"Bu vatandaş Cuma namazını tek başına evinde kılmış", "Cenaze namazına katılanların rüku ve secde yapmadıkları görüldü" "Seferi olduğu için orucunu erken açmış" Medyamızın din-diyanet, İslâm konusunda arızalı yaklaşımından birkaç çarpıcı başlık bu yazdıklarımız. Küresel ısınma ile ilgili önceki gün kaleme aldığımız yazımızda, "Yağmur duası nın" önemine ilişkin medyamızın istihza dolu bir yaklaşımda bulunduğunu, olayların tamamını maddi perspektifte değerlendirmenin yanlış olduğunu kaydetmiştik. Maalesef bu yaklaşım, medyada tüm ağırlığıyla sürüyor Bu arızalı yaklaşıma Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu karşı çıktı ve bazı gazete ve televizyonlarda yağmur duasıyla alay edilmesine tepki gösterdi. Bardakoğlu, "Kişisel kanaat ne olursa olsun, insanımızın duasına, yakarışına en azından saygılı olunmalı. Rabb ine el açışını, yakarışını anlamaya çalışmalı. Bunun yerine, anlamsız bir davranış gibi görmek etik değildir. Yağmur duası, insanın Kainatın Sahibi yle bütünleşmesidir" dedi.
Küresel ısınmayla ve susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalmamızla ilgili ıskaladığımız en önemli konu, "Allah (c.c.) ünün rahmetini üzerimizden neden çektiğini düşünmememizdir " Çünkü, pozitif ilimlerle, meteorolojik verilerle, küresel ısınma teorileriyle işin sadece maddi boyutuna açılımlar getirebilirsiniz. Oysa, "Gökten yağmuru indiren de, yerden tüm nebatatı bitiren de güç ve kudret sahibi olan Allah tır (c.c.)" Mevsimleri değiştiren de, iklimleri belirleyen de, güneşin, ayın, gezegenlerin aynı çizgide hareket etmesini sağlayan da Allah tır (c.c.) Kısaca, medyamızda inançsızlığını açık açık sergilemekten utanç duymayan kalemşörlerin arlanmazca "İşimiz Allah a mı kaldı " yaklaşımı, güç ve kudret sahibi Allah ın (c.c.) rahmetini, merhametini inkar etmektir Önceki akşam Show TV de Mehmet Ali Erbil ve Okan Bayülgen in oynadığı Hemşo adlı filmi izliyoruz Bayülgen, Erbil in kan davalısı Onu vuracak Filmin bir sahnesinde balkona çıkıyor, tabancayı çekiyor Erbil, allem kallem ederken başlıyor ezan okumaya Güzel, güzel okurken, bir ara sanki unutmuş gibi ezanı kesiyor "Neydi lan bunun sonrası" gibi bir şeyler söylüyor Bizim, eleştirdiğimiz ve her zaman üstüne basa basa vurgulamak istediğimiz şey bu İnsan, inanmayabilir. Din ve diyanetle ilgili bilgi sahibi olmayabilir Ama, hiçbir şey, onun bizim dinimizle istihza etmesinin gerekçesi olamaz Ezan-ı Muhammedi yi senaryonuza böyle bir sakil durumun figüratif unsuru olarak koyamazsınız Bu yaklaşım, sorunlu yaklaşımdır Daha önce de defalarca gündeme getirdik Mehmet Ali Erbil, Bülent Ersoy gibi tipler, en olmadık yerde, atmosferin hiç uygun olmadığı bir ortamda, espri figürü olarak besmeleyi kullanırlar Alakasız bir ortamda, "Bismillahirrahmanirrahim" deyiverirler Bizim derdimiz, Allah ın (c.c.) isminin o ortamda kullanılması, anılması, hatırlanması değil Yaşantısıyla ofsayt tiplerin bu işi bir malzeme unsuru olarak değerlendirmesi Medyanın her unsurunda, gazete haberlerinde, programlarda, programcılık mantığında bu mantalitenin ortadan kaldırılması gerekiyor. "Ben inançlı birisiyim" diyorsanız, onun gereğini yerine getireceksiniz Değilseniz de, imanımızla alay etmeyeceksiniz! Sizin anlayışınız size, bizim imanımız bize!