"İstisnâları tenzîh ederim ama subayların yeniden "subaylıklarını" bilmesi için TSK‘nın yeniden Savunma Bakanlığı‘na bağlanıp hem adlî hem mâlî bakımlardan denetim altına alınması, yâni devlet içinde "Yeniçeri Devleti" fâciâsının son bulması da şartdır!" diyen Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız, yazısının sonunda alınacak "tedbirler"e dikkat çekiyor.
Karmaşık problemlerle yüzyüze kalanlar genel olarak iki cebhede birden mücâdele verirler. Biri o problemin direkt olarak zarar ve etkilerini gidermek için, öbürüyse o direkt etkilerin kaynaklarını/köklerini kurutmak için. Bu iki cebheli mücâdele; kısa, orta ve uzun vâdeli tedbirler gerektirebilir. Türk Toplumu‘nun başındaki "Ergenekon" Belâsı bu bahsetdiğim duruma tipik bir örnek oluşturuyor. Ergenekon Dâvâsı bu belâdan kurtulmanın kısa vâdeli çâresidir.
Ancak kaynakları da kurutmak için orta vâdeli olarak yapılması elzem iş, TSK‘daki terfîleri en az beş yıllığına durdururarak 1960‘dan beri süregelen bir cuntacılık ve darbecilik "fâsid dâiresi"ni kırmakdır. Bu sâyede hem ordu içindeki eşine ender rastlanır aşırı albay ve general/amiral yığılımı eritilir hem de uğursuz bir "al gülüm ver gülüm" sistemi içinde "askerî" mesele çözmek yerine mütemâdiyen "memleket" meselesi çözmeğe hevesli grupların önü kesilir. İstisnâları tenzîh ederim ama subayların yeniden "subaylıklarını" bilmesi için TSK‘nın yeniden Savunma Bakanlığı‘na bağlanıp hem adlî hem mâlî bakımlardan denetim altına alınması, yâni devlet içinde "Yeniçeri Devleti" fâciâsının son bulması da şartdır! Hayâl görmeyelim, onbinlerce erini orduevlerinde garson olarak kullanan bu ordu muhârebe edemez!
Uzun vâdeli tedbirler ise, hemen başlansa netîcesi en erken 15/20 yıl içinde alınabilecek "eğitim" problemlerinin halline bağlıdır. Çünki insanları okullara yollamakdan ziyâde onlara o okullarda ne öğretdiğiniz önemlidir. Son zamanlarda nihâyet kafamıza dank etmeğe başladı ki gerek askerî ve gerekse sivil okullarımızdaki müfredat programları, Türkleri "bulunmaz Hind kumaşı" ve beşeriyetin geriye kalan kısmını ise "aşağılık Türk düşmanları" üstelik kendi milletinin büyük bölümünü bile "tehlike" olarak algılayan ve ondan handiyse iğrenen nesiller yetişmesini (en azından!) "kolaylaştıran" bir nitelik taşımakdadır. Askeriyenin; yüksek bürokrasi, üniversiteler ve mas-medya içinde darbe yardakçıları bulmasına da sebeb budur.
Eğer kısa vâdeli tedbirlerin yanısıra bunlarla da uğraşmazsak her birkaç yılda bir dönüp başlangıç noktasına gelmemiz mukadderdir.





