Eskiler anlatır; o zamanlar devlet memuru olmak acayip makbülmüş. Ve tabii ki o yıllarda aileler evlenecek çağa gelen kız çocuklarını öncelikli olarak doktor, avukat, mühendis ve öğretmene vermek istermiş. Çünkü bu meslek gruplarının temelinde "istikrar", "iyi kazanç" ve "rahat bir yaşam" isteği yatıyormuş. Peki bugün öyle mi? "Neredeee..." dediğinizi duyar gibiyim. İşin aslına bakarsanız devletin resmi kurumu TÜİK de sizin gibi düşünüyor.
Türkiye İstatistik Kurumu‘nun, "Hanehalkı İşgücü Araştırması 2009 Yılı Sonuçları" diyor ki; Her yıl 2,5 milyon genç üniversite sınavına giriyor ama bunlardan ancak yüzde 10‘u üniversiteli oluyor. Üniversiteden muzun olanların ise büyük bir çoğunluğu iş bulamıyor. Yani ülkemizde "3,5 milyon işsiz genç nüfus var" diyor. Ve ekliyor: Diplomalı mimar ve mühendislerin dörtte biri, 631 bin öğretmenin ise 219 bini açıkta. Vah ki vah!
Araştırmaya göre artık ÖSS şampiyonları bile işsiz kalıyormuş. Üniversite mezunları arasında en yüksek işsizlik oranına sahip olan bölümler şöyle: Sanat bölümü mezunları yüzde 46... Bilgisayar mühendisleri yüzde 35,6... Öğretmenler yüzde 34,7... Basın yayın mezunları yüzde 20. Üstelik çoğu bölümlerin mezunları kendi mesleklerinde de çalışamıyor. Mezun olunan bölüm ile yapılan iş arasında ciddi farklar var. TÜİK‘in araştırmasına göre 1 milyon 800 bin kişi ise iş aramaktan umudunu kesmiş durumda...
Tahminlere göre, 2010 yılında işsizlikte yüzde 3.3, 2011 yılında yüzde 4.5 oranında artma olması öngörülüyormuş. Türkiye‘nin çok daha hızlı olarak büyüdüğü dönemlerde bile işsizlik oranlarında bir gerileme olmadığı göz önüne alındığında, daha düşük hızlı büyüme tahminlerinin, istihdam hacmini olumlu yönde etkilemeyeceğini anlamak zor olmayacaktır. İşsizlik sorununun nasıl başladığı ve hangi dönemlerde geliştiği artık tartışma konusu yapılmamalıdır. Çünkü çözüm zamanıdır ve geç kalınmamalıdır. Yani çözüm, işsizliği ortadan kaldıracak iş değil, işsizliği ortadan kaldıracak "işvereni yaratmak"tır.
Gerçekçi konuşmak gerekiyorsa işsizlik diye görünen şeyin arkası "açlık"tır. Neden mi? İşsizlik kısa sürdüğü zaman işsizliktir. Yani aldığınız işsizlik yardımını, kıdem tazminatını tüketene kadar... Eşten ve dosttan borçlanmanın sınırına geleceğiniz gün kadar... Satabileceğiniz neyiniz varsa satabilene kadar... İşin son raddesinde vazgeçebileceğiniz ne varsa vazgeçebilene kadar. Çünkü ondan sonrası açlıktır. Ve açlığın beklemeye tahammülü yoktur...





