Asgari Ücret Asgari Olmalı

Abone Ol

Ülkemizde ekonominin düzeltilmesi için başta zam furyasının bir durdurulması lazım. Her gün her şeye zam yapılıyor. Yıl sonu yaklaştıkça her şeyin fiyatı sürekli artıyor. Bu artış arta arta nereye kadar gidecek. Türk lirasını ‘para’ değerinden çıkarıp kıymetsiz ‘kâğıt/metal’ değerine getirinceye kadar zam yapmaya devam mı edilecek. Zamlardan önce ülkemizdeki bütün fiyatların rakam olarak aşağıya çekilmesi gerek. Temel giderde bir rakam belirleyip ona göre bütün fiyatların yeniden temelden belirlenmesi lazım. Yani bir temel birim oluşturulup fiyatlar tekrar ona göre belirlenmelidir. Yoksa vatandaş cebinde beş deste parayla gezip bir ekmeği zor alacak değere gelecek Türk lirası. Bunun böyle olmasını başta devlet istememelidir. Bir devletin para birimi aynı zamanda bağımsızlığının da göstergesidir. Pek konuşulmayan bir karar çıktı geçtiğimiz ay; 7 bin liradan fazla olan ödemeler nakit yapılamayacak banka kartıyla yapılacak. Bu, yanlış bir karardır. Devlet açısından yanlıştır başta. Devletin kendi parasını vatandaşın taşımasını istemeyip bankalarda tutmasını sağlayarak vatandaşın cebine Türk lirası yerine banka kartı koymaktır bu. Bir nevi Türk lirasını tedavülden kaldırmaktır yani. Türk lirası yerine banka kartı taşıyacak vatandaşlar. O zaman ülkemizin para birimi ne? Cevap banka kartı oluyor bu durumda. Kendi milli değerini uluslararası bir sisteme (banka sistemi) bırakmak tehlikeli bir adımdır. Kaldı ki paradan para kazanma sistemiyle yani üretmeden alın teri dökmeden karşılıksız bir şekilde zenginleşme sistemiyle çalışan bankaların (üç beş para babasının) daha da zenginleşerek ülke ekonomisi üzerinde baskı kurmasına neden olacak gücüne güç katmaktır bu durum. Yıllardır her yılın kâr şampiyonu bankalar oluyor. Bankalar ne üretiyor ne satıyor da en fazla kâr elde ediyor? Vatandaşın parasını vatandaşa satıyor. Yani faizden kazanıyor. Bir kere ülkemizde faiz sisteminin olması yanlışken bir de faize karşı olanları bile sistemin içine çekmeye çalışmak yani faize kredi kartına karşı olanları da banka kartı taşımaya faiz yemeye zorlamak ekonomiyi düzeltmede bir etki etmeyecek daha da kötüleştirecektir. Banka kartı taşıma ve banka kartıyla ödeme zorunluluğu getirmek yerine Türk lirasının değerini artırma yolları aranmalı. Bu da zam furyasını durdurmakla olur. Zam furyası durdurulmayacaksa yeni yılda asgari ücret ona göre belirlenmeli.

Türkiye’de ekonomik kriz var; vatandaşların yaşama şartları giderek yaşanmaz hale geliyor. Ülkemizde yoksulluk her geçen gün artıyor. Geçim sıkıntısı arttıkça sosyal dengesizlikler de artıyor. Adam yaralama, bıçaklama, öldürme, kadına şiddet, boşanmalar, çocuğa şiddet, gasp, yağmalama her geçen gün artıyor. Aç insanın kaybedecek bir şeyi yoktur her türlü şiddete başvurabilir. Ülkemizin sosyal dokusu ve düzeni her geçen gün bozuluyor. Bütün bunları bir nebze önlemenin iki yolu var. Temel çalışma maaş ücreti olan asgari ücretin ve emekli maaşlarının insanca yaşamaya yetecek rakama çıkarılmasıdır. Bu ekonomik ortamda asgari ücret 2025 yılı için 50 bin lira olmalıdır. 2025 yılı için en düşük emekli maaşı 50 bin yapılmalıdır. En düşük emekli maaşı asgari ücrete endekslenmelidir. En düşük emekli maaşı asgari ücret ile aynı rakamda olmalı ve emekli maaşı daha fazla olanların maaşları ona göre artırılmalıdır. En düşük emekli maaşıyla asgari ücret aynı rakamda olmalı ve bu yıldan sonra her yıl ikisine birlikte bir kere zam yapılmalı. Asgari ücretle çalışanların ekonomik açıdan insanca yaşaması sağlanmazsa, emeklilerin emekli şekilde yani çalışmadan emekli maaşıyla insanca yaşaması sağlanmazsa ekonominin düzelmesinin mümkünü yok. Ekonomi sistemini vergilere boğup ekonominin düzelmesini beklemek sadece beklemek olur. Bir simidin 15 lira olduğu ülkemizde -ki eskiden simit ekmekten ucuz olurdu şimdi çoktandır ekmek fiyatını geçmiş durumda- asgari ücretin emekli maaşlarının 50 binden aşağıda olması komiktir. Ya her şeye her türlü zam durdurulmalı ya da bu iki temel maaş 50 bine çıkarılmalı.

Türk lirasının değeri düzeltilmeden ekonomi düzeltilemez!