Artan vakalar neden ürkütmeyecek?

Abone Ol

Toplum salgından korkuya kapılıp paniklemesin ama ortada ciddi bir şey yokmuş havası estirmenin de fazla bir anlamı yok sanıyorum. İki yılı aşkın bir süreden beri dünya ve özellikle de ülkemiz salgın ile mücadele ediyor. Bu mücadelede de aşı önü çekiyor. Zaman zaman toplum olarak kapanmaya gidilerek, insanların birbirleri ile temaslarını en aza indirmeye çalışıldı. Ancak görünen o ki, aşılamadan da istenen sonuç alınabilmiş değil. Özellikle salgında Omicron varyantının ortaya çıkmasından bu yana salgın yayılma konusunda hız kazanmış görünüyor. Çünkü 28 Ocak tarihli Bakanlıktan yapılan açıklamada, günlük vaka sayılarının 93 bin 586 olduğu, vefat edenlerin ise 210’a ulaştığı belirtiliyordu. Bu rakamlar medyada rekor vaka sayılarına ulaşıldığı şeklinde değerlendirildi. Ertesi gün yani 29 Ocak günü Bakanlıktan yapılan açıklamada ise vaka sayısı 94 bin 783, vefat edenlerin sayısı 174 olarak belirtildi. Kısacası vaka sayılarında iki gün arka arkaya rekor sayıya ulaşılmış oldu.

Söz konusu rakamların arkından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaptığı açıklamada, artan vaka sayılarının ürkütmemesi gerektiğini belirerek, ”Hastalık eski günlerindeki gücünde değil” diyordu. Elbette salgının eski gücünde olmadığına dair düşüncenin bir dayanağı vardır. Ancak yine de salgının ne zaman sona ereceği konusunda yetkililer ve bilim adamları net bir şey söyleyemiyorlar. Ancak umut veren açıklamalar, oluşması muhtemel panik halini engelliyor demek yanlış olmaz. Bu arada vaka sayılarında rekorun kırıldığı gün Sağlık Bakanı Koca, bir başka açıklama da Prof. Dr. Tevfik Özlü’den geldi. Özlü, ”Omicron bağışıklığı salgının sonunu getiriyor” diyordu. Elbette gönül bu açıklamaların doğru çıkmasını arzu ediyor. Ancak Omicron varyantının ortaya çıktığı ilk günlerde de benzer şeyler söyleniyordu. Buna rağmen günlük vaka artışları iniş çıkışlı da olsa artarak bugünlere gelindi. Yeni varyantın salgının ilk günlerindeki gücünde olmadığı bir gerçek ise de görünen o ki, vaka sayıları çok kısa sürede 25-30 binlerden 90 binlere ulaştı. Yani bir günde pozitif insan sayısı nerede ise 100 binlere yaklaştı. Buna rağmen korona salgınında Omicron varyantının devreye girmesi ile bir bağışıklığın oluşması, bunun da salgını bitirebileceği elbette ümit verici ama salgından hayatını kaybedenlerin sayısı 175-210 arasında seyrediyor. Yani hemen her gün sayıları azımsanamayacak insanımız hayatını kaybediyor. Böyle olunca sanki yapacak bir şeyimiz kalmamış da Omicron bağışıklığının salgını bitireceğini beklemek gibi bir durumla karşı karşıya olduğumuz görüntüsü ortaya çıkıyor.

O zaman iki yılı aşkın bir süreden beri yaptığımız uygulamalar ve aldığımız tedbirler gereksiz miydi? Sorusu akla geliyor. Elbette her salgın bir gün son bulabilir. Ama toplumda büyük bir tahribat yapmış olur.

Yapılan açıklamalarda salgında en kötü günlerin geride kaldığı belirtiliyor. Böyle olunca da Omicron varyantı hastalığın son günlerine gelindiğini akla getiriyor olsa da bunun kesin bir delili söz konusu değil. Çünkü gündemde Omicron varyantının olmadığı günlerde kimsenin aklına böyle bir iyimserlik gelmiyor, aşılanmanın yaygınlaşmasından başka çözüm olmadığı vurgulanıyordu.

Hemen belirteyim ki, felaket tellallığı yapmanın peşinde değilim. Duam toplum ve insanlık olarak bu dertten bir an evvel kurtulmamız içindir. Ancak iki seneyi akın bir süreden beri salgın konusunda yapılan açıklamaların ve alınan tedbirlerin genellikle el yordamıyla alındığı anlaşılıyor. Çözüm olsa olsa böyle olur yaklaşımı ile sonuç alınacağı zannı ile hareket edildiği görüntüsü ortaya çıkıyor. Bu bakımdan bir süre sonra bugüne kadar adını duymadığımız bir başka varyant ortaya çıkarsa tüm bu söylediklerimizin aksini sergilersek o zaman söylenecek sözlerin hiçbir anlamı ve inandırıcılığı kalmaz. Bu bakımdan yapılan açıklamalarda toplumu panikletecek ve boş vermişliğe sürükleyecek üsluba dikkat etmek gerekiyor.