonuç”, asgari ücret rakamının düşüklüğünü anlatıyordu.
Zira eğer rakam düşük olursa bakanlar, yüksek olursa da Cumhurbaşkanı Erdoğan duyurur.
Bundan önce böyle olmuştur.
Yani anlayacağınız, açıklamadan belliydi rakamın düşük kalacağı.
Erdoğan’ın açıklaması rakamın kesin olduğuna mı işaret ediyor?
Asgari ücret rakamının duyurulmasının ardından dakikalar geçmişti ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak “Yeni asgari ücret hayırlı olsun” dedi.
Bu mesaj da, son yıllarda yapılanın aksine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son anda çıkıp rakamı yukarı doğru revize etme ihtimalinin kalmadığı şeklinde de yorumlanabilir.