Aşağılık Kompleksi Şaşırtır

Abone Ol

Son günlerde, Batılının söylediği ve yaptığı her şeyi

tartışmasız, akıl eleğinden süzmeden kabul eden, bu kabul ettiği şeylere ters

düşen ayetlerden de yüzü kızaran, imanından vazgeçemediği gibi Batı ya imanına

da şüphe düşürmek istemeyen bir kısım insanlarımız durumu kurtarmak için,

Efendim, o dönemin kadınları toplum içinde değillerdi. Sokaklarının bile

yolunu bilmezlerdi. Ticaret, siyaset, edebiyat onların yabancı olduğu şeylerdi

anlamında yazılar yazarak Allah ın kelamını Batılının ayıplamasından kurtarmaya

çalışıyorlar. Batılının da buna inanacağını zannediyorlar.

Aynı insanlar bir başka makalelerinde Hz. Hatice nin

Yemen den Şam a kadar ticaret yapan deve filolarının olduğunu allandıra

ballandıra anlatırlar.

Ben de size, Sevgili Peygamberimizden dört yaş küçük

olan, Müslüman olmadan önce çok ünlü bir şiir yarışmasında ikincilik alan,

yazdığı şiirleri 1889 da V.de Coppier tarafından Fransızcaya, 1899 da G.

Gabrielli tarafından İtalyancaya çevrilen, Müslüman olduktan sonra da çok ünlü

şiirler yazan Hansâ isimli sahabi kadının şiirdeki maharetini Mehmet Akif

Ersoy un dilinden biraz sadeleştirerek ve de kısaltarak nakledivereyim:

Bir gün Hansâ, Ukaz panayırına gelerek şiirlerini okudu.

O zaman hakem, meşhur Nâbiğatü-z-Zübyanî idi.

Hansâ yı can kulağıyla dinledikten sonra, `İkincisin.

Eğer senden evvel şu kör şair gelmiş olmasaydı, seni birinci yapardım dedi.

Müslüman olduktan sonra Sevgili Peygamberimizin en önemli

şairlerinden olan Hassan, Hansâ nın aldığı bu dereceyi kıskandı. Hakeme itiraz

etti. Hakem Nabiğa da, `Sana cevabı Hansâ versin dedi.

Hansâ, Hassan a dönerek, `En sağlam şiirini oku bakayım

dedi.

Hassan:

`Lene-l-cefenâtü-l-ğurruyelma nebi-d-duha

Ve esyâfünâminnecdetinyakturnedema şiirini okudu.

(Manası: Bizim, sabahleyin parıl parıl parlayan beyaz

tencerelerimiz var. Kılıçlarımız, çevik kahramanlığımızdan dolayı kan

damlıyor.)

Hansâ: Kuzum, sen kabileni övmek istemişsin; fakat bir

beyitte yedi yerde hata etmişsin:

1-Bizim beyaz tencerelerimiz var derken  `Cefenât kelimesini kullanmışsın bu kelime

üçten ona kadar olan çoğulu ifade eder. Bunun yerine `Cîfân kelimesini

kullansaydın sayısız tenceremiz var demene uygun olurdu.

2-Beyazlığı ifade etmek için `Ğurr kelimesini

kullanmışsın. O kelime beyaz leke demektir. Onun yerine `Biyd kelimesini

kullanacaktın.

3-Parıl parıl parıldayan anlamında `Yelma ne kelimesini

kullanmışsın. Lemean, ara ara gelip giden parıltıya derler. Parlamadığı zaman

da olur demektir. Onun yerine `Yüşrıkne diyecektin ki alabildiğine parlasın.

4-Sabahleyin parlamasını ifade için `bi-d-duha demişsin.

Tencerenin gündüz parlaması göze çarpmaz. `Bi-d-düca deyip de gece

parlatsaydın daha güzel olur ve de cömertliğinizi ifade etmiş olurdun.

5-Kılıçlarımız anlamına gelen `Esyafüna kelimesi de

üçten ona kadar olan çoğulu ifade eder. Yani sizin o kadarcık kılıcınız mı var

Onun yerine `Süyûfünâ diyecektin. Yani çok çok kılıçlarımız var demektir.

6-Kan damlıyor anlamına gelen `Yakturne kelimesi yerine

oluk gibi kan akıyor anlamına gelen `Yesilne kelimesini kullanacaktın.

7-Kan manasına gelen `Dem yerine Kanlar manasına gelen

`Dima kelimesini kullanacaktın. (Mehmet Akif Ersoy, Kur an dan Ayetler ve

Nesirler, sayfa 320, Yüksel Yayınevi 1944, Ayrıca Hansâ nın hayatı için bak

Diyanet Vakfı Ansiklopedisi 16/46 Hansâ maddesi)

Bize, iki binin üzerinde hadis rivayet eden, Kur an ı

Kerim i anlamada bize çok önemli yol gösteren Hz. Aişe validemiz hakkında

araştırma yapana doktora unvanı verilirken, Hz. Hansâ gibi, Hz. Hatice anamız

gibi kadınlarımız (Allah, hepsinden razı olsun) örnek olarak anlatılırken

birilerinin çıkıp yukarıdaki sözleri söylemeye kalkması şaşkınlığını ifade

eder.

Allah şaşırtmasın. Âmin.