Artık köylere dönüş vakti geldi!

Abone Ol

3 Nisan 2020’de burada yazdığım şu iki cümleyi hatırlatmak istiyorum;

“Koronovirüs yarın geçer gider… Ama Türkiye’nin önceliğini, gözlerini, radarlarını bu alana çevirmesi elzem…”

Bu alan dediğim, üretim, üretim, üretim...

***

Yaklaşık bir hafta önceydi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları ifade etti:

“Öncelikle tarım, tekstil, sanayi ve bu üç sektörün ardından turizmde kademe kademe rahatlamanın başlaması planlanıyor…”

Erdoğan’ın bir vurgusu daha vardı; tarımın öneminin altını çizerek, kurmaylarına, “Kendi evinizin önünü bile ekin, boş yer kalmasın” talimatını verdi.

Bir defa böyle bir vurgunun Cumhurbaşkanı tarafından yapılması çok önemli. Bu köşede yıllardan bu yana tarımın önemine işaret eden yazılar kaleme alıyorum. Bu ülke yönetiminin tepe noktasındaki bir ismin bu şekildeki yönlendirmesi olumlu bir adım. Ancak mesele şurada; bu yeterli mi? Kanaatim odur ki bu talimat önemlidir ama yetmez. Yani, evet ama yetmez! Nasıl mı? Anlatayım...

Dikkatinizi çekmek istiyorum; son dönemde bazı büyükşehir belediyeleri, sınırları içinde bulunan tarım üreticilerine şu çağrıda bulundu: “Siz üretmeye devam edin. Satamadığınız ne varsa biz almaya hazırız!”

Bu açıklama, tarımla uğraşanları bir nebze olsun rahatlatmaya dönük önemli bir ‘yerel söz’ idi.

Şimdi bu sözün daha ilerisinin merkezi idareden gelmesini bekliyorum. Nedir o? Şunlar;

 Bugüne kadar yanlış, hatalı politikalar uygulandı. Şeker fabrikaları satıldı, tütün ekimi yasaklandı, kotalar getirildi, saman dâhil birçok tarım ürünü ithal edilir hale geldi. En kötüsü köyler boşaltıldı.

* Artık köye dönme vakti geldi. Köylerimiz her bakımdan cazip hale getirilecek. 40 sene öncesinde olduğu gibi köylerimizin dağlarında yine hayvan sürüleri otlayacak. Tarlalar ekilecek. Şu anda biraz hobi olarak değerlendirilen meyve bahçeleri canlandırılacak.

* Teşvik ve gerçek destekle köyler yeniden canlanacak. Köye dönüşler sadece kâğıt üzerinde kalmayarak jet gibi hızlanacak.

* Eskiden olduğu gibi köylerde ilkokullar açılacak. Sağlık ocakları hizmet vermeye başlayacak. Kooperatifler kurulacak.

* Köylerde yaşayanlar da gelecek, iş ve işsizlik kaygısı olmayacak. Sadece “doğulan” yer değil aynı zamanda “doyulan” yerler olacak, köylerimiz.

* İsteyen istediği kadar şeker pancarı ekebilecek. Artık kota mota yoktur. Çiftçinin satamadığı şeker pancarını devlet alacak.

* İsteyen istediği kadar elma, armut, kayısı, üzüm, ceviz, incir, dut vb. üretecek, ziraatçının elinde mal kalmayacak. Devlet satılmayan ne varsa alacak.

n Büyükbaş, küçükbaş hayvancılık yapmak isteyenlere devlet kucağını açacak.

* Köye yerleşenlere elektrik, telefon, yakıt, mazot vb. şu kadar daha ucuz verilecek…

***

Bunlar bir devlet için zor vaatler mi? Kanaatimce tümü de istendiği takdirde yapılabilecek işler…

ÖNEMLİ BİR PARANTEZ!

Erbakan Hocamızın, Başbakan Yardımcısı olduğu dönemlerde temelini attığı fabrikalar vardı, hatırlayacaksınız... Bu sütunlarda birkaç kez yazdım. Bunlar Türkiye’nin farklı bölgelerine dağılmıştı.

İşte yukarıdaki ‘köye dönüş’ adımlarıyla birlikte eş zamanlı olarak bir de bu önemli fabrikaları da mercek altına almanın tam zamanı.

Toprak aynı toprak... Su aynı su... Hava aynı hava... İnsanımız zaten hazır ve nazır. Yapılması gereken daha önce buralarda neler yapılmak istenmiş ise buna bir kürek daha ilave etmek.

Peki, nerelerde neleri yapmak lazım.

Bakalım, Erbakan Hocamız vakti zamanında tarım, hayvancılık ve zirai manada nerede, hangi bölgelerde, hangi il ve ilçelerde neler yapmış? Neler yapmak istemiş?

İşte Erbakan Hocamızın reçetesi;

* Konya Kulu Tuz Fabrikası

* Afyon Şeker Fabrikası

* Afyon Et ve Balık Kurumu

* Hakkâri Yüksekova Süt Fabrikası

* Siirt Süt Fabrikası

* Trabzon Peynir Tereyağı Fabrikası

* Mardin Mazıdağı Peynir Tereyağı Fabrikası

* Adapazarı Yem Fabrikası

* Şanlıurfa Ziraat Makine Fabrikası

* Adıyaman Makine Fabrikası

* Afyon Şeker Fabrikası

* Afyon Et ve Balık Kurumu

* Ağrı Şeker Fabrikası

* Aydın Gübre Fabrikası

* Bitlis Sigara Fabrikası

* Çorum Şeker Fabrikası

* Denizli Şeker Fabrikası

* Diyarbakır Tütün Sanayi Fabrikası

* Diyarbakır Et Kombinası

* Kırklareli Ziraat Makine Sanayi

* Konya Gübre Fabrikası

* Konya Traktör Fabrikası

* Konya Şeker Fabrikası

* Konya Traktörü Yenileme Fabrikası

* Manisa Tütün Sanayi

*n Kahramanmaraş Elbistan Şeker Fabrikası

* Mardin Gübre Fabrikası

* Mardin Şeker Fabrikası

* Mardin Traktör Fabrikası

* Muğla Tütün Sanayii

* Muş Şeker Fabrikası

* Kütahya Soma Gübre Fabrikası

* Van Şeker Fabrikası

* Ve… Günün şartlarına göre belirlenecek diğer fabrikalar…

***

İşte Edirne’den Van’a kadar Türkiye’yi ayağa kaldıracak reçete… Uygulansın bu reçete... Adı geçen yerlerde gereken adımlar atılsın. İşsizlik zaten had safhada. Buralarda istihdam da olsun. Hele bakın bakalım neler oluyor Türkiye’de...

Bilmiyorum ne dersiniz...

ÇAYIN KOKUSUNU TAA UZAKTAN ALMAK!

Köylerimiz eski güzelliğine, eski cazibesine kavuşsun derken şunu anlatmak istiyorum;

Çocukluğumun bir kısmı köyde geçti. Özellikle ekin biçme zamanı, nemli biçmek çok daha kolay olduğu için sabah çok erkenden tarlaya giderdik.

“Hon” alırdık.

O erkenden tarlaya gitmelerden bende kalan en kalıcı hatıra, “sabah kahvaltıları”.

Zaten birkaç saattir orak salladığımız için canımız çıkmış, yorulmuşuz, acıkmışız…

Tam o anda, anamın bir dastar (bez, peştamal) ve çaydanlıkla birlikte uzaktan görünmesi…

Yüzlerce metre uzaktan gelen çay kokusu… (Şimdilerde değil yüzlerce metre 10 cm’den çayın kokusunu alamıyoruz…)

Uzun lafın kısası; köylere dönüş şart! Ama nasıl? Tarım, evet ama nasıl?

***

(“Maske…” Gelecek yazıda…)